Heyecan ve Umut Dolu Bir Gün: Yeni Yıla Giriş

Uzun zamandır gezi yazılarıma ara verdim, öncelikle yaşadıklarımızdan dolayı keyifsizlik.. ve malum nedenlerle  seyahatlere ara verdik. Ama hala yazmadığım gezilerim var. Bugün her yıl sonu olduğu gibi yine bir Yeniyıl yazısı yazmak istedim.. sonra da yine yeniden gezi yazılarıma devam edeceğim.

Yarın 2020 yılı veda edecek.. 2021’i Yeni yepyeni bir yılı karşılayacağız. Yılbaşı yaklaşırken herkesi bir telaş, bir heyecan sarar.. eskiden genellikle ailelerle bir araya gelinir, yemekler (illaki hindi) yenir, tombala oynanırdı.. benim çocukluğumda televizyon yoktu ama çok eğlenirdik. Ben o günleri çok severdim, hala da severim ve özlüyorum.

1

Siz de bu dönemi sever misiniz? İçinizi bir heyecan kaplar,  içinizdeki çocuk çıkar mı? Benim gibi..

Sanki, yarın sabah bir anda yaşantımızda bir şeyler değişecekmiş gibi heyecanlanmak neden? Oysa hayat akışında seyredecek, günler hep aynı, değişen ya da değişecek hiçbir şey yok. Sabah uyandığımızda gün yeni bir gün.. dün gibi bir gün. Özellikle de ülkemizdeki olumsuzluklar, ölümler, fakirlik bitecek mi? Hayır tabii.. 

Biz yine de “yılbaşı” heyecanının sihrini bozmayalım.. yaşantımıza biraz heyecan katmak, bir süre de olsa bu coşkuyu, heyecanı yaşamaya... Yaşadığımız olumsuzlukları bir an olsun unutmaya ihtiyacımız var.  

Sokaklardaki ağaçların, meydanların, dükkan vitrinlerinin ışıklarla donatılması, insanların sevdikleri için hediye almak için tatlı telaşı, koşuşturması, cicili bicili paket kağıtları alıp hediyeleri özenle ve sevgiyle paketlemek.. hoş değil mi? Evimize her zamankinden farklı bir özen gösteririz. 

2

Son yıllarda artık biz de çam ağacı süsler olduk, ne güzel, bence yaşamımıza biraz güzellik, heyecan katmak çok hoş değil mi? Özenti mi? Asla değil, aksine çam ağacı süslemenin eski bir Türk adeti olduğunu ünlü Sümerolog İlmiye Çığ hanımefendi söylüyor. Hatta bu adeti Avrupa'ya Türklerin aktardığını şöyle anlatıyor.

"Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor, hayat ağacı, Sümerlerde de var. Bir ucunda göktanrısı duruyor. Türklerde güneş kutsal ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık'ta güneş dünyayı yeniden daha fazla aydınlatmaya başlayacak, günler uzayacak. Türklerin göktanrısı gün ile geceyi tanzim ediyor gökte. Sözde gün ile gece sürekli münakaşa halinde. 22 Aralık'ta gün gecyi yeniyor. Bu "yeniden doğuş bayramı"nı Türkler kutluyorlarmış. Türkistan'daki bir ağaç, akçam, başka yerde yetişmiyormuş. Akçamı eve getirip altına, verdiği güzellikler ve yaşam için Tanrı'ya hediyeler koyuyorlar. Dallarına da ertesi sene için Tanrı'dan istedikleri için kurdela bağlıyorlar. O günler bayram ve şenlik yapıyorlarmış, sileler toplanıyor, ziyaret, özel yemekler yeniliyor, güzel elbiseler giyiliyor. Bu adet Türkler yoluyla Avrupa'ya geçer. İznik Konsili'nde pagan adeti görülen bu adeti İsa'nın doğuşu olarak kabul edelim diyorlar ve bu adet Hristiyanlara geçiyor. Ama ağaç süsleme 16. yy'da Almanya'da başlıyor, daha sonra Fransa'ya geçiyor ve dünyaya yayılıyor."

3

Hocamızın söylediklerine kulak verdik, inanalım inanmayalım ama yüreğimizi pozitif tutalım bence. Gelelim son yıllardaki değişen Yılbaşı heyecan ve coşkusuna. Kimimiz evlerimizi süsleyip aile ya da arkadaşlarla yemek programıyla yetinirken kimimiz de artık seyahat ederek biraz değişiklik istiyoruz yaşamımızda.. kimimiz kar özlemiyle dağlara kayak yapmaya gider, kimimiz de sıcak ülkeleri tercih eder.. Kimimiz yurt dışına kimimiz yakın yörelerdeki şaşalı Yılbaşı programlarına tav olur ve genellikle hayal kırıklığıyla döner. Sonuçta Yılın bu günlerinin farklı bir ruhu var sanki. 

Hristiyan ülkeler Yılbaşından çok Noel’i kutluyorlar. Avrupa ülkeleri, Amerika ve Avustralya gibi ülkeler bunu en coşkulu biçimde kutlayan birkaç ülke. Bu ülke şehirlerinin birçoğunda her yıl Aralık başı gibi kurulan Noel pazarları ile kentler bambaşka bir havaya bürünürken ülke halkı da heyecanla bu etkinliği bekler. Biz gezginler ve turistler için de yeni ve ilginç bir tur rotası oldu bu son yıllarda.

4

Noel pazarlarında sevdikleriniz için her türlü hediyelik eşyaların yanı sıra Noel kekleri, kurabiyeler, çikolatalar ve yöreye özgü lezzetler bulabilirsiniz. Hava Avrupa ülkelerinde oldukça soğuk olsa da heyecan insanı üşütmüyor sanırım, ya da içinizi sımsıcak ısıtacak ve kış günlerinin değişmez lezzeti “gluhwine” satılır hemen her büfede. Yıllar önce Avusturya, Kitzbühel’de kayak molasında tanışmıştım bu sıcak içkiyle. Şeker, çeşitli baharatlar (özellikle tarçın ve karanfil) ve kırmızı şarapla yapılan gluhwine içinizi olduğu kadar ellerinizi de ısıtacak özel bir içecek.

Bu coşku sadece pazarlarda değil, şehrin tamamına yayılıyor. Meydanlara ve kentin çeşitli yerlerine kurulan süslü ve ışıklar içindeki çam ağaçları, dükkan vitrinlerinin, evlerin, restoran ve kafelerin pencerelerindeki süsler ile tüm şehir ışıl ışıl. Bu ışıklar şehirleri olduğu kadar ruhumuzu da aydınlatıyor diye düşünüyorum. 

5

Ben birçok Noel ve Yılbaşını yurt dışında geçirdim, bunlardan en çok aklımda kalan, unutamadığım ve keyif aldığım Tallinn (Estonya) kenti, Noel Pazarındaki coşku olmuştu. Unesco Dünya Mirası listesindeki bu tarihi kentin mimari zenginlikleri, ışıl Işıl bina ve sokakları, kent meydanında kurulan Noel Pazarı gördüğüm diğer pazarlardan çok farklı ve keyifliydi. Çok da farklı ürünler bulduğum pazardan epey alışveriş yapmıştım. Keçe beremi ve hakiki keten şal ve masa örtülerimi halen kullanıyorum. Beni hayal kırıklığına uğratan tek şey, bana yılbaşını çağrıştıran kar yağışının eksikliği idi. Derken bir anda kar serpiştirmeye, sonra da lapa lapa  yağmaya başladığındaki sevincimi anlatamam, meydanda şarkı söyleyerek dans ettiğimiz bu tatili hiç unutamam. 

6

Geçen yıl da bir nehir gemisi ile Avrupa'nın en güzel kentlerinin birkaçında kurulan Noel pazarları turu da çok keyifli, eğlenceli ve dolu dolu bir geziydi. İlk kez bir nehir gemisiyle gezdim. Nehir gemileri 5 yıldızlı, çok katlı dev gemilerden çok farklı. Sadece 2 katlı ve çok pratik. Şık bir restoran, bar, çay ve dans salonu, 5 yıldızlı otel odasını aratmayan kamaralar, masaj, spa ve kuaför de mevcut. Gece yol alıyor, her sabah farklı bir limanda uyandık. Gezimiz Frankfurt Mainz Linanından başladı, Unesco Dünya Mirası listesindeki STRASBURG, Alsas Bölgesi, Petite France, Alsace Bölgesinin İncisi COLMAR, Baden Baden Baden, Unesco Dünya Mirası listesindeki RÜDESHEİM, son olarak da Loreley Geçidi boyunca, sağlı sollu nehrin iki kıyıdında yükselen yamaçlardaki şarap bağlarını, yamaçların üstündeki sivri tepelerde yer alan sayısız tarihi kale ve şatoları ve güzel kasabaları ve harika manzaraları izleyerek keyifli bir gündüz seyriyle son durağımız KÖLN ve UNESCO Dünya Mirası listesindeki muazzam Köln Katedralini görerek.. tabii ünlü “Kölish” birası içerek son buldu

7

Belki seneye de başka bir rotada yine seneye böyle bir gezi planlar, başka kentlerin Noel Pazarlarını gezeriz gibi güzel düşüncelerimiz vardı. 

Ne yazık ki 2020 hiç de beklemediğimiz ummadığımız sürprizlerle geldi. Planlar, umutlar gerçekleşemedi. En üzücü yanı da yitirdiğimiz milyonlarca can, özveriyle çalışan sağlıkçılarımız oldu.. İşsiz kalan milyonlarca insanımız.. onlar değil yılbaşı kutlamak akşam evine ekmek götüremiyor be yazık ki..

Bu Noel sanıyorum pek çok insan Noel ve Yılbaşında ailesiyle, sevdikleriyle olamayacak, olmamalı da. En değerli hediyelerimiz de sağlık için sağlıkçılar için dualarımız olacak...

8

Herkese öncelikle sağlık.. sağlık... sağlık diliyorum. Sonra tüm dünya insanlarına, ülkeme, sevdiklerime.. herkese ama herkese mutluluk, neşe, (belki bol gezili..) yepyeni bir yıl diliyorum. 

Yeni yılda yeni destinasyonlarda, yeni yazılarda buluşmak üzere... 

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.