Google+

Esra Sunar: “Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks”

261017 Şub 2014Söyleşiler

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
İstanbul’da doğdum. İlkokulu bitirdikten sonra Üsküdar Amerikan Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünü bitirdim. Önce denetim, sonra enerji sektöründe çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Bir ara çalıştığım çokuluslu şirket beni yurtdışına bile gönderdi çalışmak için… Her hafta başı gidip her hafta sonu geliyordum İstanbul’a, THY’nin iyi bir mil toplayıcısı oldum o dönem, hatta topladığım millerle bir de daha uzaklara gidiyordum fırsat buldukça… O zamanlar insanın çalışma dışında bir hayatının olabileceğini düşünmezdim bile… İş hayatında gördüğüm ve yaşadığım olaylar beni öyle bir yere getirdi ki, artık hayatımda farklı bir şeyler yapmak istediğime karar verdim ve radikal bir kararla işimden ayrıldım. Kendime zaman ayırdım. Hal böyle olunca da, çok sevdiğim halde zorunlu olarak çalışma temposu içinde yapıldığında çok yorucu hale gelen seyahat etmeyi de şimdi zevk alarak yapıyorum. Baktım ki, gezdiğim yerler ciddi bir sayıya ulaşmış, zaman geçtikçe bunları hatırlayabilmek ve benim gibi seyahate ilgisi olanlarla paylaşmak için gezdiğim, gördüğüm yerleri, oralarda yiyip içtiklerimi de www.yasamakarken.blogspot.com.tr  adlı blogumda ve bazı gezi sitelerinde yazmaya devam ediyorum.

Gezmek size ne ifade ediyor? Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?
Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks.  O yüzden, uzak rotaları hariç tutarsak,  tek bir yerde uzun süre gezmek yerine daha az sürelerle farklı yerleri görmeyi tercih ediyorum.

Esra Sunar: “Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks”

Şimdiye kadar kaç ülke gezdiniz?
Sayısını tam bilmiyorum ama zannederim 35’in üzerinde ülke ve bu ülkelerde 100’den fazla şehir... 

Bugüne kadar gittiğiniz yerler arasında sizi en çok neresi etkiledi?
Tek bir yer söylemem mümkün değil ama Güney Amerika özellikle de Brezilya ve Arjantin tekrar gitmeyi istediğim yerler. Tabii Avrupa’da da özellikle Montreux ve Leman Gölü’ne komşu şehirlerdeki yavaş hayatı ve dinginliğini çok seviyorum. 

Bize biraz seyahat etme mantığınızı anlatır mısınız? Genelde tek mi yoksa grupla mı seyahat edersiniz?
Her ikisini de yapıyorum çünkü her ikisinden de alınan farklı tatlar var. Duruma ve gittiğim yere göre bazen tek, bazen iki kişi bazen de grupla seyahat etmekten hoşlanıyorum. 

Rotanızı nasıl belirliyorsunuz?
Genellikle görmediğim yerlere öncelik vermeye çalışıyorum.

Esra Sunar: “Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks”-1

Seyahat öncesi nasıl bir hazırlık yapıyorsunuz?
Avrupa’da bir yere gideceksem uçak ve otel dışında çok fazla plan yapmıyorum. Uzaklarda, özellikle dil problemi yaşayacağım yerlere gitmek için turların programlarını inceleyerek turla veya grupla gitmeyi tercih ediyorum. O anlamda pek maceracı bir kişiliğim olduğu söylenemez. Bir de daha önce gitmiş olan kişilere soruyorum ve onlardan ön bilgi alıyorum. Çok fazla olmamakla birlikte gitmeyi planladığım yer hakkındaki kaynakları bir miktar okuyup çalışıyorum, önceden bazı haritaları ediniyorum mesela...

En son nereye gittiniz?
En son San Francisco ve Napa bölgesine gittim.

Sırada neresi var?
Planlarımda İran ve Selanik ile İtalya’nın Cinque Terre Bölgesi var. 

Gezi deneyimlerinizi paylaştığınız blog ya da web siteniz var mı?
Evet, var: www.yasamakarken.blogspot.com.tr

Esra Sunar: “Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks”-2

Ülkelerin yeme-içme alışkanlıkları çok farklı olabiliyor. Siz gezilerinizde bu durumu nasıl belirliyorsunuz, yemek yemek için nasıl yerler tercih ediyorsunuz?
Genelde gitmeden önce seyahat bloglarını ve Trip Advisor & Lonely Planet & Gezimanya gibi sitelerdeki önerileri okuyorum. Bunlardan benim de hoşuma gidebilecek yerleri seçiyorum. Böcek gibi benim ağız tadıma çok aykırı olabilecek ekstrem tatlar haricindeki lokal yiyecekleri tatmayı da seviyorum. Bence lokal tatlar denemek, gittiğiniz yerin kültürünü anlamak için güzel bir yöntem.

Kalacak yer olarak tercihiniz genelde nedir? Otel, hostel, kamp vs.
Çok maceracı bir tip olmadığımdan genelde otelde ve butik otellerde kalmayı tercih ediyorum. Avrupa’da 3 yıldızlı veya butik oteller tercihim oluyor. Ancak Uzakdoğu ve Fas gibi Afrika ülkelerinde bu standardı biraz daha yüksek tutmaya çalışıyorum.

Esra Sunar: “Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks”-3

Bugüne kadar gittikleriniz arasında sizi hayal kırıklığına uğratan bir yer oldu mu?
Gezdiğiniz an ne kadar hayal kırıklığı ya da “burda da bir şey yokmuş” diye düşünseniz de her görülen yerin insanın görüş açısını genişlettiğine ve eve döndükten sonra “iyi ki gitmişim” izlenimi bıraktığına inanıyorum.

Farklı bir ülkeye yerleşmeyi düşündünüz mü? Düşündüyseniz neresi ve neden?
Düşünmedim, bence kültürünü aldığınız ülkede aile ve dost çevrenizle yaşamak vazgeçilmez bir lüks.

Esra Sunar: “Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks”-4

Eğer imkânınız olsa 1 sene izin ve limitsiz para verseler, haydi gez deseler, neler yapar nerelere giderdiniz?
Limitsiz para ister miyim emin değilim ama daha rahat harcayacağım bir param olsa Güney Amerika’ya tekrar gitmek isterdim. Ayrıca Alaska, Güney Afrika, Peru, Avustralya ve Japonya gibi henüz gitme fırsatı yakalayamadığım ama gitmeyi çok arzu ettiğim yerlere de giderdim. Oralarda yine halka karışarak gezmeyi tercih etsem de daha konforlu seyahat etmeyi seçerdim sanırım…
 
Türkiye’deki insanlar gezmek, seyahat etmek konusunda biraz eksik kalmış durumda, ne yazık ki ekonomik şartların da etkili olduğu bu durumun gelişmesi için önerileriniz var mı?
Türkiye’de vize sorununun büyük bir problem olduğuna inanıyorum. Aslında yeşil pasaportu olup da özellikle Avrupa’da vize alma problemi yaşamayan ciddi bir nüfusumuz olduğundan bu konuya ciddi olarak eğilinmiyor. Ne yazık ki çoğu kez aracı kurumların da bu konuda “kraldan çok kralcı” davrandıklarına şahit oldum. Profesyonel hayatta yani çalışıyorken benim için hiç sorun olmayan ve bir şekilde benim için birilerinin takip ettiği bu iş, iş hayatından ayrıldıktan sonra ciddi bir problem oldu. Hatta neredeyse 8 yıl, önceden yaklaşık ayın dörtte üçünü geçirdiğim Avrupa’ya sırf bu yüzden ayak basmadım. Blog yazmaya başladıktan sonra biraz da yakınlığından dolayı ve gitmeyi özlediğimden, vize konusundaki probleme rağmen, gezi rotama Avrupa’yı tekrar aldım. Bunun dışında; eğer önceden plan yapılırsa özellikle yakın yerlere gitmenin maliyetinin, Türkiye içinde herhangi bir yere gidip tatil yapma maliyetinden daha fazla olduğunu düşünmüyorum. Bir de tabii bir seyahatin maliyetini hesaplarken bunu sadece ekstra bir maliyet olarak görmemek ve aynı zamanda evde oturmanın da belirli bir maliyeti olduğunu unutmayıp bu maliyeti de seyahatin toplam maliyetinden düşmek gerek diye düşünüyorum.

Esra Sunar: “Seyahat etmek benim için yaşamın rutin temposundan ve zorunluluklarından bir arınma, bir nevi detoks”-5

Gezmeye yeni başlayanlara tavsiyeleriniz nelerdir? Nereden başlamalı, nelere dikkat etmeliler?
İçlerinden neresi geliyorsa oradan başlamak en doğrusu sanırım. Ayrıca bizim ülkemizde de olduğu gibi, gidilen yerlerde de genelde yerli halkın gittiği restoranlar ve bölgeler turistik mekânlardan çok daha ucuz ve görülmeye değer oluyor. O yüzden buraları internet üzerinden ya da daha önceden gidip görmüş kişilerden öğrenip gitmek, insana hem zaman kazandırıyor hem de paradan tasarruf ettiriyor. Bu anlamda blogların çok önemli bir görevi yerine getirdiklerini düşünüyorum. Burada dikkat edilmesi gereken husus, kendi zevkinize uygun blog yazarlarını takip etmeniz tabii ki...

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar