Beyrut - Lübnan

Lübnan'ın başkenti olan şehir, ortadoğunun gözbebeği de diyebiliriz. Yaşam standartları, ortamları, gece hayatı ve kumsallarıyla bir avrupa ülkesi sanki. Biraz şaşırabilirsiniz bizden söylemesi. Şimdi biraz keşfetmek ve bir şehri daha tanımak zamanı.

Deniz kenarına doğru yol alabilirsiniz öncelikle fakat biraz dumura uğrayabilirsiniz. Plajlar dolu, bikinili insanlar bile var etrafta. Burası farklı gerçekten. Yola devam ettiğinizde karsınıza acı bir geçmis çıkacak.

14 subat 2005'te dönemin başbakanı olan Refik el-Hariri'nin suikaste uğradığı yer sizleri biraz hüzünlendirebilir. Herşeyi olduğu gibi bırakmışlar, restorasyon yapılmıyor sanki üzüntülerini kaybetmek, bir şeyleri unutmak istemiyorlar, acı verici olsa bile. Kimin yaptığı hala belli değil, insan üzülmeden edemiyor bu manzara karşısında.

Buradan biraz uzaklaşip kasveti dağıtabilirsiniz, meydan genelde kalabalık, köpeğini gezdirenler yürüyüşe çıkanlar ve bisikletli insanlar her tarafta. Harekette bereket varmis, devam edin yola bu renkliliğe şaşırarak. Öyle caddeler sokaklar var ki nerede olduğunuzu bilemiyorsunuz. Evler, balkonlarına kadar bir örnek, düzen her yerde, arabalar lüks.

Kuklaları, masal gibi yerleri seviyor musunuz? Öyleyse şehrin dışında güney kısımda, Bedrettin Sarayi'ni geçtikten sonra bir kale karşınıza çıkacak burası tam size göre bir yer! Kaleyi Musa adında bir mimar yapmış, inşa edilirken de kendisi çalışmış. Tam 30 yıl sürmüş yapımı. İçinde ne mi var?

O dönemin yaşam şeklini anlatan envai çeşit hareketli kukla var kalede. Ve canlı insanlara tas çıkartan cinsten. Kimi dikiş dikiyor, kimi usturayla tıraş ediyor, bir köşede biri havanda bir şey dövüyor. Gerçekten o dönem gibi. insan azmi ne harika şeyler yapabiliyor diye düşünmeden edemeyeceksiniz.

Buradan çıkınca biraz doğal güzellik görmek isterseniz Ain Wazein Grotto sizi bekliyor. Burası bir mağara fakat toprağın iç kısmı yumuşak olduğundan su yolunu bulmuş ve pek çok yerde labirentler oluşturmuş. Fotoğraf çektirmek için çok uygun bir yer. Bir de bunun yanında Jeitta Mağarası şiddetle önerilenler arasında.

Bir de Beyrut'ta orman gezintileri yapılıyor. Cennet gibi diyorlar buranın insanları orman için bizimkilerin yanında deve kulak kalıyor ama belli etmek yok. Tadını çıkarın. Ormanın yakınlarında bulunan kır lokantasında yöresel humus, tabulet (bulgurlu maydonozlu salata) fetuş ve babagannuşun lezzetlerini tadın.

Orman gezintisinden sonra şehir merkezine gelip Al-amin Cami’ne yönelebilirsiniz. Dışı, içi ve gece ışıklandırması harika. Burayı da mutlaka görmelisiniz. Sade ve düz, tek renk taştan yapılmış caminin kubbeleri gece mavisi renginde.

 İçi ise çok güzel çinilerle dolu, çok sayıda devasa kristal avizeler var. Ama en güzel yanı caminin 5 m ilerisinde bulunan kilise ve insanların inançlara müdahale edip farklı düşünmemesi.

Bu arada Beyrut gece yaşamı konusunda oldukça renkli gelmişken gecelerini de görmeyen gitmeyin.