İsfahan - İran

İsfahanİran’ın üçüncü büyük şehri. 15. yy’da yeryüzünün en kalabalık şehri olduğu söyleniyor bu yüzden de ‘ Nefsi Cihan’ yani ‘Dünyanın Yarısı’ deniyor buraya. Safevi döneminde başkent olduğu düşünülürse bu İran şehrininde tarihi yapı ve geçmiş dolu olduğunu tahmin edebilirsiniz. İsfahan’ı gezmek için Meydan-ı İmam Meydanı iyi bir başlangıç noktası olabilir.

Pekin’den sonra dünyanın en büyük 2. meydanı olarak geçiyor burası. Ve UNESCO tarafından korumaya alınmış. Mimarisi göz dolduruyor , etrafı sütunlarla çevrili ortasında ise bir havuz bulunuyor. Eskiden polo oyun alanı olarak kullanılıyormuş, şimdilerde ise envai çeşit insanın gelip buluştuğu ve gezdiği bir sosyal ortam olmuş. Piknik yapanlar, faytona binenler de var bunların arasında tabii.

Meydan etrafına göz atarsanız çok sayıda bina göreceksiniz bunlardan biri Kapalıçarşı. Çarşının içinde incik, boncuk, süs eşyaları ve daha pek çok şey mevcut. Bir de haftada bir gün çarşı erkeklere kapatılıyormuş. Sadece kadınları alıyorlarmış içeriye, daha rahat alışveriş yapsınlar diye.

Sizde alışverişinizi yaptıysanız eğer yönünüzü Mescidi İmam Camii’ne çevirebilirsiniz. Mavi çiniler, kocaman bir kubbe ve harika akustik.

Bu güzelliği bir görüp İslam kültürünün izlerinin tanımanızı öneririz. Özellikle akşam saatlerinde ışıklandırıldığında gerçekten harika görünüyor.

Meydanın etrafındaki tarihi güzellikleri ziyaret etmeye devam edebilirsiniz. Sıradaki yer Ali Gapu Sarayı. 6 katlı olan saray harika manzalaralar vaat ediyor gelenlere. Meydanda polo oyunlarından bahsetmiştik, işte vakti zamanında o oyunlar bu balkondan izlenir keyifli zamanlar geçirilirmiş.

Sıradaki mekanımız biraz ilginç bir yer. Nasıl diye soracak olursanız eğer şöyle ki; adı ‘Sallanan Minareler.’ Evet minareleri sallanıyor. Burası Ebu Abdullah adında bir dervişin türbesi aslında. Fakat inşa edilirken bir mühendislik hatası sonucu minareler sallanan şekilde kalmış. Neymiş nasılmış bilinmez ama burası İsfahan’ın ünlü mekanlarından olup çıkmış.

Şehrin bir başka simgesine çevirmelisiniz rotanızı şimdi. Si-o-Seh Pol Köprüsü’ne. Şehri ikiye bölen Zayendeh Nehri üzerindeki 6 köprüden biri Si-o-Seh Pol. Gerçi şu an nehir kurumuş ama köprüsü baki kalmış.

1602 senesinde yapılmış olan 33 sütunlu köprü, mimarı olan Allahverdi adı ile de anılıyor. Üzeri tam bir şenlik yeri gibi. Trafiğe kapalı 300 m uzunluğunda bir köprü. Suyu kurumuş bir nehrin köprüsü olsada iki yakayı kavuşturduğundan olsa gerek sıcak geliyor insana. Adı da Allahverdi olunca tebessüm etemeden geçemiyorsunuz.