Efes - Türkiye

İzmir’in en ünlü yerlerinden biri ve bir tarih beşiği, Efes Antik Kenti. İzmir merkeze yaklaşık 70 km uzaklıkta bulunan antik kenti ziyaret etmek isteyenler Selçuk – Kuşadası dolmuşlarını kullanabilirler.

Antik kentin girişine doğru geldiyseniz eğer karşınıza çıkacak ilk şeyler hediyelik eşya dükkanları, gişe ve kalabalık olacaktır. Artık gezinize başlayabilirsiniz, ama burada belirtmeliyiz ki bu antik kenti gezmek için en az bir gününüzü ayırmalısınız.

En az bir gününüzü ayırmalısınız derken abartmıyoruz. İçeri girdiğinizde karşınıza şu tabelalar çıkacaktır; 7. Bin Yıl Sonu - MÖ 334 Arası Tarih Öncesi Efes, MÖ 3. – 1. Yüzyıl Arası Helenistik Efes, Roma Dönemi Efes ve MS 4. – 14. Yüzyıl Arası Bizans Döneminde Efes. Bu kadar döneme ve esere şahitlik yapmış bir kente az zaman ayırmak biraz haksızlık olur.

Antik kentin içerisinde en çok ziyaret edilen bir kaç nokta hakkında bilgi vermek gerekirse ilk sırayı Antik Tİyatro alacaktır. Efes’in en bilindik yapılarından olan Antik Tiyatro’nun tarihi, Helenistik Dönemde (MÖ 3.-1. Yüzyıl) inşa edilmiş öncül bir yapıya kadar dayanıyor. Burada gösterilerin yanı sıra toplantılar da yapılıyormuş. Roma İmparatorluğu’nun geç dönemlerinde ise gladyatörler arenası olarak kullanılmış. Bu dönemdeki kapasitesi 20.000 – 25.000 kişiymiş.

Antik Tiyatro’dan sonra gene etkileyici ve zamanın yıprattığı ama görkeminin izini kaybettiremediği bir yapı bekliyor sizleri. Celsus Kütüphanesi! Sütunlu yolları aşarak buraya mutlaka öncelik verip doya doya bakmalısınız.

Roma dönemine ait en güzel eserlerden biri olan Celsus Kütüphanesi, M.S. 135 yılında Efes valisi Julius Celsus Halemaeanus’un vefat etmesinin ardından oğlu Julius Agiula tarafından babasına ithafen yaptırılmış. Hem kütüphane hem de anıt mezar özelliğine sahip Celsus Kütüphanesi, eski dönemde bilim adamları ile düşünürlerinin yetişmesinde büyük rol oynamış. 

Celsus Kütüphanesi’nin sağında ise şehrin agorasına açılan Güney Kapısı bulunuyor. Oldukça gösterişli olan kapı şehrin Tetragonos Agora’sına yani ticari pazar yerine çıkıyor. 4 taraftan agorayı çevreleyen iki katlı yapılar o dönemde iş yeri ve dükkan olarak kullanılıyormuş.

Buralardan sonra Kuretler Caddesi ve Domitianus Tapınağı’na gitmelisiniz hemen ardından ise Yazıtlar Galerisi’ne. Yazıtlar Galerisi, Domitianus Tapınağı’nın mahzen tonozlarının bulunduğu yerde. Günümüzde  3.000’in üzerinde yazıt bulunmuş burada. Sergilenen ise sadece 60 tane. Buradaki yazıtlar imparator ailelerini yücelten yazılar ve mezar yazıtlarından oluşuyor.

Sütunlu uzun bir cadde yani “Arkadiane Caddesi”.  Arkadiane 500 metre uzunluğunda ve 11 metre genişliğinde. Zamanında bu cadde liman ile tiyatro arasındaki bağlantıyı oluşturuyormuş. Tabii zaman içinde deniz çekilince eski liman bölgesi de denizden 6 km içeride kalmış. Fakat burayı gördüğünüzde zamanında yolda yürüyen konuşan insanlar olduğunu hayal etmekte hiç zorlanmayacaksınız.

Etrafta mermerden veya normal taşlardan yapılmış mil taşlarını görebilirsiniz. Mil taşları belli bir mesafeyi belirtmek için yollara ve caddelere koyulurmuş zamanında. Sonraları bu taşların üzerine imparatoru onurlandırmak için imparator isimleri kazınmaya başlanmış. Önemli kişiler ziyarete geldiğinde bu taşların olduğu yerlerden geçirilirlermiş. Bu yüzden mil taşlarını gördüğünüz zaman kaçırmayın biraz inceleyin diyoruz.

Mil taşlarının yakınında bulunan eski mezarlar da bütün bu yerlerin yanında bir o kadar etkileyiciler.

Ve çok öenmli bir başka yer ‘Yamaç Evleri’, hemen Celsus Kütüphanesi’nin yukarında inşa edilmiş olan bu evler 4.000 metrekare üzerine kurulmuş ve zamanın soylularının alanı olmuş. Eğer burayı da ziyaret etmezseniz Efes’i tam olarak gezmiş sayılmazsınız. Hele ki evlerin tabanlarında yer alan çok sayıda mozaik ve duvarlarındaki mermer kaplamalar ile freskleri görmeden hiç mi hiç olmaz. 

Burada her yere normal basıp yürümüyorsunuz içerideki eserleri korumak amacıyla pek çok cam platform yapılmış.  Halen restorasyon çalışmalarının devam ettiği Yamaç Evler, “Dünya’nın en büyük Puzzle’ı” olarak nitelendiriliyor. Yaklaşık 80 kasa da 40.000’e yakın parça var ve her gün ancak 100 tanesi birleştirilebiliyor

Burada 1, 2, 3… diye giden salon numaraları bulunuyor böylece o dönem, kişilerin yaşadıkları salonlara bakarak zevkin ve maddi gücün ne kadar değişiklik yapabileceğini görüyorsunuz. Mesela 7 numaralı oturma birimi yamaç evlerin en önemli bölümlerinden. Çünkü kazılar sırasında sadece bu evde 2 adet iskelet bulunmuş. Bu da MS 262 senesinde yaşanan depremde burada sadece 2 kişinin yaşadığına ve diğer evlerin yenilenmekte olduğuna işaret ediyormuş.

Bir başka örnek ise 2. oturma salonu, burada çok sayıda duvar resmi yer alıyor. Roma evlerinde duvar resimleri günlük hayatın bir parçasıydı. Duvar resimlerinde seçilen konular ev sahibinin eğitim ve toplumsal sosyal düzeyini yansıtmaktaydı. Aynı zamanda bu bölümde imparatorluk dönemine ait mozaik zeminler de yer alıyor. Bu özelliği ile Türkiye’nin batısındaki en geniş imparatorluk dönemi mozaiklerine sahip. Medusa mozaiği, aslanlı mozaik bunlardan sadece bir kaçı.

Bir başka örnek; oturma alanı 4’te daha önceden bir havuz varmış daha sonradan kaldırılan havuz kapalı avluya çevrilmiş. Önceleri daha geniş olan alan zaman içinde diğer alanlar oluşturulurken küçültülmüş.

O dönemde tüm bu alan yerden ısıtma sistemi ile ısıtılıyormuş. Gerçekten insanın inanamayacağı kadar sanat, bilgi ve gelişmişlik dolu bu evler insanı belki de Efes’in en çok etkileyen parçalarından biri. Ayrıca küçük bir bilgi Yamaç Evler’in kazı çalışmaları yaklaşık 100 senedir TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ile Avusturya Efes dostları tarafından yürütülüyor.