Google+

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”

413823 Ara 2016Söyleşiler

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Biz iki gezgin tanıştığımızda konuştuğumuz ilk konu “gezgin olmak” oldu. İki ayrı dünyadan olan bir sosyolog ve bir veteriner hekimin gezgin olması bizi mıknatıs misali birbirimize çekti; bir daha da birbirimizden kurtulamadık. O günden bugüne 15 yıldır hala “gezgin olmak” nedir onu tartışıyoruz : ) Bıkmadık hala bu konudan. Benim adrenalini seven bir kadın onun ise eğlenceli bir adam olması seyahatlerimizi tadından yenmez bir hale getrdi. İkimiz de memur çocuğuyuz. İlkokulu 4 ayrı şehirde okuduğumuz, coğrafyamızın her bölgesinin suyunu içtiğimizden, bizim için farklı bir şehirde uyanmak, farklı yörelerin yemeklerini yemek ve insanlarıyla iletişim kurmak, nefes almak kadar doğal bir şey... Bu durum insanın kanına işleyen, uzun süre bir yerde kaldığında tepelerin arkasını merak ettiren bir durum. Eee… Hal böyle olunca gezgin ruh damarlarımızın taaa içine kadar işledi. İşte biz bu ruhu serbest bıraktık. Nereye gitmek istiyorsa, imkânlarımız doğrultusunda peşine düşüp gittik. 9 sene sonra yolculuğumuza sürpriz bir şekilde katılan “Küçük Gezgin Çakıl”a da bu ruhu aşıladık ve tüm seyahatlerimize onu da ortak ettik.

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”

Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?
Gezmek, yeni yerler keşfetmek, başka kültürlere dokunmak bizim hayatımızın olmazsa olmazı.  Parasız günlerimizde 5 sene boyunca hemen hemen tüm Ege ve Akdeniz koylarında çadır kurduk. Kendi balığımızı kendimiz yakalayıp mangal yaptık. Tabii bu uğurda sevgilimin çok oltalar heba edip 3 gün boyunca balık tutamadığı günler, ama inat edip beni yarı aç uyuttuğu günler oldu ama eğlendik mi eğlendik : ) Biz büyüdükçe ve hayatımız yoluna oturdukça hayatımızı “gezgin” olmak üzerine kurduk biraz da… Dedik ki 10 kapılı gardırobumuz olmasın, bize iki kapılı gardırop yeter. Gerçi onun XXL kıyafetlerini iki kapılı dolaba sığdırmak zor oldu ama yine de pes etmedik : ) Yıldönümlerimizde, sevgililer gününde ya da yılbaşında hediye almayalım birbirimize; baş başa bir yemek yeter dedik. Tüm bunlara ayıracağımız parayı bankada bir seyahat hesabı açıp ona yatıralım ve her yıl yeni yerler keşfedelim istedik. Çünkü biliyoruz ki hayatta hiçbir şey bizi gezmekten daha çok mutlu edemez. Biz gezmezsek yorulur, tükeniriz. Gezebilmek uğruna pek çok şeyden kısarız ama hiçbir şeyi de kafamıza takmayız. Paramız mı yok, yakın civarlarda ufacık pansiyonlarda kalırız, paramız mı var atlar uçağa bir başka ülkenin toprağında keyfimize bakarız; paramız mı yok hafta sonu bir köye gider hayvanları sever, dallardan kızımızla meyve toplarız; paramız mı var bir başka ülkenin parkında piknik yaparız. Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız. Bize gezmek olsun yeter yani : )

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”-1

Gezgin bir çiftsiniz ve kızınız da sizinle geziyor, birlikte gezmenin zorlukları neler?
Küçük Gezgin Çakıl yaşamımıza katılmaya karar verdiğinde, onu yaşamımızın tam da göbeğine oturtmaya karar verdik. Yani tüm seyahatlerimize onu da ortak edecek, ona kitaplardan öğrenemeyeceği bir hayat sunacaktık. Ne de olsa 15 yaşına geldiğinde arkadaşlarıyla gezmeyi bizimle gezmeye tercih edecek ve bize ancak arkasından bakmak düşecekti. Biliyorduk ki ona kendi ellerimizle Interrail biletini alacaktık. Bari o zamana kadar beraber gezmenin tadını çıkaralım dedik. Böyle bir kararı vermişken biraz rahat olmak gerektiğinin de farkındaydık. Aksi takdirde her seyahat bizim için bir eziyete dönebilirdi. Tatildeyken ağlayacak, kusacak, hasta olacak, düşecek ama bunların hepsi evde olsak da başımıza gelecek; bunlar çocuklu hayatın bir gerçeği ve kaçışı yok. Eee madem öyle seyahat sırasında olursa canımızı sıkmaya hiiiiç gerek yok; tam gaz gezmeye devam dedik. Gerçekten de seyahatlerde 40 derece ateşlendiği, diş çıkardığı, göz enfeksiyonu yaşadığı, bademciklerinin kafam kadar şiştiği günler oldu. Ama ne onun keyfini ne de kendi keyfimizi bozmadık ve gezmeye devam ettik. Dolayısıyla birlikte seyahat etmenin çok büyük zorluklarını yaşamadık; çünkü pek çok insanın zorluk olarak gördüğünü biz olağan olarak gördük. Ama yine de bizim için zor olan tek seyahatimiz Sırbistan oldu. Sırbistan’da sigara içme yasağının olmaması ve yılbaşı zamanı gitmiş olmamız; gaz odası haline gelen restoranlarda dışarıya masa kurdurup eksi 15’te yemek yememize ve insanların bize deli gözüyle bakıp, garsonların bizden nefret etmesine sebep oldu. Onun dışında hiçbir ülkede, hiçbir seyahatte zorluk yaşadığımızı söyleyemem. Barlara çocuk kabul etmiyorlarsa; dışarıda oturur; arabayı kenara park eder, içinde mışıl mışıl uyuyan Çakıl’ı izleyerek keyfimizi süreriz, öğlen yorgunluktan sızdı mı; bir gölgeye geçer iki sandalyeyi birleştirir eski usul uyuturuz; biz de bu arada bir yorgunluk kahvesi içeriz. Hasta mı oldu; tüm gece başında oturur, ilacını verir, tüm önlemleri alarak ertesi sabah gezmeye devam ederiz. Bu tempoya doğduğu andan beri alıştığı için, Çakıl da bizim gibi her şeyi olağan karşılayan bir çocuk haline geldi.

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”-2

Şimdiye dek kızınızla birlikte hangi ülkeleri gördünüz? Kızınızın en çok sevdiği hangisi oldu?
Biz kızımız olmadan önce İngiltere, Hollanda, Belçika, Fransa, İspanya, İtalya, Vatikan,  Kıbrıs ve Türkiye’de 40’dan fazla şehri gezmiştik. Kızımızla birlikte ABD, Hollanda, Belçika, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Sırbistan, Slovakya, Avusturya, Rodos, Kos, Midilli, Sakız, Pserimos, Kalimnos, Lüksemburg ve Türkiye’de 50’nin üstünde şehrin havasını soluduk daha da devam edeceğiz : ) Ama onun en sevdiği yerin Los Angeles olduğunu söylemeliyim. Disneyland ve Universal Stüdyoları’nda eğlendiği kadar hiçbir yerde eğlenmedi. Roller Coaster’ların birisinden indi diğerine bindi; tüm çizgi film karakterleriyle fotoğraf çektirdi. Los Angeles’ın sahillerinde ise buz gibi havada okyanus sularına kendini attı. Monterey’de yaptığımız balina izleme gezisinde gördüğü onlarca devasa balinayı her gördüğü kişiye anlatır. Onun için de bizim için de unutulmaz bir deneyimdi : ) Bir çocuk için ilginç olsa da en çok etkilendiği bir diğer yer ise Berlin’de 5 saat gezip de yorulmadığı “hırsızlaaar, taşlarımızı bize geri versinler” diye gözyaşı döktüğü “Bergama Müzesi” oldu.

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”-3

Kızınız kaç yaşında? Onu bir “gezgin” olarak nasıl tanımlarsınız?
Küçük Gezgin şu anda 5,5 yaşında. Bebekken bile bizi gece uykumuzdan attığı kahkahalarla uyandıran, çok keyifli ve çok eğlenceli bir çocuktur. “Nasıl alışırsa öyle gider” derler ya gerçekten öyle. Ömrü araba koltuklarında, pusetlerde uyumakla, bir oraya bir buraya uçakla gitmekle geçtiği için; her gün “bugün nereye gidiyoruz” diye uyanan bir çocuk haline geldi. O da bizim gibi gezmezse yorulanlardan. Başka kültürler, başka hayatlar, başka yemekler onu hiç şaşırtmıyor. Tatillerde neredeyse her gün başka bir otelde uyanıyor ve bunu bir oyun haline getirdi. Her oteli “yeni evim” diye adlandırıyor. Düşer, bacağının kanını silip gezmeye devam eder, yorulunca ben biraz şekerleme yapayım der bir yere kıvrılır. 14 aylıkken tek başına ata bindi bana mısın demedi. 2,5 yaşındayken bizimle Köprülü Kanyon’da rafting yaptı, teknenin 2. Katından atladı üstüne bir de ringo yapıp çığlık çığlığa denizin ortasında bir oraya bir buraya savruldu. Bir eşeğin tepesinde Rodos’ta Lindos Kalesine tırmandı. 4 yaşındayken Göcek’te parasailing ve şnorkelle batık dalışı yaptı. 5 yaşında hız motoruna binip pasifik okyanusunun dalgalarında resmen uçtu. Yani yaptığımız hiçbir şeyi yadırgamadı, hepsine ortak oldu; ve hepsinden de bizden çok keyif aldı.  Biz rahat olduğumuz için o da huzurlu, rahat ve mutlu bir çocuk olarak yetişti. 50 derece sıcakta dili dışarda dağ taş bizimle gezer; eksi 15 derecede battaniyesine sarılır sokaklarda yeni yılı bizimle kutlar. Hiç de gıkı çıkıp sızlanmaz : ) Gezgin olmak onu yaşıtlarına göre çok daha sosyal, kendine güvenen bir çocuk haline de getirdi aslında. Gittiği her ülkede insanlarla iletişim kurmaktan hiç çekinmedi. Pek çok ülkede güzel dostluklar kurdu; insanları kendine hayran bıraktı. Amerika’da neşesi gazeteye manşet oldu. Tam bir dünya insanı oldu desem yalan olmaz. Zaten bizim de isteğimiz hayatı kitaplardan değil; kitap elinde, gezerek, yaşayarak, dokunarak öğrenen bir insan olmasıydı ki bunu sağlayacak en güzel adım da bir “gezgin” olarak yetişmesi.

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”-4

Kızınızla yaptığınız seyahatler öncesinde özel bir hazırlık yapıyor musunuz?
Daha önceki seyahatlerimizden farklı olarak Çakıl’ın valizini hazırlarken çok ciddi bir liste çalışması yapıyorum. Çünkü “rahat olmak” ile “dikkatsiz olmak” arasında çok ince bir çizgi var. Tatilde yaşanabilecek tüm senaryolara karşı hazırlıklıyımdır. Açlık, susuzluk, can sıkıntısı, yaralanma, öksürük, ateş, böcek ısırması. Mevsimine göre senaryoları kafamda belirler ve çok detaylı bir çanta hazırlarım. Biz kendimiz neredeyse bir ufak sırt çantasıyla seyahate giderken kızımız olduktan sonra yok hırkası, yok yedek kıyafeti, battaniyesi, ilaç kutusu derken koca bir valiz hazırlıyoruz ona. Bir de bebekliğinden beri mutlaka kendine ait bir seyahat çantası olur. Ön gözünde sütü, krakeri, atıştırmalıkları; büyük gözünde ise kendinin seyahatte yanında olmasını istediği kitap, kalem, oyun hamuru, oyuncak; artık canı ne istiyorsa bulunur. Çantasını alır ve seyahate son derece hazır bir vaziyette yola çıkar. Ama mutlaka aldığımız şey seyahat defteridir ki gittiğimiz her yeri kendi gözüyle resmeder ve tüm çizdiklerini bir dosyada saklarız. Kendisine ait fotoğraf makinasıyla çektiği pek çok komik videodan, fotoğraftan oluşan kendine ait bir arşivi de var : )

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”-5

Gezilerinizde kalacak yer olarak nereleri tercih ediyorsunuz? Kızınız nasıl uyum sağlıyor?
Biz seyahatlerimizde oteli daha çok uyumak için kullanıyoruz. Bizim gezi tempomuz saat 7’de uyanarak başlar. Tabii sabahın bu kör saatinde kalkmak pek bizim tercih ettiğimiz bir şey değil. Çalar saat kıvamında olan kızımızın zorunlu kıldığı bir durum : ) Olsun, erken kalkan erken yol alırmış;  saat 9’da kahvaltımızı bitirmiş ve yollara düşmüş oluruz. Otele geliş saatimiz kış aylarında gece 10 civarı iken yazın 11-12’yi bulur. Yani otelin lüks olması bizim önceliklerimiz arasında yer almıyor. Ne yalan söyleyim yorgunluktan yatağın yerini zor buluyoruz çoğu zaman : ) Bizim için önemli olan otelin, şehre yakın ve güvenli bir yerde olması, kahvaltısının iyi olması, temiz olması ve otoparkının olması. Eğer son dakika seyahati değilse, otel seçimine neredeyse 15 gün vakit ayırır; detaylı bir araştırma yaparız. Özellikle yurt dışı seyahatlerimizde ekonomik olan Ibis, Holiday Inn, Best Western gibi zincir otelleri tercih ediyoruz. Ama Türkiye’de çok daha rahat davranıyoruz. Pansiyon, butik otel, 5 yıldızlı otel ve çadır hepsinde kalmaktan keyif alıyoruz.

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”-6

Gezgin annelere tavsiyeleriniz neler olur?
En büyük tavsiyem “rahat olmak” olur. Çünkü çağımız “mükemmel anne & mükemmel çocuk” ekseninde anneler ve çocuklar üstünde oldukça baskı yaratan bir dönem. Her anne hata yapar, yorulduğunda biraz görmezden gelmeye ihtiyacı vardır ve her anne bir kadın ve bir insan nihayetinde. En büyük ihtiyacımız biraz dinlenmek ve eğlenmek. Seyahate çıkarken normal rutinlerinden çıkıp seyahatleri boyunca hem çocuğu hem de kendilerini biraz rahat bırakmalılar. Yoksa yaşanan her aksilik, yenmeyen yemek, uykusuzluk büyük bir travmaya dönüşür ve hem anneler hem de çocuklar için tatil bir işkence haline gelir. Öncelikleri, beraber eğlenmek olsun : )

Sema Çelepci: “Her seyahatte yeni şeyler öğrenir ve büyük bir heyecanla her anın keyfini çıkarırız”-7

Gezi deneyimlerinizi paylaştığınız blogunuzun adresi nedir?
İki Gezgin Ruhun Küçük Gezgin ile Maceraları başlığı altında, Küçük Gezgin’in seyahatleri ve maceralarını paylaştığım blogumun adı http://geziyorumoyleysevarim.com/

Yorumlar(0)

Yorumlar