Google+

EYOBUS hakkında fikri olan var mı arkadaşlar, paylaşabilir misiniz:)

899401 Kas 2014Tartışma
Cevap
18 Nis 2016

EYOBUS'a geçen yıl katıldım ve gerçekten hayatımın en güzel ve eğlenceli günleriydi diyebilirim.50 genç ile 17 günde 13 ülke gezmek gerçekten heyecan vericiydi.

Cevap
18 Nis 2016

Ben Eyobüs'e geçen yıl katıldım benim için hayatımın en güzel 17 günüydü Eyobus'le Avrupada bir otobüs dolusu gençle  17 günde 13 ülke 17 şehir gezdik ve her dakikasında bir anımın olduğu muhteşem bir gezi olarak tanımlayabilirm.

 

Cevap
18 Nis 2016

Ortalama ne kadar harcadın?
 

Cevap
18 Nis 2016

Doğrusunu söylemek gerekirse tamamıyla sana bağlı,ben yaklaşık 500 euro harcadım.

Cevap
18 Nis 2016

açıkçası ben bu sene katılmak istiyorum ve iyi bir araştırma yapmak istiyorum türkiyede bu tarz işler yapan kurumlar var eyobus en çok dikkatimi çeken oldu açıkçası garantisi var mı paramız yanıyor mu yada gerçekten hak ediyor mu
 

Cevap
18 Nis 2016

Paranızın son kuruşuna kadar hakkını veren bir proje pişman olmazsınız.EYOBUS Avrupa Gençlik Derneğinin bir projesi ve güvenilir gerçekten içiniz rahat olsun o konuda.

Cevap
18 Nis 2016

teşekkürler burak 
 

Cevap
18 Nis 2016

Burak sen hangi Eyobus'e katıldın

Cevap
18 Nis 2016

Eyobus 5'e katıldım sen ?

Cevap
18 Nis 2016

Ben Eyobüs 7 'ye katıldım

Cevap
03 Tem 2017
Eyobus Kuzey Avrupa Turu

Düşüncelerimi tura gittikten sonra burda paylaşacağım

Cevap
17 Tem 2017
KUZEY AVRUPA TURU

Avrupa Turu'ndaki videolara bakarak çok eğlenceli ve olumlu bir gezi olacağını düşünerek, Kuzey Avrupa turuna katıldım ve katılmayı düsünenlere fikir olsun diye geziyle ilgili gözlemlerimi yazacagım.

Turun ilk günü Atatürk Hava Limanında Simit Sarayında bulustuk, daha önce tanısma amaclı oryantasyon yapılmadığı için kimse birbirini tanımıyordu. koordinatörler geldiğinde daha önce tanıdıkları kişilerle selamlaşıp yeni gelenlere herhangi bir tanışma eğiliminde bulunmayınca, "Noluyor yaa, hata mı ettim acaba, insan bir hoşgeldiniz arkadaşlar der" dedim içimden.Neyse boşver dedim ve moralimi bozmamaya çalıştım.Uçakla Litvanya'ya indik ve ilk gezimiz burda başladı.Şehir merkezine geldiğimizde koordinatör "Şu kapıdan girip gezebilirsiniz" dedi,hepimiz ayrı bir yere dağılıp gezmeye başladık. Bu arada halen kimse yanında oturan kişi dışında diğerleriye tanışmadı. Litvanya (Vinlius) gezisi sonunda bir arkadasın saati Türkiye saatine ayarlı kalınca buluşma saatine geç kaldı ve koordinatörün "Gelmezse, bırakıp gidecegiz yapacak birşey yok" sözünün üzerine yaşadığım şokun ardından çok şükür ki çıkıp geldi ve biz Letonya'ya doğru yola çıktık.Bu arada yolculuk sırasında otobüste herkes kendini kısaca tanıttı ve çok şükür tanışmış olduk.Ardından otele geçildi ve sabah iki arkadaş otelde uyuya kalmış, kordinatör onları bekleyemeyeceğini, odalarına gidip kapılarını çalamalayacağını, uyandıklarında taksiyle şehir merkezine gelebileceklerini soyleyip onları bırakıp Letonya (Riga)'yı gezmek üzere şehir merkezine geldiğimizde gezinin üçüncü şokunu yaşadım. Neyse yine aynı şekilde herkes kafasına göre gezdikten sonra,Estonya'ya (Talinn)'e geçildi. Burda da bir kara düzen şeklinde, saldım çayıra modunda, neyin ne olduğunu bilmeden, şurda bisey var gidelim tarzı gezmeler devam etti. Biz zannediyorduk ki bu 3 ülke küçük ve her yer yürüme mesafesinde olduğu için rehberlik hizmeti verilmiyor, oysa ki Finlandiya (Helsinki)'ye de geldiğimizde de durum değişmeyince, herkes kendi arasında homurdanmaya başladı,biz kendimiz gezeceksek neden turla geldik falan tarzı konuşmalar başladı.Bununla birlikte aynı zamanda turun sahibi olan kişi gezilebilecek yerlerle ilgili sorulan sorulara da bilmiyorum, bir araştırayım tarzı cevaplar veriyordu. Bardağı taşıran son damla ise, İsveç'ten çıkarken koordinatörün "Şurayı gezebilirdiniz, burayı gezebilirdiniz" demesi üzerine,insanlar patladı ve "Bunları ülkeden çıkarken değil, girerken soyleseydiniz"şeklinde tartışmalar oldu. Bu olay daha sonra bu bir geyiğe dönüştü ve her ülke çıkışımızda herkes birbirine "Şurayı gezdiniz mi, gezmediniz çünkü siz salaksınız" şeklide espriler yapmaya başladı. Durum aynen şuydu; otobüsten iniyorsunuz koordinatörler ve bir kaç yakın dostu beraber geziyorlar, diğerleri kendileri gezmeye çalışıyorlar, özellikle dil sorunu yaşayanlar büyük sıkıntı yaşadılar. Oysa ki canlı yayınlarda bizimle gezebiliyorsunuz, sonra size serbest zaman veriyoruz, kendiniz gezebiliyorsunuz şeklinde açıklamalar yapılıyordu.

Neyse gelelim otellerin ya da hostellerin kalitesine; web sitesinde 3 ve 4 yıldızlı hotellerde konaklama yazmasına rağmen, sözleşmede 3 ve 4 yıldızlı hotel ve hosteller yazmasına dayandırılarak, yolculuk süresince lobide çarşaf ve havluların kucağınız verildiği,otelden ayrılırken çarşafları çıkardığınız, hatta bir tanesinde asansörün olmadığı ve valizlerimizi 4 kat sırtımızda taşıdığımız, saç kurutma makinası ve şampuan olmadığı için bir çok sorun yaşanan hostellerde kalındı. Hatta bir tanesinde koordinatörün otele gelmeye 5 dakika kala "Yeni farkettim odalar iki kişi değil dört kişiymiş" sözü üzerine "eee bee pesss" demekten kendinizi alamıyorsunuz. Kahvaltılar bir hostelde paket şeklinde bize verildi, onun dışında açık büfeydi.

Bunun yanısıra özellikle gezmesi zaman alacak büyük ülkelere saat 15:00'dan sonra gelip, sabah yola çıkıldığı için çok da gezecek bir zamanımız olmadı. 

Diğer bir sorun ise, koordinatörün sık sık "Burası Kuzey Avrupa, burda mola yeri yok, çok su içmeyin, kahve, bira içmeyin" diye sürekli telkinde bulunması da gezinin keyfini kaçırdı. Su ve tuvalet ihtiyacı kabus haline dönüştü.Mola yerlerinde bayanların özel durumları nedeniyle iki kez wc sırasına girmesi bile eleştiri konusu oldu. 20 saat süren Norveç Danimarka arasında bile sadece iki kez ihityaç molası, bir kez da otobüsün camı kırıldığı için mecburi mola verildi.

Bir de son dakika sürprizinden bahsetmek istiyorum. Tur gününden önce whatsap grubu kuruldu ve tur sahibi tarafından Norveç (Flam)'daki trenin 50 Euro olduğu ve gezi ücretine dahil olmadığı soylendi. Bu da bir şaşkınlık yarattı ve katılmak isteyenler online olarak ya da oraya gidince 50 Euro vererek tura katıldılar.

Diğer bir durum ise, Helsinki'den Stockholm'e geçerken kalınan 17 saatlik gemi yolculuğunda kalınan kamaraların deniz seviyesinin altında penceresiz çok dar bir alanda 4 kişilik olmasıydı. Oyle ki arabaların kaldığı katın bile bizim üzerimizde olduğu soylendi.

Son şehrimiz Amsterdama geldiğimizde yine saat 14:00'ten sonraydı ve biz Amsterdam'da iki gece kalacağımızı zannederken, bir gece kalıp, ertesi sabah yola çıkacağımızı öğrendik. Web sitesinde Amsterdam'da iki gece kalacağımızın yazdığı hatırlatıldığında koordinatörün verdiği cevap, "En çok hangi ülkede kalınıyorsa o ülkeden vize alınıyor, Hollanda'dan vize alabimemiz için öyle yazıldı" denildi. Dönüş için hava alanına giderken gezi hakkında yapılan kısa değerlendirmeler de bir kaç kişi şikayetlerini belirtti ve otellere geç gidildiği için yeterince gezilemediğinden bahsedildi, hatta tur sahibine"Yarım günde Çorum bile gezilmez, Amsterdam'ı gezmemizi nasıl bekliyorsunuz" şeklinde bir serzenişte bulunuldu.

Beni rahatsiz eden diğer bir konu ise tur sahibinin sık sık yaptığı harcamalar konusunda konuşması oldu, uçak bileti bu kadar, gemi şu kadar, feribot bu kadar, otoban şu kadar, hotel bukadar (isterseniz booking'ten hostel fiyatını, internetten uçak biletini anlık olarak öğrenebiliyorsunuz oysa) demesiydi, bunu profesyonelce bir davranış olarak görmedim ve doğru bulmadım. 

Bunlar geziden aklımda kalanlar, hiç mi güzel birşey olmadı diyebilirsiniz, otellere geç gidilmesi nedeniyle çok zaman kalmadığı için yeterince gezemememize rağmen rota ve seçilen ülkeler güzeldi, karar size kalmış, ne tercih edin derim, ne tercih etmeyin derim, ben yaşananları özetledim, gerisi size kalmış, iyi geziler...

 

-