Luksor - Mısır

Eğer mısır efsanelerini, tapnakları, mezarları ve firavunları seviyorsanız Luksor tam size göre. Mısır’ın akan damarı olan Nil’den gemilerle Luksor’a ulaşıp tarihin içinde dolaşmak ister misiniz? Öyleyse Karnak Tapınakları ( Amon ) başlamak için çok iyi bir nokta.

Karnak Tapınakları Mısır’da ki en eski ve en büyük dinsel kompleks, tam 300 dönümlük araziyi kaplıyor. Bu dinsel komplekse iki tarafta dizili olan koç başlı ve aslan vücutlu heykeller arasından giriliyor. Yapımının 2.000 yıl sürdüğü söylenen tapınağa her savaştan sonra Firavunlar tarafından ilaveler yapıldığı söyleniyor. Tarihi bir bereket olması da buradan geliyor sanırım.

Etkileyici bir diğer yer ise sütunlu salon. Yüksekliği 23 metreyi bulan ve 134 sütundan oluşan bu alan, gerek üzerindeki süslemeler gerekse granit taşın oyulmasıyla oluşturulan hiyeroglifleri ile göz alıcı ve görülmesi gereken yer listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

Luksor’da görülmesi gereken ikinci yer ise Karnak Tapınakları’na 3 kilometrelik bir  yol ile bağlanan Luksor Tapınakları. Luxor tapınakları, M.Ö. 1.500’de 9. Firavun tarafından inşa edilmiş. Bunu takiben M.Ö 1.400 civarında Tutankamon, II. Ramses zamanında bitirilmiş.

Burada büyük kutlamalar ve şölenler yapılıyormuş. Bu kutlamalarda Karnak ile organize olunarak, oradaki devasa heykeller bu 3 kilometrelik yoldan Luxor’a getiriliyormuş. Kutlamalar bittiğinde ise tekrar yerlerine taşınıyormuş.

Luxor’da aslan vücutlu insan başlı, Karnak’ta ise aslan vücutlu koç başlı sfenksler bu bölgenin en çok dikkat çeken yapıları. Ayrıca Luxor tapınaklarının duvarlarını tarih kitaplarından öğrendiğimiz Kadeş Anlaşması süslüyor.

Yaşadıkları zamanlardan geriye harika tapınaklar ve eserler bırakmış olan bu kralların ölümlerine doğru uzanmalı yolunuz ardından. Krallar Vadisi  diğer adıyla Ölüler Kenti sizi bekliyor.

Ölüler Kenti denilmesinin sebebi  burada krallar, kraliçeler, asiller ve işçilere ait mezar odalarının bulunuyor olması. 18., 19. ve 20. yüzyıllardaTeb Hanedanlığı döneminde Firavunlar tahta çıkar çıkmaz, ölümünden sonraki hayata hazırlık amacı ile hemen mezar odalarını hazırlatmaya başlıyorlarmış. Buna piramit yapımının külfetini ve maliyetini katınca zaman içinde ortaya harika mezarlar çıkmış.

Mezar soyguncuları tarafından bulunamayan tek mezar Tutankamon’un ki. Burası 1922’de İngiliz kaşif Howard Carter tarafından ortaya çıkarıldı. Ortaya çıkan sadece Tutankamon’un mezarı olmadı; şüpheli ölümler ve efsanelerde bir anda hortladı.

İlk olarak mezardan bahsedersek, buradan çıkan eşyalar Kahire Müzesi’nde sergileniyor. Ve bu mezar diğerlerine kıyasla oldukça sade nedenin Tutankamon’un beklenmedik bir şekilde ve erkenden ölmesi olduğu düşünülüyor. Söylentilere ve korkulara gelirsek. Howard Carter’in başı beladan kurtulmadı bu mezarı bulduktan sonra, buraya giren kişilerinde ateşli bir hastalığa tutularak ölmesi  Firavun’un Laneti söylentisinin başlamasına neden oldu.

Günümüzde Tutankamon’un mumyası halen bu mezar içinde iklim kontrollü bir kutu içinde saklanmaktadır. En genç mumya olan Tutankamon’u 2008 senesine kadar sadece 50 kişi çıplak gözle görebilmiştir. 2008 senesinde ise Tutankamon’un mumyası, ölümünden 3.300 yıl sonra ziyaretçilere açılmıştır.

Sert kayaların içine oyulan Firavun mezarları oldukça etkileyici. Tam 64 mezarın bulunduğu bu yer, yazıları, içerdiği eşyaları, hikayeleri ve tarihi ile mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri. Luxor’da son olarak Hatshepsus Tapınağı’na gitmelisiniz. Burada Firavun eş ve çocuklarının mezarlarıda bulunuyor. Luxor’un adeta her köşesi tarih, geçmiş ve biraz da gizem kokuyor. Fotoğraf: xdosyalar.com

Etiketler