Cruise İle Yunan Adaları

Yunan Adaları'na gemiyle gitmeyi düşünüp; acaba gemi bana göre mi, sıkılır mıyım, midem bulanır mı, kamaralar ve yemekler nasıldırgibi kafasında deli soruları olanlar haydi gelin bu yazıyı sizler için yazdım :)

Gemimiz perşembe günü Çeşme Limanı'ndan kalkacağı için 11:00'de buluşma noktasında olacak şekilde İzmir'deki evimizden yola çıktık.

Burada valizlerimiz alınarak oda numaralarımız belirlendikten sonra bizler pasaport kontrolünden geçmek üzere Çeşme gümrüğüne yönlendirildik.Gemiye girişte pasaportlarınız alınarak turun sonunda size iade ediliyor. Saat 12:00'de gemimize binmiştik. Gemiye binişler saat 13.:00'e kadar devam etti, 14:00'de kalkacağı söylenen gemimizin limandan kalkışı ise saat 14:30'u buldu.

Gemiye binerken resimleriniz çekilerek tüm harcamalarınızı yapacağınız ve indiğiniz limanlarda pasaport yerine geçecek elektronik kartlarınız hemen veriliyor. Odanıza geldiğinizde valizlerin kapıda sizi beklediğini görüyorsunuz.

Biz güvertenin iki kat aşağısındaki promosyon kamaralarda kaldık, bu kamaralarda elbette balkon ya da pencere bulunmuyor. Fakat seyahat boyunca tüm gemi sizinken ve odaya tıkılıp kalmak gibi bir niyetiniz de yoksa daha lüks bir kamaraya vereceğiniz ücreti gideceğiniz yerlerde harcamak çok daha mantıklı değil mi?

Kamaramız iki kişi için yeterli büyüklükteydi ve temizliği konusunda hiç sıkıntı yaşamadık. Öyle ki odayı her terkedişimiz sonrası döndüğümüzde yine temizlenmiş oluyordu :)

Gemi sallanıyor muydu derseniz; evet zaman zaman bir gemide olduğunuzu hatırlatacak şekilde sallandığı oldu. Ancak bu bizi rahatsız edecek ya da midemizi bulandıracak bir seviye değildi kesinlikle. 

Gemideki açık büfe yemekler ve kahvaltı bizim damak tadımıza uygun, çok lezzetli ve çeşitliliği ise hem göze hem de mideye hitap edecek şekildeydi. Tüm gemi mürettabatı ile görevliler kibar, yardımsever ve güleryüzlü. 

Yola çıktığımız günün akşamı yolculuğumuzun ilk durağı olan Mykonos adasına geldik. Limanda gemiden indikten sonra otobüslerle 5 dakika kadar süren bir yolculukla adanın merkezine getirildik. Mykonos gerçekten gezip görülmeye değer bir ada, tüm Yunan adalarını sevdiğimiz gibi burayı da çok sevdik. Elbette Mykonos diğer mutevazı Yunan adalarından farklı. Daha gösterişli ve biraz daha pahalı. Bununla birlikte mavi, beyaz taşlı tertemiz yolları, birbirinden gösterişli sanat galerileri, rengarenk çiçekli şirin mi şirin evleriyle sokaklarında dolaşırken zamanın durduğunu hissettirecek güzellikle bir yer.

Bu arada şu bilgiyi de paylaşmış olayım: Her gün o gün gezilecek liman neresiyse gemiden iniş ve gemiye son biniş saatleri ana çıkış kapısındaki panoya yazılıyor. Ekstra tur alarak adayı gezmek isteyenler için de anonslarla gerekli bilgilendirmeler yapılıyor. İster gemide satılan turları alarak isterseniz bizim yaptığımız gibi kendiniz araştırarak gittiğiniz yerleri bireysel olarak da gezebilirsiniz.

Mykonos'tan döndükten sonra biz kamaramızda deliksiz bir uyku çekerken gemimiz tüm gece yol alarak bizi Santorini'nin dik  yamaçlarına getirmişti bile.

Santorini adasında gemi limana yanaşamayacağı için açıkta demirleyerek bizi gemiden tender botlarla adaya çıkardılar. Tender bottan indikten sonra ise teleferiğe binerek kendimizi Satorini adasının bembeyaz dünyasına bıraktık.(Teleferikle yukarı çıkış ücreti kişi başı 5 Euro)

Santorini'de biraz gezdikten sonra bloglarda okuduğumuz Oia köyüne gitmek için garajdan otobüse binerek köye doğru yola koyulduk. Garajı nasıl buldunuz derseniz inanın bizde bilmiyoruz sokaktan sokağa dalarak, gelen araçları takip edip biraz tahmin biraz merakla başardık diyebilirim. Ekstra turla bu adayı gezmek 60 Euro iken biz Santorini'den Oia köyüne 1,8 Euro'ya gittik :) Hediyelik eşya alışverişimizi yapıp bol bol Santorini manzarası resimleri çekerek ve bize biraz tuzluya patlayan 27 Euro'luk öğle yemeğimizi burada yiyip aynı otobüsle Santorini'ye geri döndük.

Santorini'de tüm bir günü geçirecek vaktimiz olduğu için zaman konusunda hiç sıkıntı yaşamadan adayı gönlümüzce gezebildik.

Ertesi sabah Atina Lavrion'a geldik. Lavrion'da  gezilecek turistik bir yer yok ancak gemide vakit geçirecek değiliz ya, biz de market alışverişimizi yapmak üzere limandan çıkarak şehrin içinde yürüdük. Çarşısında birer Yunan kahvesi içerek bulduğumuz bir marketten alışverişimizi yaptıktan sonra gemimize geri döndük.

Aynı günün akşamı gemimiz bizi Siros adasına getirdi.Siros'da neredeyse adanın hemen içindeki limana yanaştığından kendimizi bu muhteşem adanın mermer taşlı sokaklarına ve sahil boyunca uzanan kafelerine bıraktık. Bu adanın lokumu meşhur, ara sokaklarında dolaşırken bulduğunuz herhangi bir yerden kilosu 6 Euro olan rengarenk lokumlarından almayı ihmal etmeyin. 

Toplamda üç gece dört gün geçirdiğimiz gemi turumuzdan biz çok memnun kaldık. Hiç yorulmadan her sabah ayrı bir yerde uyanmak, koşuşturmak zorunda kalmamak, valizim kaç kilo oldu, uçağa binerken sorun yaşar mıyım endişesini taşımamak çok rahatlatıcı bir duyguydu. Üstelik gemide birçok aktivite, gösteri yapılıyor. Canlı müzik de var, dolayısıyla hiç sıkılmıyorsunuz.Güvertede bir şeyler içip masmavi sularda giderken sevdiğinizle sohbet etmek bile yeterince keyifli.
Geminin oldukça uygun fiyatlarda bir freeshop'u olduğunu da ekleyeyim.

Farklı bir seyahat deneyimi yaşamak isteyen herkese gemi turunu öneririm.

 

Sinem Müftüoğlu

Yazar Hakkında

Sinem Müftüoğlu

Eşimle birlikte her fırsatta yurtdışına öncelik vererek seyahat etmekten büyük keyif alıyoruz. Bu zamana kadar Avrupa'nın kuzeyi hariç çoğu yerini turlarla gezdik.