Lyon - Fransa

Fransa’nın üçüncü büyük şehri  aynı zamanda gastronomi başkenti. Lyonlular kendilerine Lyonnais diyorlar. Biraz kendine has bir yer burası diğer şehirlere kıyasla. Ayrıca UNESCO tarafından koruma altına alınmış bir yer olduğunu belirtmek gerek. Geçmişte ipek ticaretinin merkezi olan bu şehri görmeli, yemek kokularına kendinizi teslim etmelisiniz.

Lyon’a geldiğinizde ilk olarak havalimanından şehir merkezine gitmelisiniz. Yani Lyon Tren istasyonuna (Gare de Lyon Part-Dieu). Tren istasyonu ve girişteki saat oldukça modern dizayn edilmiş. Ayrıca burası sanayi alanında kimyasal ve biyoteknik konularda çok gelişmiş. O yüzden beyaz yakalıları çok görürseniz şaşırmayın.

Kalacak yeri önceden ayarlamak önemli,  uyarmak gerekir ki burası pek de ucuz değil. Şehri gezmeye ilk olarak 19.yy’da yapılmış olan Lyon’un tepesinde yer alan Notre-Dame de Fourvière Bazilikası’ndan başlayabilirsiniz. Bu bazilika’nın tepesinde oksit yeşili rengindeki meleği görebilir, teleferikle yukarı çıkıp Lyon’u yukarıdan izleyebilirsiniz.

İkinci adreste Lyon Katedrali olarak adlandırılan 15. yy’dan kalma Saint-Jean Katedrali ve Ulusal Opera Binası var. Opera Binası’nın önünde bir grup genç görebilirsiniz.

Buna alışın insanlar burada daha özgür sokaklarda dans edip şarkı söyleyip para kazanıyorlar. Bu sokaklar adeta canlı, oturup onlara katılabilir veya uzaktan gözlem yapıp sesizce neşelerine ortak olabilirsiniz.

Saone ve Rhone nehirleri üzerine kurulmuş, köprüleri, sokakları ve parklarıyla kesinlikle biraz zaman geçirmeniz gereken bir şehir Lyon. Köprü manzaraları harika, nehrin nimetlerinden faydanlanmasını biliyor buradaki insanlar. Sizde aynısını yapıp nehir kenarındaki çimenlere sere serpe uzanabilir, kitap okuyabilirsiniz. Yada havanın keyfi yerindeyse belki güneşlenip koşuşan çocukları izleyebilirsiniz.

Doğadan payınızı aldıktan sonra şimdi cadde ve sokak arşınlamak zamanı. Ulusal Opera Binası’ndan devam ederseniz işlek bir caddede bulacaksınız kendinizi. İlginç kostümlerle müzik yapan insanlar, kafeler sizi bekliyor.

Bir de dev metal çiçekleriyle hatırda kalan bir park var gezintiden sonra burada da çimenler sizi bekliyor olacak.

Pazar günleri burda birkaç kafeterya ve amatör sanatçıların sergileri dışında bütün dükkanlar kapalı. Kendinizi buna göre hazırlamakta fayda var. Bir de eğer uygun bir alışveriş istiyorsanız  nehir kenarında kurulan 2. el kitaplar eşyalar bulabileceğiniz pazar tam size göre.

Biraz yorulduysanız meydanda ki  okyanusa dökülen ırmakları temsil eden mermer bir heykel ve buna eşlik eden mermerden atlardan oluşan havuzun civarında bol miktarda kafe ve restoran sizi bekliyor.

Buranın gastronomi şehri olduğunu söylemiştik o yüzden burada kilo almak mübah. Kendinizi yemek kokularına bırakın ve krema sizi nereye götürüyorsa oraya gidin. Soğanlı, peynirli, kekikli kişler; midye yemekleri, lokum gibi diye tabir edebileceğimiz etler.  Hepsi burada!

Lyon doğaya ve insana saygının olduğu bir şehir. Çok kısa sürede olsa yolunuzun buradan geçmesini sağlayıp birazcık onu tanımalısınız.

Etiketler