Eskişehir - Türkiye

Eskişehir, pek çok insanın haberinin olmamasına rağmen UNESCO dünya mirasları listesine ismini yazdırmış bir şehir.

Eğer bu şehre geldiyseniz ilk olarak kalacak yerden başlamalısınız. Çevrede birkaç konağın birleştirilmesiyle oluşturulmuş nostaljik yerler bulabilirsiniz. Osmanlı mutfağından yemekleri de seviyorsanız eğer buraları tam size göre.

Eskişehir aslında bir kültür sanat şehri. Öğrenci yoğunluğu, sinema, müzik ve tiyatro festivalleriyle bu konuda hep bir adım önde. Sanat demişken buranın ünlü yerlerinde biri Çağdaş Cam Müzesi, ilk durağınız burası olabilir.

Girişte bir şadırvan ve cam işciliğinin emeğiyle şekillenmiş bir avize karşılıyor gelenleri. Alt katta ise ödül almış sanatçıların da eserlerinin bulunduğu yer bulunuyor, asıl müze kısmı burası.

Eskişehir’in Odunpazarı denilen bölgesinde restore edilmiş eski evlerin ve arnavut kaldırımlı sokakların arasında dolaşıp fotoğraf çekebilirsiniz.

Bu sokakların ardında sizleri bekleyen bir diğer yer  16. Yy’dan kalma bir osmanlı eseri olan, Kurşunlu Camii ve Külliyesi.

Çoban Mustafa Paşa tarafından 1525 yılında yaptırılmış Kurşunlu Camii ve Külliyesi.  Külliye; cami, şadırvan, zâviye (medrese), talimhane, harem, imaret, Mevlevi şeyhlerine ait türbe ve iki kervansaraydan oluşuyor.

Küçük fakat değerli eserler barındıran bir de müze mevcut. Eğer şansınız varsa burada ki ney ustasından belki birkaç nota dinleyebilirsiniz.

Külliye’den çıkınca buraya yakın mesafede karşınıza bir Osmanlı evi çıkıyor. Restore edilmiş bu ev sanki bir filmin dekorasyonu gibi ve filmlerde görebileceğimiz kadar güzel.

Kafe, restoran ve bir şark köşesinin yanında. Arka havlusundaki bahçesinde oturacak sakin yerler mevcut. Burada bir kahve içip yolunuza devam edebilirsiniz.

Eskişehir’de Atlıhan Çarşısı’na uğramadan olmaz. Hele ki buranın lüle taşıyla ünlü olduğunu düşünürsek. Buraya gelip kolye, tespih, hediyelik eşya almadan, çantanıza el emeği, göz nuru işlerden bir kaç tane  koymadan gitmek şehrin gücüne gider.

Karnınız acıktıysa çiböreğin şehrindesiniz. Denemeden gitmek olmaz. Çiböreklerinizi alıp ünlü Porsuk Çayı’nın karşısına oturup izlemek güzel olacaktır.

Porsuk gerçekten bu şehre bambaşka bir hava katıyor. Her biri farklı renkteki köprüleri, yan tarafında ona eşlik ederek uzanan çimleriyle güzel şeyler hissettiriyor adeta.

Venedik’i çağırıştıran Porsuk’ta gondol turu da yapmak mümkün. Neden olmasın?

Şimdi Kent Park’a gitmek ve Anadolu’nun göbeğinde yapay bir plajla tanışmak var. Oldukça büyük bir göletin kenarında ki plaj kumsal, şemsiye ve şezlongları ile insanı şaşırtıyor. Gölet etrafındaki kafe ve restoranları, çocuk oyun alanları ve heykelleriyle gerçekten müthiş bir iş başarılmış bu parkta.

Sırada manen ve madden önemli bir yer var. Bu şehri pek çok kez ziyaret etmiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün anıları ve eşyaları ile dolu olan müze. Atatürk ve Kültür Müzesi. Burada  Atatürk’ün özel eşyaları (giysileri, ayakkabıları, saati, tabak-çatal-bıçak, kahve fincanları, ağızlığı, tespihi, bastonu, kılıcı, tabancası) yanı sıra kendisine hediye edilmiş olan eşyalar, kronolojik olarak sıralanmış fotoğraflar, Yavuz Kruvazörü, Muavenet’i Milliye, Nusret Mayın gemisi, Alemdar Kurtarma Gemisi, Sütlüce Bandırma Vapuru ve Savarona gemilerinin maketleri de sergileniyor.

Şehirde ki son durak Bilim, Kültü ve Sanat Parkı. Burası gerçekten minyatür bir Disneyland. Herbir kulesi Türkiye’de ki önemli kulelerin eşi biçiminde yapılmış.

Kalyon (Korsan gemisi), masal kahramanlarının dev boyuttaki maketleri, üzerinde çocukların su kayağı, optimist eğitimi alabildiği, kuğuları ve kazlarıyla; kafe ve restoranlarıyla Eskişehir’in bu en büyük parkını trenle turlayabilirsiniz. Eskişehir bu kadarla biten bir şehir değil. Buraya mutlaka gelip Türkiye’de güzel şehir nasıl oluyor görmelisiniz.