Google+

BU AKŞAM RODOS’TA KALACAK YERİMİZ OLMADIĞINI BİLMEYEN KALMADI

145116 Haz 2014Özel Yazı

Lindos'a bayıldım... Bu kadar zengin ve güzel bir bölge beklemiyordum.
Tekrar geleceğim. Tüm civarını karış karış gezeceğim.
Nasıl olsa komşu kapısı…
Mecazî anlamda da değil üstelik… Hakikatten komşu kapısı biz Türklere…

Lindos'taki oteli gelmeden ayarlamıştık ancak Rodos'taki otel bir muamma...

Olsun.
Dünya turumuz esnasında, gece Arizona'nın ortasında, sokakta kaldığımız ve başımızın çaresine bakabildiğimiz o geceden beri oteli ayarladık ayarlayamadık gibi kaygılarım yok.

Ne diyorduk, evet, Rodos'ta henüz bir otelimiz yok. Aslında Lindos'ta ne kadar kalırız, ne ederiz kestiremedik; önceden planlı hareket etmeyişimizin nedeni bu, spontane yaşamak.

Buna rağmen yine de geniş ve fazla rahat davranıyor ve Lindos'un son ana kadar tadını çıkarmaya karar veriyoruz ve akşam 19.00 otobüsüyle Rodos'a dönüyoruz.
20.30'a doğru döner dönmez kendimizi Rodos Kalesi'nin içine atıyoruz.

Tatilimizin Lindos ayağının verdiği tatlı yorgunluk yavaş yavaş kendisini “tatlı” sıfatından arındırmaya başlıyor. Vücudumuz “beni artık dinlendir” sinyalleri göndermeye başlıyor.
Diyoruz, atalım kendimizi restoranın birine, düşünelim ne yapacağımızı…
Pardon restoran değil, taverna… Yunanistan'da bunun adı taverna…
Kale içinde güzel bir yere oturup siparişimizi veriyoruz. Saat 22.00, buradan çıkıp sokak sokak otel arayacağız. Gözümüzde de büyümüyor değil hani…

BU AKŞAM RODOS’TA KALACAK YERİMİZ OLMADIĞINI BİLMEYEN KALMADI

Şu anda Rodos Kalesi'nde, bu akşam kalacak yerimiz olmadığını bilmeyen kalmadı.

Bu Yunanlar aynı bizim gibiler dedik ya, diyoruz yemek yediğimiz yere soralım, bildikleri bir otel var mıymış diye… Soruyoruz hesabımızı almaya gelen çocuğa…
Siparişimizi alan delikanlı kasadaki kıza soruyor, o bir başkasına, o yanındakine, o yanındakine... Sesli sesli, bağıra çağıra...
Evet, şu anda Rodos Kalesi'nde bu akşam için kalacak yerimiz olmadığını bilmeyen kalmadı.

Derken, bir telefon trafiği başlıyor. O onu arıyor, diğeri bilmem kimi arıyor...
Kasadaki, patronun kızı olduğunu tahmin ettiğim kız yanıma gelip şöyle diyor:
“Birazdan iki çocuk gelecek sizi alıp bir otele götürecekler, tamam mı?”
Dertsiz başımıza dert açacağız gece gece, haydi bakalım hayırlısı... Tamam diyoruz ama bu saatte fazla seçeneğimiz olmadığından...
Yahu keşke şöyle kale içinde veya denize nazır düzgün bir otel ayırtsaydım.
Nereden çıktı bu ille de spontane olacak, maceralı olacak...
Zaten hesap da çok geldi. Bayağı bildiğin kazıklandık. Ama bu saatte onu düşünecek halde değiliz. Başımızı sokacak yer bulalım yeter...

10 dakika içinde 10-12 yaşlarında iki çocuk geliyor ve elimizden çantalarımızı alıyor ve birkaç dakika içinde Rodos Kalesi'nin derinliğinde ve karanlığında kayboluyoruz.
Resmen kayboluyoruz... Tepelere doğru tırmanıyoruz. Sağa dönüyoruz, sonra sola dönüyoruz, biraz yürüyoruz, yine tırmanıyoruz, yine bir yere dönüyoruz. Etrafta sokak lambası bile yok. Karanlıkta ne idüğü belirsiz incecik sokaklarda ilerliyoruz…
Rodos Kalesi'nin o cafcaflı tavernalarından ve gece eğlencelerinden bir hayli uzaklaşmış durumdayız.

Biz nereye gidiyoruz böyle. Gelmedik mi hâlâ? Aklımdan kötü kötü şeyler geçmeye başlıyor. Yani bu bir tuzak olsa, şuracıkta karşımıza bir grup çıksa her şeyimizi alıp kaçsa ne yapabiliriz? Nereye kaçabiliriz? Sokaklar labirent gibi, bağırsak kimse duymaz, ses vermez. Öyle bir yere geldik.

Ben vazgeçmeye meylediyorum…
Çocuktan çantamı geri istiyorum. Vermiyor. Bayağı vermiyor yani. Devam ediyor yürümeye. O anda daha gerçek, hafif bir korku yaşıyorum ama belli etmiyorum. Soğukkanlılığımı koruyorum.
Varıyoruz.
Büyük bir konağa giriyoruz. Kapı arkamızdan kilitlense bitti. Kaldık burada. Giriyoruz. Avluya kadar yürüyoruz. Avlunun ortasında hanım ağa kılıklı kadınlar sohbet ediyor. Bizi şöyle bir baştan aşağı süzüyorlar. Küçük çocuk onlarla bir şey konuşuyor. Sonra dönüp bize fiyatı söylüyor.
Düşünmemize gerek bile yok, tabii ki bu akşam bu ne idüğü belirsiz konakta kalmayacağız. Biz de doğru düzgün otel sanmıştık.
Burası çok gürültülü, biz çok yorgunuz hemen uyuyacağız diyoruz.
Çantalarımızı kaptığımız gibi kendimizi dışarı atıyoruz. Aşağı doğru da yolu tak tak buluyoruz.

Sanki canımızı zor kurtarmışız edalarıyla pek bir gururluyuz ışığa çıkabildiğimiz için…

De... hâlâ bir otelimiz yok. İşin kötüsü karşımıza otel de çıkmıyor. Kilitlendik mi ne?
Hani kalenin içi komple oteldi? Biz mi göremiyoruz?
Zaten kale içinde de kalmak istemiyoruz. Şöyle düzayak her yere yakın bir yer olsun…
Kaleden çıktık, yürümeye devam ediyoruz. Karşıdan tamamen Rodos'un yerlisi olduğunu tahmin ettiğim iki güzel genç kız geliyor.
Onlara soruyoruz: “Buralarda bildiğiniz iyi bir otel var mı?”
Kızlar da bunun iki sokak paralelinde oteller var, bakın isterseniz diyor.
Anında soluğu orada alıyoruz. Saat olmuş 23.30, mecal kalmamış...
Otel güzel, oda güzel, yeri şahane, kalenin hemen yanında, benim meşhur her yere otobüs duraklarının hemen altında, limanın hemen üstünde...
Böyle jeopolitik konumu önemli bir oteli ben olsam komple yeniler 3 katı fiyatına pazarlarım.
Neyse, simdi bunlara kafa yoramayacak kadar uykusuzum...

(Ertesi gün otelin, Routard'dan ve booking.com'dan da çok iyi notlar aldığını ve aslında fark etmeden gayet de iyi bir otelde kaldığımızı görüyorum. Hele sabah kahvaltısı... Amanın o ne beyaz peynir, o ne zeytinler öyle... İri iri, yarık, lezzeti hafızamda kayıtlı o zeytinler... Bir oturuşta yemin ediyorum 15 tane yedim en az… Bir daha Rodos'a gidersem bu otele sırf zeytin yemeye gideceğim.)

Çekirge bir sıçrar iki sıçrar...

Gördüğünüz gibi ikinci otelsiz kalma deneyimimde de sokakta kalmadım.
Ama ne demişler; çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde n'oluyordu hatırlamıyorum, bilen var mı?

Hayat... Çok acayip...

Bali'nin en lüks otellerinden birinde, geceliği 400$'lık lüks bir “resort”ta da kaldım.
Daha 1,5 ay önce Las Vegas'ta şahane Trump Oteli'nde muhteşem bir suit'te de kaldım.
Ama gerekirse, bu gece Rodos limanına gider sabah kadar bir bankta da uyurdum.

Önemli olan hayattan zevk almak...

Gerisi teferruat...

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar