Kidzania'da Çocuk Olmanın Keyfi

“Bir günlük çocuk olmak ister misin?” gibi bir soruyla karşılaştınız mı? Ya da böyle bir fırsat verildi mi? Peki verilse nasıl değerlendirirsiniz? Sorularla boğuşurken bir anda çocuk oluyoruz Kidzania'da...

Gezimanya'nın düzenlemiş olduğu “Kidzania'da Çocuk Olmak” etkinliğine katılıyoruz. Tabi yalnız değilim, ben ve benim gibi çocukluğunu dışarı salan bloggerlarla birlikte... Oysa ne güzel şeymiş çocuk olmak. Büyüyerek çocuk kalmak… Şimdi ki çocuklara sunulan etkinliklere bir gün de olsa ortak olmak. Doya doya çocukluğu yaşamak! İçimizde bizimle büyümeyen bir çocuk var ya bazen çıkarıp oynadığımız, bazen sımsıkı sarıp sarmalayıp, sakladığımız... İşte o çocuğun çıkmak için çırpındığı bir dönemde Kidzania'nın kapısından içeriye giriyoruz.

Girdiğimiz ilk anda başka ülkeye yolculuk yapıyormuş gibi önce gümrükten geçiyoruz. Takılan bileklikler ve verilen 50 kidzosluk çekimizi alarak doğru bankanın önünde kuyruğa giriyoruz. Çeki bozdurduktan sonra birbirinden değişik meslek gruplarının yer aldığı etkinliklerin hangisini seçeceğimize karar vermeye çalışıyoruz. Daha önce buraya getirdiğim miniklerin, Kidzania'da bir günlük heyecandan dolayı oradan oraya savruluşlarını şimdi daha iyi anlıyorum.

Önce inşaatta çalışmaya başlıyoruz. Özgüven geliştirici çalışmalardan ilki olsa gerek... Adrenalinde yanında bonusu oluyor. Tabi bu arada 15 kidzosta gidiyor. Parlarda azalıyor. İnşaattan çıkıp, tırmanma duvarında bulunuyoruz bir anda. Oldukça güvenli bir şeklide gerçekleşen faaliyette keyifli ve bir o kadar da heyecanlı anlar yaşıyoruz. Yukarı, en yukarıya tırmanmak ve zili basışla tırmanış sona eriyor. Tekrar hop aşağı ve gidiyor 15 kidzos daha... Paralar da azalıyor!

/sites/default/files/styles/800x600_/public/ozel-yazi/2019-11/image-img-20150418-wa0003.jpg

En güzel yapılacak mesleklerden birisi de “Ajanlık”. Etkileyici bir müzik eşliğinde “Görevimiz Tehlike” başlıyor. Lazerli geçitte, ışınlara dokunmadan geçişin ardından, tırmanma merdiveniyle yukarı ikinci kata çıkıyoruz ve iplerle hop üç metrelik boşluğa iniş yapıyoruz... Aman da aman bizde heyecan hala dorukta! Çocuklar gibi oradan oraya koşturuyoruz ve her kızın rüyası tabii ki moda evinde çalışmak. Ver oraya da 8 kidzos böylece paramız da iyice azalıyor. Renkli peruklar, kıyafetler, süsler, şapkalar derken bir anda podyumda kendimizi buluyoruz. Sırayla podyumda yürüyor bol bol da poz veriyoruz.

Cebimizde paramız bitiyor... “Ne yapmalı?” derken diskoda işe giriyoruz. Karaoke ile 8 kidzos kazanıyoruz. Çıkınca biraz da “eğitim şart!” diyerek üniversiteye kayıt yaptırıyoruz. Üniversiteden mezun olunca kimliklerimizi alıp çıkıyoruz.

Eğlence, aksiyon, hoplama, zıplama, şımarma bol kahkaha ile bu güzel günü bitiriyoruz. Yetmiyor zaman, yeniden büyümek istemeden ayrılıyoruz. Geriye sadece yaşanan güzel anlar kalıyor.

Tekrar çocuk olmak ne güzel... Keşke hep çocuk olsak, hiç büyümesek...

Etiketler

serap selçuk

Yazar Hakkında

serap selçuk

Yazar Gezgin ve blogger 1968 yılında Niğde'de doğdu 1987-1991Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliği eğitimi gördü.