Google+

BURUK İSTANBUL REHBERİ

62119 Nis 2018Özel Yazı

Nasıl bir İstanbul hayal etmeliyiz? Başka bir İstanbul.

Bir vakit bir yabancı İstanbul’un her köşesinde bitmek bilmeyen inşaatını gördüğünde “1453’te almışsınız ama hâlâ yerleşememişsiniz.” demiş. Ne kadar da zamansız bir tespit olduğunu kabul etmek zorundayız. İstanbul’dan bir türlü memnun kalamadık. Yıkıp yıkıp yapıyoruz. O halde yukarıdaki yersiz bir soru değil. Çok başka bir İstanbul olabilirdi.

İstanbul’un sokak aralarında, Osmanlı eserlerinin ve günümüz beton bloklarının arasında kaybolmuş antik kalıntıları (Arkadius Sütunu, Çemberlitaş, At Meydanı gibi) fark ettikçe bu kadim şehrin Roma’nın ihtişamlı zamanlarında nasıl göründüğünün hayaline dalmaktan kendimi alamam. Arkadius Sütunu, Kocamustafapaşa’da dar bir sokakta iki apartmanın arasında sıkışmış olarak çıkmıştı karşıma. Başta bu garip taş yığınına bir mana verememiştim. Sonradan benim gibi tarihe meraklı bir hocamın anlattıkları ile o biçimsiz taşlar aklımdaki yerine oturmuştu. Arkadius Sütunu olarak anılan kalıntı aslında sadece sütunun kaidesidir. Bu dev kaidenin üzerinde yükselen sütun Arkadius Forumu’nun tam orta yerinde dikilmekteydi. Bu forum ise Mese Odos’un üzerindeki forumlardan sadece biriydi. Sizin zihninizde de canlandı değil mi? Çok başka bir İstanbul…

BURUK İSTANBUL REHBERİ

Mese Odos, Yunanca mese: orta ve odos: yol kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor. Orta yol demekmiş. Yani bugünkü anlamı ile ana cadde. Konstantinopol’ün şehri baştan sona kat eden en büyük caddesi… Via Egnatia üzerinden seferden dönen kral bugünkü Altınkapı’dan (Porta Aurea, porta: kapı, aurea: altın) şehre girer, Triumphalis Yolu’ndan ilerler ve Mese boyunca bütün forumlardan geçip halkı selamladıktan sonra saraya varırmış. Çemberlitaş da bu yol üzerinde bulunan forumlardan biri olan Konstantin Forumu’nun tam ortasındaymış. Yol muhtemelen kafanızda canlanmıştır. Aşağı yukarı bugünkü Cerrahpaşa Caddesi ve Divanyolu Caddesi’nin birleşimi gibi…

BURUK İSTANBUL REHBERİ-1

Gene bugünkü Fevzipaşa Caddesi’nin hattını izleyen bir yol da şehrin kuzeybatısına doğru uzanmaktaymış. Divanyolu’nda birleşen bu iki hat Y şeklini alıyor. Günümüzde hem Cerrahpaşa hem de Fevzipaşa caddeleri, Vatan ve Millet caddelerine göre daha tali sayılır. Yani eski İstanbul’un trafiği tepelerden akarken (at arabaları) şimdilerde tepeler arasında kalan vadi (Vatan) ve yamaçları (Millet) kullanıyoruz. Peki, antik dönemden beri kullanılagelen şehrin ana arterleri nasıl bu kadar radikal bir şekilde değişebildi? Menderes istimlaklarına müteşekkiriz! Biri kendi diğeri de Turgut Özal’ın adı ile anılan Vatan ve Millet caddelerini inşa ettirerek Y’nin kanatlarını birbirine yaklaştırdı.

BURUK İSTANBUL REHBERİ-2

Yarım adanın iç kısımları muhtemelen pek de yerleşimin olmadığı otlaklar ve tarlalardan ibaretti. Hatta eski haritalar Vatan Caddesi’nin hattından uzanan ve Langa’dan denize dökülen (şimdiki Namık Kemal Caddesi’ne benzer bir seyirle) bir nehri bile gösteriyor. Konstantinopol’de yerleşim yerleri Haliç ve Marmara’ya bakan yamaçlarda uzanıyordu. Kadim 7 tepenin birinde saray, art arda ikisinde Mese boyunca Konstantin ve Theodosius forumları vardı. Daha sonra hafif bir yamaç iniliyor ve Langa’da limanda denize dökülecek olan Lycus Nehri geçildikten sonra ardında Porta Aurea’nın bulunduğu bir başka tepe tırmanılıyordu. Bu yedinci tepeydi ve yamaçlarında Bovis ve Arcadius forumları geçiliyordu.

Bütün bu Bizans mimarisini kafamda canlandırdıktan sonra düşünmeden edemedim. Ya Latinler Haçlı Seferleriyle 1200 yılının o ihtişamlı Konstantinopol’ünü yakıp yıkmasaydı. İşte o zaman ayan beyan görebilirdik II. Mehmet’in çağ açan medeniyet anlayışını… Şimdi sadece Ayasofya’nın göğe yükselen kubbe ve minarelerinde gördüğümüz mimari sentezi şehrin her yerinde seyredebilirdik belki. Constantine Forumu’nun kemerleri, hemen ardından uzanan Kapalıçarşı’nın sonsuz kubbeleri ile birleşirdi. Tramvaylar forumun ihtişamlı mermer kapılarından ağır ağır geçerdi. İstanbul Üniversitesi’nin o güzelim kapısı Teodosius Forumu’na açılır meydanı Beyazıt Camii süslerdi. Gerçekten de bambaşka bir İstanbul olabilirdi.

Etiketler: 
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar