Hobart - Tazmanya

Tazmanya’nın en önemli şehri olan Hobart, Dünya’nın en temiz havasına sahip. Burası aynı zamanda Avusturalya’nın en eski 2. şehri. Fakat buna rağmen Avusturalyalı’lar Tazmanyalı’ları pek sevmiyorlar. Onlara Avusturalya’nın köylüleri diyorlar ve biraz hakir görüyorlar.

1796 senesinde Kaptan Cook buraya geldikten sonra Fransızlar da bu bölgeye yerleşmek istemişler. Bu nedenle, İngilizler burada hızla kolonyal çalışmalara başlayıp, burayı koloni haline getirmişler.

Hobart çok yeşil bir şehir. %20’si orman. Bu sebeple yağışı da çok alıyor. Bu da park ve bahçelerin çok güzel ve diri olmasını sağlıyor. Doğayı çok iyi koruyorlar. Ağaç kesimi, avlanma, toprakların tarıma açılması kesinlikle yasak ve cezası da çok çok ağır.

Burada çevereyi tanımak ve Tazmanya’nın güzel doğasına dokunmak adına Derbent Nehri’nde geziye çıkabilirsiniz. Ardından tarih ve ekoloji bilgileri için Hobart Müzesi’ne uğramayı da ihmal etmemek gerek. Bu müzede Tazmanya canavarını, dingo cinsindeki köpekleri ve pek çok değerli madeni taşını görebilirsiniz.

Küçük bir hatırlatma Tazmanya'da dükkanlar akşam üzeri saat 17:00’de kapanıyor. Bu saatten sonra kesinlikle açık bir yer bulamıyorsunuz. Mutlaka akşam üzeri saat 17:00’ye kadar karnınızı doyurun. Bu saatten sonra gece ölü şehre dönüyor.

Buradaki insanlar çok güler yüzlü ve yardımcı. Alışverişte asla pazarlık edemiyorsunuz. Sokak pazarlarını etrafta göremiyorsunuz. Hayvanları istediğiniz saatte gezintiye çıkartamıyorsunuz. Bu konuda, hayvanların gezdirilebileceği saatleri tabelalarda belirtmişler. Ancak o saatte gezdirebiliyorsunuz. Ayruca Hobart’ta meyve çok bol ve karpuzların hepsi çekirdeksiz.

Burada tadına doyum olmayan doğanın yanında unutamayacağınız bir diğer şey şık giyinmiş bayanların bazılarının ayakkabı giymemesi ve çıplak ayaklarla yürümeleri olacaktır. Caddelerde ışıklar haricinde, yaya geçitlerinde “sağa bak, sola bak” diye uyarı yazıları koymuşlar. Caddede geçiş üstünlüğü yayanın. Hobart gerçekten akıllardan çıkmayacak ilginçlikte bir yer.