Leiria - Portekiz

Portekiz’in kendine has dokusunu içinde barındıran yer, burası Estoril. Bu ülkeye gelmişseniz eğer mutlaka Leiria, Batalha, Nazare, Alçobaça ve Obidos bölgelerine uğramalısınız. İlk durağınız Batalha olabilir. Batalha, Fatima ile Alçobaça arasında yer alan bir kasaba. Kasaba adını meşhur Batalha Manastırı’ndan almış.

Manastır 1883’te UNESCO tarafından dünya mirasları listesine alınmış. Manastırın pencerelerindeki taş oyma işçiliği bir harika. İçi çok yüksek devasa yivli sütunlarla desteklenmiş. Yivli devasa sütunları, taş oyma işçiliğinin mükemmel örneği camları ve palmiye ağacını anımsatan tavan kubbeleri ile bir dünya harikası burası.

Batalha’nın ardından Nazare sahil kasabasına gelebilirsiniz. Nazare, sahil boyunca sıralanmış 2-3 katlı beyaz badanalı evleri, sahile demirlemiş ufak tekneleri ile tipik bir balıkçı kasabası.

Sahil boyunca cafeler ve hediyelik eşya satan dükkânlar bulunuyor. Bu bölge insanlarının tipik kıyafetleri var. Erkek balıkçılar genellikle çizgili tişört ve bol bir pantalon giyiyorlar. Pantalonlarının beline bir kuşak takıyorlar, paçalarını ise lastikle bağlıyorlar. Kadınlar ise diz altında hafif bolca bir etek ve genelde pastel tonlarda çiçek desenli bluz giyiyorlar.

Ancak bir kadın eğer kocasını balıkta ya da bir deniz kazasında kaybetmişse, o zamandan sonra sürekli siyah etek ve bluz giyiyorlar.

Sonraki durağınız Alçobaça olabilir. Alçobaça adını, buradan geçen Alço ve Baça nehirlerinden alıyor. Buradaki ilk yerleşim yazılı kayıtlarda 1100 senesi olarak geçiyor. Alçobaça’nın görülmeye değer en önemli yeri Alçobaça Manastırı. Manastır 1158’de yapılmaya başlanmış, 1254’te bitirilmiş. Bu devasa manastır, önce sur içinde bir şehir merkezi imiş. Rahipler buraya gelip sohbet ederlermiş. Zamanla rahiplerin buluşma yeri, katedral ve manastıra dönüştürülmüş.

Manastır çok geniş bir alana kurulu. 1. Portekiz kralı Kral Alfonso buranın yapımında halka çok destek vermiş. Manastır içinde Kral Pedro ve daha bir kaç önemli ismin mezarı var. Sütunlar ve kubbeler çok yüksek ve görkemli. Krallar salonunda tüm Portekiz Kralları’nın heykelleri yer alıyor. Manastırın iç avluya bakan bir kaç bahçesi var. Bu bahçeler Endülüs Bahçeleri’ne benziyorlar ve oldukça gösterişliler.

Manastırın içinde yer alan mutfak ve mutfaktaki baca görülmeye değer. Mutfaktaki devasa baca Ortaçağ’ın en büyük bacalarından biriymiş. Manastır içinde çeşitli bölümler yer alıyor. Eskiden kralların ve diğer yöneticilerin toplanıp sohbet ettiği salona Kralların Sohbet Salonu adı veriliyor. Sadece bu salonun uzunluğu 67 metre ve bunun gibi çok sayıda salon bulunuyor.

Buradan sonra  Obidos’a gidebilirsiniz. Kale duvarları ve surlar içinde yer alan bir köy Obidos.  İki katlı beyaz ve üzerinde kontrast renkler ile boyalı evler, bu evlerin her birinin pencerelerinden sarkan çiçekler, sarmaşıklar ile sarılmış surlar, daracık taş döşemeli sokakları ile turistleri cezbeden bir yer burası. Yollar çok dar olduğundan çiçekler, begonvil tarzı bitkiler, hatta ağaçlar tellerle duvarlara yapıştırılmış.

Köyde yer yer küçük restoran ve cafeler, hediyelik eşya dükkanları, sanat galerileri yer alıyor.  Zaman zaman dik yokuşlardan çıkarak surların burçlarına ulaşabilirsiniz. Buraya mutlaka çıkmalısınız. Bu noktada bir de seyir terası tarzında bir alan var ve  köy daha da şirin görünüyor. Bu noktadan bol bol fotoğraf çekebilirsiniz.

Obidos Portekiz’in mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri. Bir de burada Petrorus Domus Bar adında bir likör var ki tatmadan almadan gitmeyin!