Chicago - A.B.D. ile İlgili Önemli Bilgiler

Adını bir zamanlar topraklarından yetişen “shikaakwa” isimli bitkiden alan şehir. Rüyalar ülkesinin Chicago’su. Uçaktan baktığınız zaman sizi gökdelenler, yüksek binalar, göller ve parklar selamlıyor olacak. 

Şehrin siluetini oluşturan gökdelenler ve parkların ortaya çıkışlarının bir sebebi var.  Chicago 8 Ekim 1871 yılında meydana gelen büyük yangında yerle bir olmuş. 18.000 bina zarar görmüş, 400.000 kişi evsiz kalmış, 300 kişi ise hayatını kaybetmiş. Bu olay sonrasında şehir planlamasına büyük önem verilmiş. Büyük bulvarlar ve park alanları inşa edilmiş. 19. yüzyıla gelindiğinde ise arazi ücretleri arttığından, katlar yükselmeye başlamış. Bütün bu olayların sonucu şu anki Chicago ortaya çıkmış. 

1

O kadar gökdelenlerden söz etmişken hem şehrin simgesi  hem de dünyanın ilk gökdeleni olan 1973 yapımlı Sears Tower’a (Willis Kulesi) gitmemek olmaz. Halkın yardımıyla yapılan bu 442 metrelik gökdelen, üzerine eklenen 85 m yüksekliğindeki anteni ile tam 527 metreye ulaşıyor.   

Chicago’nun ana iş merkezi olan ve gökdelenlerin büyük çoğunluğunu barındıran The Loop bölgesi şehrin dokusunu anlamak için oldukça ideal bir bölge. Ayrıca bünyesinde pek çok tiyatro da barındırıyor. The Paradise, The Oriental ve LaSalle Bank Theatre bunlardan bir kaçı. Alışveriş içinde birebir olduğunu eklemek gerekiyor.

Gökdelenler ve caddelerden sonra bir başka ünlü mekan sizi bekliyor. Navy Pier bölgesi. Burası vakti zamanında Amerikan donanma askerlerinin eğitimi için kullanılmış olan çok büyük bir iskele. 

Günümüzde ise geçmişle ve ciddiyetle dalga geçer gibi yerine büyük bir eğlence kompleksi inşa edilmiş. Üzerinde çok sayıda café, bar, sinema, hediyelik eşya dükkanları, çocuk alanları ve tabii ki devasa bir dönme dolap bulunuyor.  

2

Navy Pier’den Michigan Gölü’ne gezinti ve balık için kalkan botlarda burada bulunuyor, aklınızda bulunsun. Michigan Gölü demişken, buranın kıyısında çok sayıda halk plajı da bulunmaktadır.  Michigan Gölü yüz ölçümü olarak Marmara Denizi’nden çok daha büyük olsa da burası tatlı su gölü olduğundan yüzmek hayli zor. Ve plajda can kurtaran yoksa göle girmek kesinlikle yasak. 

Görülmesi gereken bir diğer yer ise yaklaşık bir mil uzunluğunda ki “Magnicifiant Mile” yani Muhteşem Mil bölgesi. Şehrin en hareketli ve canlı bölgesinin olmasının yanında en lüks bölgeside burası. Kiraların ise dudak uçuklattığı söyleniyor.

ABD’nin zengin yüzü olan cadde de dünyaca ünlü markaların bulunmasının yanında bir de, büyük Chicago yangınından sonra kalan tek yapı olan “Water Tower” yer alıyor. Beyaz mermerden yapılmış olan Water Tower ABD’nin önemli AVM’lerinden biri. Alışveriş merkezinin içindeki su ve fıskiyeler kullanılarak oluşturulmuş olan dekorasyon mutlaka görmelisiniz.  

Water Tower’dan sonra caddenin sonunda yer alan Hancock Kulesi, şehrin manzarasını size sunan harika bir nokta ve Sears Tower’dan sonra en yüksek bina. Kuş bakışı Michigan’a da bakmanın tadını çıkartabilirsiniz burada.

3

Kentin en önemli alanlarından bir diğeri ise Millenium Park. Bu parkın içindeki en etkileyici yapı ise bulutu tasvir eden ve aynalı bir anıt olan Cloud Gate. Cloud Gate gerçekten akılda kalıcı bir yapı. Unutmadan bu parkın içinde büyük bir konser alanı da mevcut. Özellikle yaz aylarında etkinlikler dur durak bilmiyor.  

Evet  burası yoğun bir kent ve yorulduysanız ama durmak istemiyorsanız, azıcık daha dişinizi sıkıp birkaç yere daha gitmelisiniz. Ondan sonra Chicago’nun, her tattan yemek içeren restoranlarına uğrayabilirsiniz. İlk olarak Grant Park sizleri bekliyor. Bu parkın en önemli özelliği dünyanın en büyük çeşmelerinden biri olan Clarence Buckingham Çeşmesi’ne ev sahipliği yapıyor olması. Bu çeşme gündüz olduğu kadar gece de etkileyici. Çünkü fıskiyelerine renkli ışıkların eşlik ettiği gösteriler düzenleniyor. 

550’ye yakın parka ve 150 civarında müzeye sahip kentte, kültür sanatın kapısını çalmazsak olmaz. En önemli olan müzelerden biri Field Museum. Bu müzede bir çok dinazor fosili, 20 milyondan fazla parça ve farklı canlı türleri sergileniyor. Ve Field Museum’un girişi çarşamba günleri ücretsiz.

4

Müzeden sonra dünyanın en büyük kapalı akvaryumlarından biri olan John G. Shedd Aquarium’u dolaşırsanız, yaklaşık 2.100 çeşit su canlısını görebilirsiniz. Bu akvaryumun büyük bir kısmı ise yunus balığı eğitimleri ve gösterileri için ayrılmış durumda.   

Chicago bitmiyor; sahilin doğu kesiminde bulunan Adler Planetarium ve Astronomi Müzesi'nde cuma geceleri yapılan gökyüzü gösterilerini teleskopla izleyebilirsiniz. 

Tren maketlerini, havada asılı uçakları ve Chicago’nun minyatür maketini görebileceğiniz Bilim ve Endüstri Müzesi  ile Chicago Sanat Enstitüsü’ne mutlaka ama mutlaka uğrayın. Chicago Sanat Enstitüsü’nün içinde Claude Monet’in de tablolarının yer aldığı 300.000 civarında eser sergileniyor. 

Sanatı, jazz müziği, kültürel malzemeleri ve göl kıyısına kurulmuş olmasıyla Chicago gerçekten sizi sakinleştirebilecek bir şehir. Her ne kadar kalabalık ve betonlarla arkadaş gibi gözükse de burası sakin bir şehir.