Amasya - Türkiye

Orta Karadeniz Bölümünün iç kısmında, Yeşilırmak vadisi Harşena Dağı eteklerine kurulan Amasya, tarihi ve kültürel zenginlikleri yanı sıra, özellikle Yeşilırmak kıyısına yapılmış Yalıboyu evleri ile çoğu kişiden yüksek puan alan Amasya otelleriyle  dünyanın en güzel Misket elması, kirazı, şeftalisi ve bamyasını sunan cazibeli yerlerden biridir.

Şehzadeler Şehri olarak bilinen Amasya, Samsun’a 131 kilometre, Ankara’ya 335 kilometre, İstanbul’a ise 671 kilometre mesafede yer almaktadır. Amasya'nın bilinen ilk adı Amnesia, Amazonlarda yaşayan halkın kraliçeye verdikleri isim olarak bilinir.

Amasya’yı gezmeye Amasya Müzesi’nden başlayabilirsiniz. Müze’de Roma dönemi (M.Ö 30 – M.S 395), Frig, Hitit (M.Ö 1450 – 1200) ve Tunç Çağı (M.Ö 2000 – 1450) gibi 13 farklı medeniyete ait lahitler, takılar, mühürler, sikkeler, cam ürünler, ikonalar, kandiller, çeşitli silahlar, el yazması kitaplar gibi antik eserler sergilenmekte. Müzenin birinci katı sikke ve arkeolojik eserlere ayrılmış. Aynı zamanda müzede 14. ve 19. yüzyıllara ait Osmanlı döneminden kalma silahlar, el yazması kitaplarda görülebilmektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserler ve mumyalar ise müzenin ikinci katında görülebilmektedir. Fotoğraf: amasya.gov

Amasya’nın görülmesi gereken yerlerden başında, 1485 yapımlı Sultan 2. Beyazıt Külliyesi gelir. Külliye içindeki cami, mimari açıdan döneminin en önemli örneklerinden biridir.

Yeşilırmak, şehri ikiye bölüyor. Nehir kıyısındaki yol boyunca Osmanlı döneminde Amasya’ya eğitim için gönderilen şehzadelerin büstlerinin olduğu, Şehzadeler yolu mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Amasya’nın en önemli turistik noktalarından biri, nehrin karşı kıyısında ise nehir boyunca sıralanmış tipik Amasya evleri ve evlerin arkasındaki tepelerde bulunan kaya mezarlarıdır. Pontus krallarına ait bu mezarlara, nehir kenarından kalker kayalara oyulmuş dar yollar ve merdivenlerden çıkılarak ulaşılabiliyor.

Hazeranlar Konağı (Etnografya Müzesi) 1865 yılında nehir kenarında Roma dönemi sur duvarları üzerine kurulmuş. Osmanlı döneminin en zarif sivil mimari örneklerinden biri. Konak haremlik-selamlık olarak düzenlenmiş. Osmanlı yaşam tarzı gayet güzel bir şekilde tasvir edilmiş. Konaktaki tavan ve dolap kapakları ile raflardaki bezemeler dikkat çekici güzellikte. Fotoğraf: turizmtrend

Bimarhane, (Darüşşifa) İlhanlı döneminden günümüze ulaşan tek eser. Burası açık avlulu bir medrese. Ön cephesinde taş işçiliğinin nadide örnekleri mevcut. Burası uzun yıllar şifahane olarak kullanılmış. Anadolu’da müzikle tedavi yapılan ilk hastane olma özelliğini taşıyor. Fotoğraf: bimarhane.net

Şehzadeler Müzesi de görülmesi gereken diğer bir nokta. Nehir kenarındaki tipik Osmanlı mimarisi ile yapılan 2 katlı bu konağın alt katında Amasya’da valilik yapan ama Sultan olamayan şehzadelerin, üst katta ise Sultan olma şansını yakalayan şehzadelerin balmumu heykelleri sergileniyor. Ayrıca müzede alçı üzeri kalem işi süslemeler, çini panolar, tavan göbekleri, hat, tezhip ve minyatür sanatından örnekler, el yapımı kök boya ile yapılan yün halılar görülmeye değer. Fotoğraf: amasya.gov

Ferhat’la Şirin destanına konu olan, Ferhat Su kanalları Amasya’nın su ihtiyacını karşılamak amacı ile arazi eğimine göre kayalar oyularak, tüneller açılarak yapılmış 6 km.lik bir su yolu. Fotoğraf: amasyakulturturizm

Harşene Dağı adı verilen dik kayalıklar üzerine kurulu olan Amasya Kalesi’nin 4 kapısı bulunmakta. Kalenin içinde sarnıç, su kuyusu ve zindanlar bulunuyor. Kaleden Yeşilırmak nehrine ve kral mezarlarına kadar uzanan M.Ö. 3. yy.’a ait merdivenle inilen yeraltı yolu, burç ve cami kalıntıları görülmeye değer. Fotoğraf: amasyakulturturizm