Google+

BU GECE ARABADA UYUYACAĞIZ, YAPACAK BİR ŞEY YOK

527810 Haz 2014Özel Yazı

Bu gece arabada uyuyacağız, yapacak bir şey yok.
Amerika’nın batısı sahiden dedikleri gibi “vahşi batı”…
Vahşi, fakir ve boş...
Yollar bomboş, ıssız, karanlık… Kilometrelerce yol gidiyoruz ve tek bir ışık, tek bir yerleşim yeri yok.
Bir kasabadan bir kasabaya en az yarım saat yol…
Ürkütücü... Telefonlar bile çekmiyor. Bir şey olsa, yolda kalsak, kocaman ve kapkaranlık bir boşluğun ortasındayız.
Gerçekten ürkütücü...

BU GECE ARABADA UYUYACAĞIZ, YAPACAK BİR ŞEY YOK
Powell Gölü

Bu gece arabada uyuyacağız, yapacak bir şey yok

Derken, Powell Gölü yakınlarında bir yerleşim yeri görüyoruz.
Burası ertesi günkü gezi planımıza çok uygun… Otel arıyoruz.
Topu topu 6 tane otel var ve korktuğumuz başımıza geliyor.
Hepsi dolu!!!
Başka bir kasabaya gidelim desek, en yakın kalacak yer için daha kaç saat araba sürmemiz gerek bilmiyoruz.

Bu durum, “road trip” boyunca aldığımız bir riskti.
Hangi gün, hangi saatte nerede olacağımızı belirlemek istemedik; sadece istikameti belirledik ve hiçbir otel rezerve etmedik. Yollardaki motellere güvendik.
En sonunda sokakta kaldık. Bu gece arabada uyuyacağız.
Yapacak bir şey yok.

Ama burası Arizona!!! Gece arabada talan ederler adamı valla, mahvoluruz, her şeyimizi kaptırırız.
Nasıl yapalım derken, bir camping alanının önünden geçiyoruz.
Gece arabada uyumak için güvenlik sağlıyorlar, tuvalet imkânı sağlıyorlar ve üzerine de gece soğuk olacağından tulum veriyorlar (giyer miyim ben hiç, kim bilir kimin giydiği o pis tulumları, havluları yorgan yaparım üstüme).
Olaya bakar mısınız?
İki gün önce içinde jakuzi olan kraliyet dairesi gibi bir otel odasında kalırken, simdi buna da şükür… Tuvaletlerine girebileceğiz, soğukta Arizona’nın ortasında arabamızda uyuyacağız ama bize göz kulak olacaklar, bize bir şey olmayacak diye üzerine bir de 5 yıldızlı otel parası vermeye hazırlanıyoruz.
Bu gece uzun olacak… Arabada uyuma olayının koşullarını en iyi hale getirmeye çalışıyoruz.

Yine de...
Çıkmadık candan umut kesilmiyor.

Bir yere gidip önce yemek yiyelim, bir kendimize gelelim.
“Sonra bakarız” diyoruz.

Sevgilimin kafa çalışmaya başlıyor

İçeri giriyoruz. Sevgilimin kafa çalışmaya başlıyor.
“Bu restorandaki herkesle konuşmalıyız, onların da tanıdıklarıyla bu rakam katlanarak gider ve bu gece biri bizi ağırlayabilir” diyor.
Senin beynine kan gitmiyor herhalde… Saat akşam 22.30 olmuş, Amerika’dayız, hem de en gelişmemiş ve en medenî olmayan yerlerinden birindeyiz, tamamen yabancıyız, restoranda yemek yerken tanıştığımız kim bu gece bize yatacak yer verir? Yok artık!
Saçmalama, olmaz böyle bir şey, hadi canım hayal kurmayı bırak, bak simdi düşüp bayılacağım, valla açlıktan ölüyorum, bana menüden en kalorili en doyurucu yemeği söyle lütfen, ben bir 10 dakika içinde geliyorum, diyorum.

Uzun süreli bir ilişkinin rutine bağlamamasının ve her daim dinamik kalmasının en önemli sırrı nedir biliyor musunuz?
Birbirini şaşırtmak...
Ne mutlu bize ki 10 yılı aşkın süredir birbirimizi hâlâ şaşırtabiliyor ve hayran bırakabiliyoruz.

Kiminle dans ediyorsun sen?

10 dakika sonra masaya dönüyorum.
Saldırıyorum, sofrada ne varsa... Bir elimde bir şey, diğer elimde başka bir şey; sanki şimdi yemezsem önümden kaçıracaklar. Öyle açım...
Sevgilim de gayet sakin: “Bu gece kalacak yer buldum” diyor.
Gözlerim fal taşı gibi açılıyor, “nasıl yani?” der gibi bakıyorum.
Sakinliğini bozmuyor, “yan masadakilerle sohbet ettim” diyor.
“Hani senin 'olmaz' dediğin türden”, gözlerimin içine bakıyor.
Beni utandırmak istiyor.
Kendince bana “Kiminle dans ediyorsun sen?” diyor.
Yan masadakiler de Fransız’mış meğer… Amerika doğal parklarını turla gezmeye gelmişler ve bizim gibi onlar da balayı çiftiymiş.
Sokakta kalmamıza üzülüp: “Bizim otel odamızda çift kişilik bir yatak daha var, boş, isterseniz yemekten sonra gizlice bizimle otele gelip o yatakta uyuyabilirsiniz” diyorlar.
İnanamıyorum, bu gece soğukta, arabada uyumayacağız.
Bir yatakta uyuyacağız. Hatta sabah duş bile alabileceğiz...
Ama bize nasıl güveniyorlar?
Ya gece onlar uyurken onları kesip biçsek? Ya da bütün her şeylerini çalıp kaçıp gitsek? Nasıl güveniyorlar?

Yemekten sonra gizlice otel odalarına sızıyoruz bu iki yabancının...
Sokakta kalmışken, şu anda sıcacık bir yatağa uzanmış yatıyoruz... İnanamıyorum!
Bir yatakta uyumak hiç bu kadar eşsiz değeri olan bir şey olmamıştı. Tarifi mümkün değil…
Herkesinki büyük cesaret; sevgilim bu hamleyle kendisini aştı, bu Fransız çift suya sabuna dokunmayan Fransız kimliklerini aştı…
Bize güvendi; mutlak iki yabancıya resmen mahremini açtı.

Hayatın sürprizleri ve deli cesaret karşısında “imkânsız” her zaman daha zayıf kalıyor

Sevgilimin bu geceki, bu hamlesi bu dünya turuna damgasını vurur.
İmzasını atar.
O biçim müthiş bir olay…
İmkânsız olanı oldurttu.

Alkışlıyorum. Bravo diyorum ve şapka çıkartıyorum...
Şaşkınlık ve hayranlık içindeyim.
Sanırım daha çok hayranlık içindeyim...

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar