Fransa'nın Güzel Şehri Cannes Hakkında Merak Edilenler

Cannes Film Festivali ile tanıdığımız bu Fransız şehri aslında denizi, kumsalı ve her köşesine lüksün, zerafetin sindiği sokaklarıyla da adını duyuran bir kent.

Cannes’ın hikayesi ise şöyle ki; ortaçağ döneminde Cannes’ın karşısındaki adadan rahipler adanın güvenli olmadığı gerekçesiyle buraya gelip yerleşmişler. Belli bir süre burada onların hakimiyeti geçerli olmuş. 1530’lara doğru özerk bir bölge olmaya başlayan Cannes’da deniz ticareti de gelişmeye başlamış ve 1800’lü yıllarda deniz kenarındaki evlerin denizden zarar görmeleri sebebiyle bir dalgakıran inşa edilmiş.

İşte ondan sonra şehir korumaya alınınca yapılanma değişmeye gelişmeye başlamış. İngiliz Lord Brougham buraya tesadüfen geldiği bir günde bu şehirden çok etkilenip, bir arazi alıp malikane yaptırmasından sonra değişim başlamış. Çevresine de Cannes’ı methedince soyluların buraya akını başlamış. Bunu Rus İmparatoriçesi izlemiş ve Cannes’ın ünü dünyaya yayılmış.

İlk düzgün yerleşim soylular tarafından yapıldığından kentte bu dönemden kalan pek çok güzel eser mevcut. 20. yy’da ise burada birbinden güzel pek çok saray oteli açıldı. Cannes güzellik ve zarafetinden hiç birşey kaybetmiyor.

Bu kadar tarihi bilgiden sonra artık Cannes’ı soluyabilirsiniz. Burada deniz ve kumsal harika özellikle deniz çok temiz. Hatta evlerde WC’lerin arkasında bir arıtma sistemi bulunuyor. Cannes sahilleri ünlü olmak isteyen insanların, keşfedilmeyi bekleyen kızların buluşma noktası.

Cannes muhteşem bir sahil şeridine sahip. Bu sahil boyunca sıralanmış 5 yıldızlı oteller, casinolar, film festivaline ev sahipliği yapan marinadaki büyük bina “Palais des festivals et des congres”, ve binanın önündeki zeminde yer alan aktör ve artistlerin el izleri, en çok akılda kalanlar.

Bu meydanda yaklaşık 300 kadar ünlünün el izi mevcut. Oldukça etkileyici!

Cannes herşeyiyle pahalı ve lüks bir şehir, otomobillerde buna dahil. Fakat daha iyisi burada Eski Otomobiller Müzesi’nin olması. Kitaplardan çıkmış gibi duran bu araçları görmelisiniz. Eski dönem yapılarıyla süslenen şehre en uygun müze bu sanırım.

Eğer etrafı biraz daha dolaşmak ve şehrin dokusunu anlamak istiyorsanız eski Cannes bölgesine gidebilirsiniz. Le Suquet ve buraya çıkan Saint-Antoine sokağındaki, ufak ama şık cafe ve restoranlar, el sanatları dükkanları oldukça güzel, ve Cannes’in gerçek ruhunu yansıtıyor.

Ayrıca Castre Meydanı’nda bulunan “Musee Dela Castre” ve “Notre Dame De L’ Esperance” Kilisesi ve ona çıkan sokaklar sizi hem eski zamanlara götürecek, hem de harika bir şehir manzarasını ayaklarınızın altına serecek.

 Bu meydandaki şato geçmişin yanlışlıkla günüzmüzde kalmış hali gibi. Tepeden Cannes’ı izleyip görüntüsünüz biryerler kaydetmeyi de unutmayın. Aşağıya doğru inerken MontChevalier sokağından inerek ve Forville pazarına uğrayabilirsiniz. Burada pek çok antika mevcut, Cannes’tan evinize avize veya çatal bıçak takımı götürebilirsiniz.

Cannes’ta sizi etkileyecek bir diğer şey ise parfüm müzesi. Burada sizin karakter tahlilinizi yapıp size uygun olan parfümü öneriyorlar. Tüm bunların dışında Cannes güzelliğinin yanında pahalı ve uyumayan bir şehir, yemek yiyeceğiniz zamanlar fiyat listesine bakmayı unutmayın. O güzel sıcak restorantlarda hayal kırıklığına uğramak istemezsiniz. Kalıcak yer içinde önceden önlem almalısınız. Fakat şehrin, sokakaların zarafetini, denizin masmaviliğini gördükten sonra bunların aklınızdan uçup gitmesi işten bile değil.