Google+

ZAMANDA YOLCULUK : KÜBA

512329 Tem 2013Gezi Notu
SİBEL AKINCISİBEL AKINCISilver Yazar29 Tem 201351230 Yorum

İşte yine yollardayım…Üzerimde merak, heyecan ve bilinmezliğin verdiği gerginliği örten ,sakin role bürünmüş bir Sibel var…İstanbul’dan Paris’e, Paris’ten Havana’ya uzanan uzun bir uçak yolculuğu…Paris- Havana uçağımız büyük bir Jumbo Jet (Fransız Hava Yollarına ait )…Altımızda sonsuz beyaz ve üstümüzde sonsuz mavinin arasında sessiz, sakin geçen bir yolculuk…

İşte Havana’dayız… Rehberimizi bekliyoruz… Gönlüm harman yeri gibi dağılmış…Hangi zamandan nereye bakıyorum karışıyor… Otelimiz ve  gezi otobüsümüz…İkiside son derece modern ve yeni… Tamam diyorum şimdiki zamandayız… Bir yandan şeker renklerine bürünmüş Amerikan arabaları geçiyor yanımızdan…Hay Allah… 1950 lere ışınlandım herhalde… Birbirine dolanan günlerin ardından zaman ilerledikçe anlıyorum.. Evet… zaman burada 1959 yılında durmuş…Gördüğüm şimdiki zaman ise bizim gibi turistler için…

KUBA TARİHİ

Kuba’yı tanıyabilmek ve anlayabilmek için biraz geçmişe ışınlanmak gerekiyor… Taa Hazreti Muhammed’in ölümüne kadar…Sıkı durun geliyor…

Hz Muhammed öldükten sonra ona inananlar İslamiyeti yaymak için değişik topraklara gitmeye karar veriyorlar. İlk olarak Afrika’ya gidiyorlar.Burada İslamiyeti oturtuktan sonra sıra karşı tarafa yani Avrupa’ ya geliyor. 711 yılında Berberiler ve Araplar’dan oluşan ordu gemilerle bugünkü Güney İspanya’ya çıkıyor…Liderleri Tarık Bin Ziyad… Bu arada bir bilgi aktarmak istiyorum; Tarık Bin Ziyad karaya çıktıktan sonra  bütün gemileri yaktırıyor.Ki, kimse vazgeçip geriye dönmek istemesin…İşte “Gemileri Yakmak “ deyimi  buradan geliyor. Şimdi biz yine konumuza dönelim… Evet gemiler yanıyor ve kimse bir daha geriye dönemiyor. O zaman İspanya’da yaşayan Yahudiler var. Yani bizim deyişimizle Sefaratlar. Yani İspanyol Yahudileri. Bunlar Müslümanlara çok yardım ediyor ve onların yanında oluyorlar. Böylece İspanya’da Müslüman egemenliği başlamış oluyor.  Ta ki, 1492 yılına kadar. Sonunda İspanya Kral ve Kraliçe’si – Hani bizim Muhteşem Yüzyıl dizisinden populer anlamda tanıdığımız İsabella ve nişanlısı Ferdinand var ya! İşte o Kral ve Kraliçe yani İspanya Kralı Ferdinand ve Kraliçesi İsabella bütün Araplar’ı 2-Ocak-1492 yılında İspanya’dan atıyorlar ve kaptırdıkları toprakların hepsini geri alıyorlar. Yahudiler’e de ya kalır din değiştirirsiniz ya da gidersiniz deniyor. Kalmak isteyenler kalıyorlar-bunların  hikayesi de bir başka trajedi-.Gitmek isteyenler ise –o sırada Akdeniz ve civarında Muhteşem Osmanlı hüküm sürmektedir- Beyazıt dönemindeki Osmanlı’nın topraklarına sığınıyorlar(1492). Yahudilerin tarihinde II. Beyazıt çok önemli. Bir ulusun yok olmasını önlemiş. Bu Yahudilere Sefarat denmesi ise : İbranice’de ‘Sefarat ‘ İspanya demektir.

Havana-2

Bu arada,” Kuba’yı anlatıyordun, kafana güneş mi geçti? buralara geldin.” diye söylendiğinizi duyuyorum…Ama daha iyi anlamak ve anlatmak için gelmek zorundaydım.Neyse İspanya’dan devam edelim.Bu arada artık  Dünya’yı keşif zamanı gelmiş.  Ve İspanyollar yeni keşifler yapmak için hazırlık yapıyorlar.Nihayetinde 3 gemi ve 76 tayfa ile birlikte yola çıkılıyor-aynı gün Sefaratlardan ülkeyi terketmeleri istenmişti- Artık durmak yok.Tayfalara, ele geçirdikleri toprakların ganimetlerinin %10 u verileceği söyleniyor. 11 Ekim’ 12 Ekim’e bağlayan gece sabaha karşı bir tayfa önce kuşların uçtuğunu ve sonra da tahta parçalarını görüyor.Ve işte kara görünüyor,-burası Bahama Adaları açıklarında San Salvador- ve buraya Kastilya Krallığı’nın bayrağının dikiyorlar.Bunu yapan kaptanı  hepimiz biliyoruz. Kristof Kolomb!...  Yine yola devam. 28 Ekim’de Kuba’yı görüyorlar.Kristof Kolomp burayı görünce konuşamıyor, dili tutuluyor.  Ve sonra da “ İnsanoğlunun çıplak gözle görebileceği en güzel yer olmalı” diyor.Tabii  burada yaşayan yerliler  yeni gelen yabancıları gördüklerinde “Kubanakan! Kubanakan!” diyerek kaçışıyorlar.Kolomb ise bunların söylediği Kubanakan kelimesini Kubilay Han olarak anlıyor. Ve yanındaki rehbere “söyle kaçmasınlar kendilerini öldürmeyeceğim” diyor. Fakat nafile!... Rehber de konuştukları dili anlamıyor. -Küçük bir not: Rehber Yahudi.Çünkü o zamanlar Yahudiler Doğu’da yaşayanların dilini biliyorlar.-Ve rehber bunların konuştukları dili anlamadığını söylüyor.

Havana-1
Frida Kahlo'nun Kocasının çizmiş olduğu Dünya'nın en büyük resmi

İşte o zaman Kolomb buranın Hindistan olmadığını anlıyor ama kimseye söylemiyor. Daha sonraki yıllarda oğluna yazdığı mektuplarda bu kuşkusundan bahsediyor. İlk önce buraya Batı Hint Adaları deniyor.Yerlilere de İndian. Kubanakan nedir diye soracak olursanız eğer ; yerli dilinde “merkeze” demek. Kuba ismi buradan geliyor. Burada Taion  yerlileri yaşıyormuş.1492 den 1540 a kadar  salgın hastalık ve kılıçtan geçirilme yüzünden nüfusları 100bin kişiden 5bin kişiye düşmüş. Daha sonra Kolomb 1493 yılında adamlarını bu adaya yerleştiriyor ve haber vermek için İspanya’ya doğru yola çıkıyor.Ama ilk önce Portekiz’e uğruyor. Sanırım biraz da hava atmak için Portekiz Kralı’na gördüğü bu zenginlikler anlatıyor. Çünkü Kolomb daha önce Portekiz Kralı’na gitmişti. Ama Portekiz Kralı ona yardımcı olmamıştı.

Havana-2
Havana

Portekizliler  bunu öğrenince kendileri de gitmek istiyorlar ve İspanyollar’la aralarında anlaşmazlık çıkıyor.Bu sırada yeni keşfedilen yerlere Portekizliler de gidiyor. Aralarında anlaşamayan bu iki devlet Papa’ya gidiyorlar. Ve sonunda Papa,Dünya’yı bu iki devlet arasında bölüştürüyor. Portekizliler’e Afrika ve Brezilya, İspanyolar’a ise Brezilya dışında Güney Amerika düşüyor. Bu anlaşma 1494 yılında yapılıyor. İsmi ise “Tortesias” yani Yeryüzünün Bölüştürülmesi anlaşması.Kolomb daha sonra bu topraklara birkaç kere daha geliyor.Bir gün Kraliçe İsabella’in kurduğu ticaret odasında  Americo Vespuçi ile tanışıyor ve arkadaş oluyorlar. Kolomb Americo’ya çok güveniyor. Böylece oğluna götürmesi için yazdığı mektupları ona veriyor. İnsan doğasındaki merak mı desem, şeytan mı dürtüyor desem bilemiyorum, Vespuci gönderilen mektuplardan birini açıp okuyor. Mektupta özetle “Oğlum burada yaşayan yerliler Marco Polo’nun anlattıklarına benzemiyor.Buranın farklı bir yer olduğunu düşünüyorum” yazıyor.Bu mektuptan dolayı Vespuçi buranın yeni bir kıta olduğunu anlıyor.Kolomb öldükten sonra da herkes buranın yeni bir kıta olduğunu öğreniyor.-Kolomb İspanya da bir manastırda 1506 yılında öldü- Sonraları bu yeni kıtaya Americo Vespuçi’den dolayı “America” deniyor.”Americo” değil de” America”… Çünkü İspanyolca da America feminen bir isimdir. Kadın ismi olmasını istediklerinden dolayı bu kıtaya “America” denilmiş.

Havana-3

Daha sonraları Pizzaro ve Kortes bütün kıtada İnkalar’ı ortadan kaldırıyorlar. İşte size bütün Güney Amerika’yı özetleyen bir söz.”Batılılar buraya geldiğinde bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı”.

Havana-4

Bütün bu yağmalanan mallar Kuba’da toplanıyor ve oradan Avrupa’ya gönderiliyor. İşte bu yüzden burada da şu filmlere konu olmuş Karaip Korsanları var. Ama Avrupalı yağmacılar durur mu?. 1600 lü yılların sonuna doğru bunları da yok ediyorlar. Ve artık İngilizler’de sahnede. Toprak talepleri ile birbirleriyle çatışıyorlar.  Çatışmalar sonucunda İspanyollar’la İngilizler masaya oturuyorlar. Ve böylece Kuzey Amerika’da İngilizce’nin hakimiyeti başlamış oluyor.

Bu arada Kolomb ilk seferine çıkarken ( 3-Ağustos-1492 ) 6 Eylül’de Kanarya Adaları’nda mola vermiş ve buradan aldığı şeker kamışlarını Kuba’ya getirmişti. İşte Kolomb’un getirdiği bu şeker kamışı buraya çok iyi uyum sağlıyor. Şeker kamışını işlemek için köleye ihtiyaç olduğundan  buraya Afrika’dan köle getiriliyor. Kölelik 1865 e kadar devam ediyor.

Havana-5
Unesco'nun Dünya doğa mirasları listesine aldığı bölge

Şimdi 1800 lü yıllardayız . 1800 de Napolyon tahta çıkıyor. 1807 de Portekiz’e saldırıyor ama alamıyor. 1808 de İspanya’yı alıyor. Bu arada Osmanlı’da II. Mahmut dönemi. Batılılaşma başlıyor. Karısı Nakşidil Sultan fikirleriyle II.Mahmut’u  çok etkiliyor. Aynı zamanda Nakşidil sultan Jozefin’in Kuzeni.Nakşidil Sultan Ruslar’la barış antlaşması yapılmasını sağlıyor. Böylece doğuda işi kalmayan Osmanlı Napolyon’a dönüyor. Bunu fırsat bilen İspanyolar Latin Amerika’daki pek çok askerini İspanya’ya çekiyor. Bu sırada  İngilizler Latinleri kışkırtıyor. Ve sömürgeler birer birer özgürlüklerinin ilan ediyorlar (1800 den 1806 ya kadar ). Geride İspanyollar’ın elinde Dominik Cumhuriyeti ve Kuba kalıyor.1800lü yıların  sonlarına doğru Hose Martin adlı kişi Kubalılar’ı İspanyolar’a karşı ayaklandırıyor.  İspanyollar da Hose Martin’in kafasını keserek öldürüyorlar,  sopaya takıp halka gösteriyorlar. Bunun üzerine 1895 te halk tekrar ayaklanıyor. Çatışma sırasında Kuba açıklarındaki bir Amerikan gemisinde bir bomba patlıyor. Ve Amerika siz yaptınız bahanesiyle  İspanyollar’ı buradan yani Kuba’dan atıyor, ve yapılan anlaşma sonucu Kuba özgürlüğüne kavuşuyor. Guantonama’yı da Amerika’ya bırakıyor. Guantonama 1903 ten beri kiralık olarak Amerika’nın elindedir. Ve artık Kuba Amerika’nın arka bahçesidir. Buraya Amerikalı zenginler ve şirketler yerleşiyor. Ve Kubalılar Amerikalılar’ın yanında aylık 5-6 Peso’ya çalışır oluyorlar. Ve yine ikinci sınıf vatandaştırlar.Tabii buna diktatörlük yönetimi uygulayan hükumet göz yumuyor.Yani Batista dönemi. Bu sıkıntıya katlanamayan insanlar ayaklanıyorlar. Bilhassa öğrenciler. 1940 ların sonunda bir Ortodoks Partisi kuruluyor. Bu parti üyelerinden biri de  Fidel Castro’dur.

Havana-6

Parti sürekli yükselişte… Seçimler yapılacak… Ancak birkaç gün kala Batista yönetimi seçimleri iptal ediyor. Castro buna çok bozuluyor. “Fikirsel anlamda seni yok edemedik ama çarpışarak yok edeceğiz” diyor ve avukatlık cübbesini çıkarıyor. Böylece yönetime karşı 26-Temmuz-1953 te saldırıyorlar ama yakalanıp hapse atılıyorlar. Ama Castro’nun popülaritesi hapisteyken çok artıyor. Bu yüzden Batista yönetimi Castro’yu sürgüne Meksika’ya gönderiyor. Castro 1956 yılında Meksika’da sürgündeyken Guetemala’dan gelen bir gençle tanışıyor. Bu genç Ernesto Che Guevara’dır. Böylece Castro ve Che 1958 yılında ünlü Granma yatıyla Kuba’ya geliyorlar. Tam karaya çıkmalarına yakın kuvvetli rüzgar yüzünden sürükleniyorlar ve Batista’nın askerlerinin önüne çıkıyorlar. Çıkan çatışma sonucu 82 kişiden 12 kişi hayatta kalıyor ve   kaçarak şekerkamışı tarlalarına saklanıyorlar. Ve artık devrim hareketi başlamıştır. Yıl 1958. Che, Santa Clara’da (Doğuda ) Castro Batıda savaşıyorlar. Che Batıdan Doğuya giden silah ve mühimmat taşıyan treni ele geçirince artık Batista yönetimi bir şey yapamıyor ve 300 milyon dolar servetiyle birlikte  ülkeden kaçıyorlar. Bu arada  önemli bir not; Che bu bölgede Havana şehrine Castro’dan daha yakınmış.İlk önce şehre kendi girebilir ve kahraman kendi olabilirmiş. Ama O öyle yapmıyor. Castro’ya öncelik tanıyor.Önderimiz O’dur diyor. Havana’ya girdiklerinde bu guruba ilk katılanlar Hilton Oteli’nin çalışanları oluyor.Daha sonra diğerleri katılıyor. Castro Havana’da meydanda konuşma yaparken bir güvercin omzuna pisliyor. Ve herkes Castro’nun  kendilerine uğur getireceğine inanıyor. İşte bir devir de böyle başlıyor. Ne zaman biteceğini hep birlikte yaşayıp öğreneceğiz.

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar