YENİ EVRENİN ADI: AMASRA

Daha birkaç gün önce iş çıkışı klasiğimi yapıp Amasra’ya giderken Ahatlar'ı geçtikten sonra güneş ışınlarının Karadeniz’in sularına veda oynaşmalarını izledim. Ahmet Arif ‘in 'Oy Sevmişem' şiirini aklımda kaldığı mısralarıyla bağırarak söyledim ve ağzımdan çıktıktan bir kaç saniye sonra ekolu olarak, karşımda üç sıra halindeki yalıyarlarda sesimi dinledim. 
Ne Salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni...
 
Önümde izlediğim manzaraya şükürler içinde bu şiiri okurken anılarım aklıma geldi:
 
Filtresiz bir şekilde çektiği ay tutulması fotoğrafını Nasa ana sayfasına koyarak onurlandırılan, büyük usta, fotoğraf sanatçısı, İran asıllı arkadaşım Anvari, 2008 yılında fotoğraf çekmek için Amasra'ya gelmek istediğini söyleyene kadar Amasra benim için sıradan bir güzeldi.

O, şehri çevreleyen surları, tarihi kaleyi uygun açılardan ustalıkla pozlarken, ben sırtımda
binlece lira değerindeki onun objektiflerini, elimde tripodunu taşıyordum. Gömü Köyü'nü
gören Bakacak tarafında tripodun yerini bana gösterirken, yerlilerin bizi tapu-kadastro memuru
zannetmesi gülümseten bir anı oldu.


 
Saber, vizörü ayarlayıp objektifin arkasına geçmemi isteyince yaptığımız iş karşısında dilim tutuldu. Tavşan Adası’nın sisli halini kayaların üstünden çekerken bana sırrını fısıldadı: "İnsanlarla  birlikteyken bulamadığın huzuru burada bulabilirsin." Ve Amasra birden kendine aşık eden bir güzele dönüştü gözümde.
 
Şehrin içine soluklanmak için iniyor, liman tarafına uzanıp koyu bir sohbete dalıyoruz. Fatih'in şehri
fethetmek için yapılacak savaşın şehre zarar vereceğini düşünüp şehrin teslim edilmesini istediği ve "Lala Çeşm-i Cihan bu mu ola!!" dediği yerin tam aksi istikametindeyiz. Burası Ahatlar adı verilen bölge. Fatih bu bölgeyi görseydi sanırım Bakacak'tan daha çok etkilenirdi.

Bu arada objektif çantasını aşağıda unuttuğumuzu anımsıyoruz. Saber'in telaşını görünce "rahat ol, buralarda hırsızlık pek olmaz" diyerek onu sakinleştiriyorum. Bir çırpıda aşağıya iniyoruz. Çantamızın bulan kişiler tarafından belediyeye teslim edildiğini öğreniyoruz. Saber şaşkın: "İstanbul'da kapının önüne koyduğum boş kutular bile beş dakikada çalındı, burası ne güzel bir yer!" diyor. Böylece bozulmamış bir toplumda yaşamanın mutluluğunu ve Saber'e karşı haklı çıkmanın gurunu yaşıyorum.

Tekrar kaldığımız tarafa yöneliyoruz. Güneş ışıklarının suda yarattığı renk cümbüşünü, yeşilikler arasında yerleşimin olduğu yarım adayı fotoğrafladıktan sonra Saber "İnsan zevkine uygun evreni ancak rüyasında bulur; burası tüm güzellikleri içinde barındıran bir evren" diyor.

Onun bu sözleri benim Amasra'ya yeni bir gözle bakmamı sağladı. Her mevsim değişen renkleriyle Amasra beni yeniden büyüledi. Amasra da 'Aşağı Mahalle' denilen Kaleşah özellikle ilgimi çekiyor. Arka arkaya sıralanan koyları, denize kadar inen yeşilliği, yeşil ile mavinin eşssiz uyumu insanı başka dünyalara götürüyor. Amasra'ya hakim tepeye kurulmuş Diamond Oteli’in bol camlı restoranından balığa çıkmış motorların yorgun seslerini dinliyor, rengarenk bulutları izliyoruz.
Feng shui'yi kıskandıracak bu doğa güzelliği ve uyumu karşısında sadece susuyoruz.
Saber "tadı damağımda kaldı" diyor ve cephanelik keşfetmiş gibi "geri geleceğim" cümlesini ekliyor İstanbul'a dönerken. Amasra’nın Türkiye’nin en güzel manzaraya sahip ilk on yer çinde olduğunu söylüyor.

O gidiyor ben kalıyorum. Ben her mevsim, her fırsat bulduğumda her tepeden seyrediyorum bu renk orkestrasyonunu. Fotoğrafçılığa merak salıyorum. Sevgili dostumun hediye ettiği makine ve kimsenin bilemediği ufak tüyolarla fotoğraf çekmeye başlıyorum. "Geldiğimde Amasra’nın göremediğim hallerini fotoğraflarınla göster bana" diyor giderken. O gidiyor önce İstanbul'a sonra sonsuzluğa...

Bir vasiyete sadık kalır gibi, isteyerek, doyamadan yaşarım bu şehri.
 Bu güzelliklerle ruhunuzun yıkanmış olacağını garanti ediyorum. Tadlarına gelince: Bartın’ın ilçesi olmasına rağmen kendi adıyla anılan, sadece buraya özgü salatası ve her an bulacağınız taze balığıyla sizi aç bırakmayacak bir yer Amasra.

Bu evreni görmeniz için sizi de davet ediyorum, erken yaşta kaybettiğimiz Barış Akarsu’nun doğup büyüdüğü bu yere…

Etiketler