Ekvador, Büyük Kolombiya’dan ilk ayrılan ülke, bu birlikten ilk ayrılan şehir ise Guayaquil. Yaklaşık 3,5 milyon kişilik nüfusa sahip olan kent, ülkenin en önemli liman, ticaret ve finans merkezi. Bu limanda dünyanın dört bir köşesine ihracat yapılıyor. Guayaquil, Ekvador’un dünyaya açılan kapısı olarak nitelendiriliyor. Kent hem eski koloniyal dokusunu koruyor, hem de modern binalara ev sahipliği yapıyor.

Guayaquil oldukça temiz ve sahip olduğu dokuyla aklınızda kalacak bir yer, bir de her an ortaya çıkabilecek olan unutulmaz iguanaları var tabii.

Gezmek için bir rota arıyorsanız doğru yerdeseniz, işte kısa ve öz Guayaquil. İlk rotanız şehrin bohem kısmı olarak anılan ve 400 yıllık evlere sahip olan Las Penas bölgesi olmalı. Rengaren evler, daracık taşlı sokaklar ve sanat galerileriyle burası adeta tadından yenmeyecek bir yer.

Burada 444 basamaktan oluşan uzunca bir merdiven bulunuyor. Güzel manzaralar ve yerel halkın yaşantısına azıcıkta olsa, dahil olup göz gezdirmek isteyenler tabana kuvvet demeli.

Basamakların her birinin bir numarası var. Yukarı doğru çıktıkça kapı önünde oturan, okula giden ve muhabbet eden yerel halkı görebilirsiniz. Tepeye ulaştığınızda ise sizleri bir fener karşılıyor olacak.

Bu tepeden kentin manzarası tek kelime ile harika. Hem Guayas Nehri, hem kentin modern ve lüks kesimi hem de karşı tepedeki Barrioları görmek mümkün. Barriolar kısmında çarpık yapılaşma göze çarpıyor.

Guayaquil’in tepe manzarasının ardından kentteki yerel ürünlerin bir arada bulunabileceği Mercada Artesanal’a gelebilirsiniz. Burası 240 dükkandan oluşan ve sadece Ekvador değil, tüm Güney Amerika bölgesinden el ürünlerinin satıldığı kapalı bir alan. Uygun fiyat, çok çeşit ve etnik desenler istiyorsanız burası tam size gore.

Hediyelik eşyalarınızı aldıysanız bunları kaldığınız yere bırakıp gezmeye devam etmelisiniz. Sıradaki adres Simon Bolivar Parkı, diğer adı ile İguana Parkı olabilir.  Neden iguana Parkı? diyecek olursanız şöyle ki; burada insana alışkın ve etrafta kedi kopek misali dolaşan iguanalar mevcut. Hem yerel halk, hem turistler etrafta satılan mango kabuklarıyla bu iguanaları besliyorlar.

Parkın ortasındaki Simon Bolivar heykeli ve hemen bunun arkasında konumlanan San Francisco Katedrali’de görülmesi gereken önemli yerlerden. Kentteki bütün törenler burada yapılıyormuş. Bu sebepten olsa gerek katedralin içi ve vitrayları oldukça güzel ve gözalıcı.

Birazda şehrin tarihine bakmak isterseniz Guayas Nehir kenarına inmeniz gerekiyor. Şehrin önemli caddelerinden biri olan 9 Ekim caddesinden aşağıya inerseniz vakti zamanında pazar alanı olarak kullanılan bu meydana ulaşabilirsiniz. Burada pek çok önemli kişinin heykelini görebilirsiniz, insanın aklında kalan güçlü bir meydan olduğunu söylemekte fayda var.

Bunun ardındanWater Front bölgesinde bulunan 2 – 3 km’lik yolda güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Mutlaka gitmeniz gereken bir başka adres ise Guayaquil Mezarlığı. Dünyanın en ilgi çekici mezarlıkları arasında gösterilen bu yer daha yaklaşırken ilginç görüntüler sunuyor. Her çeşit zevke ve bütçeye uygun tabut yapan dükkanlar sıralanmaya başlıyor.

Mezarlıkta fotoğraf çekmek yasak bu yüzden dikkatli olmalısınız. Girişte ilk olarak daha fakir kesimin mezarları yer alıyor bir kavanoz içine koyulmuş küller ve isimlerin yazdığı yüzeyler. 

Biraz daha ilerlediğinizde ise karşınıza daha büyük boyutlu devasa mezarlar çıkıyor. 

Adeta bir açıkhava müzesini andıron mezarlık aklınızdaki mezarlık ve ölüm kavramlarını değiştirecektir.