Londra - İngiltere

İngiltere’nin başkenti ve şıklığın şehri Londra’da ilk olarak sizleri güzel sokaklar ve nazik ayrıntılar bekliyor. İnce mimariye ferforje eklenip çiçeklerle süslenince tam bir görsel şölen oluşturulmuş burada.

İlk olarak Trafalgar Meydanı’na gidebilirsiniz Londra’da. Burası şehrin buluşma merkezi. Gece gündüz, her zaman cıvıl cıvıl. Bu meydan açıkhava konserleri ve çeşitli kutlamalara ev sahipliği yapıyor. Meydanda yer alan 50 m yüksekliğindeki sütun, Trafalgar Savaşı’nda ölen amiral Lord Nelson anısına 1843’te dikilmiş.

Ardından Buckingham Sarayı’na gelebilirsiniz. Burası İngiliz Kraliyet Ailesi’nin kaldığı saray. Resmi resepsiyonların ve kraliyet seremonilerinin yapıldığı yer. Sarayın önünde Kraliçe Victoria’nın büyük bir heykeli bulunuyor. Burada askerlerin nöbet değişim törenlerini izlemek keyifli olabilir. Bu nöbet değişim töreni yaklaşık 30-40 dakika sürüyor.

Şehrin en eski yapılarından biri olan Londra Kulesine (Tower of London) uğramalısınız mutlaka. Tarih boyunca kraliyet ailesinin değerli eşya ve mücevherlerinin saklandığı bu kule, ayrıca zamanında hapishane olarak da kullanılmış. Monarşi karşıtları buraya kapatılıp ve infaz ediliyormuş. Burada hazine dairesini ve infaz odasını gezdik. Hazine dairesinde yer alan Kraliçe’ye ait taçlar ve asalar göz kamaştırıcı. Fotoğraf: avalonschool.co.uk

Londra Kulesi’nin ardından Madam Tussaud Mumyalar Müzesi’ne gelmelisiniz. Bu müze kesinlikle görülmeye değer. Dünyanın en önemli devlet adamları, sporcuları, müzisyenleri ve sanatçılarının bire bir balmumundan yapılmış heykellerinin bulunduğu müze oldukça geniş ve etkileyici. Fotoğraf: nukethefridge.com

British Museum mutlaka ziyaret etmeli ve bir gününüzü ayırmalısınız. British Museum 1753’e tarihleniyor. 4 km uzunluğunda ve 94 galeriden oluşan müzede 2 milyon yıllık dünya medeniyet tarihi sergileniyor. Dünya’nın pek çok yerinden getirilen çok değerli eserler var. British Museum hekim ve doğa bilimci Sir Hans Sloane’nun biriktirdiği koleksiyonun hükümet tarafından satın alınması ile 1753’te kurulmuş. 19.yy’da British Museum satınalma, armağan ve kaçırma yoluyla paha biçilmez eserlere sahip olmuş.

Londra’nın bir sembolü haline gelmiş olan Big Ben Saat Kulesi tam 106 metre yükseklikte. 1840 – 1867 tarihleri arasında yapılmış olan Big Ben’in adı 13 tonluk çanından geliyormuş.

Londra’nın dünyaca ünlü Hyde Park’ını da görmelisiniz mutlaka. Parkın çevresinde çok bakımlı ve çok iri atları eşliğinde polisleri görebilirsiniz. Polisler ve atların güzel kıyafetleri dikkatinizi çekebilir. 350 dönüm arazi üzerine kurulmuş olan Hydepark, önceleri Westminister Sarayı’na dahilmiş. 17.yy’da halka açılmış. Parkın içinde yapay göller, içinde de ördekler yüzüyor. Parkın içinde bol bol sincap görebilirsiniz.

Londra’da görülmesi gereken müzelerden biri de National History Museum (Doğal Tarih Müzesi). Dünya çevrebilim, böcekler ve memeliler ile ilgili devasa galeriler mevcut. Buradaki dev dinozor iskeleti mutlaka görülmeli. Ayrıca Water House bölümü de gezilmesi gereken yerlerden.

Victoria and Albert Museum da gidilmesi gereken bir diğer önemli müze.

Dünya’nın en eski tiyatro binasını ve Nothing Hill bölgesini de gezmelisiniz. Rio’dan sonra dünyanın en büyük karnavallarının yapıldığı 2. büyük sokak karnaval alanını gezdikten sonra yine bu bölgedeki Portebello Çarşısı’na gidebilirsiniz. Bu çarşı, çeşitli antika eşya ve mücevher mağazaları ile ünlü.

Londra denince Tower Eye (Dönme dolap)’dan bahsetmeden olmaz. Times Nehri kıyısında 135 metre yükseklikte olan bu dönme dolap, bir tur tam dönüşünü 20 dakikada tamamlıyor. Çok keyifli bir gözlem kulesi gibi. Tepeye çıktığınızda, Londra’nın ayaklarınızın altındaki manzarası sizi selamlayacak.  Bu dönme dolaba mutlaka binip, Londra’yı kuş bakışı görmelisiniz.

İngiltere’nin ünlü Thames Nehri’ni görmeden olmaz. Thames nehri, 338 kilometre uzunluğunda ve 13.000 kilometrekare alan kaplıyor. Londralılar bu suyu arıtarak içme suyu olarak kullanıyorlar. Nehir gezisi çok keyifli ve Londra’da mutlaka yapılması gereken aktivitelerden biri.

Kule köprüsü anlamına gelen Tower Bridge’ı nehir turu sırasında görebilirsiniz. Tower Bridge’in yapımına 1886 senesinde başlanmış ve 1894 senesinde kullanıma açılmış. Köprünün en yüksek seviyesinde 2 adet yaya yürüyüş yolu, daha alt seviyesinde ise karayolu ile birbirine bağlanan iki kule var.