Manisa - Türkiye

Ege bölgesinin en güzel evlatlarından biri aslında Manisa. Biraz mülayim, biraz sessiz, içinde huzurlu, çıtır kabuklu bir kent burası. Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında yer alan şehre girerken ilk olarak sizleri bir Atatürk Anıtı karşılayacaktır.

Manisa’nın geçmişine bakılırsa, önceden adının Saruhan olduğu görülüyor, sonrasında Manisa’ya dönmüş. Burada hala Saruhan Mahallesi bulunuyor ve bu isim Saruhan Beyliği’nden geliyor. Saruhan Mahallesi şehrin en eski yerleşimlerinden. Kente hakim bir manzaraya sahip.

Bu mahallede yer alan en önemli yapı Ulu Cami. Ulu Cami 1366 senesinde Saruhanoğulları Beyliği hükümdarı İshak Çelebi tarafından yaptırılmış. Mimarı ise Emet bin Osman’mış.

Caminin avlusuna istiridye motifli bir kapıdan giriliyor. Avlunun ortasında bir çeşme yer alıyor.

Caminin manzarası güzel olduğundan, hemen dışında da çok sayıda çay bahçesi yer alıyor. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı ise İshak Paşa Külliyesi Ulu Cami-i Şerif Tarihi Kıraathanesi. Sizde buralarda oturup sakince çay içebilirsiniz.

Burada eskisiyle yenisiyle pek çok tarihi yapı görebilirsiniz. Fakat heralde Manisa sokaklarının en olmazsa olmazı ve güzel tarafı mahalle kahvehaneleri. Bu kahvehaneleri günün her saati dolup taşarken görebilirsiniz.

Bir sonraki durağınız Spil Dağı olabilir. Spil Dağı Milli Parkı’nda, yüzün üzerinde endemik bitki ve 70 çeşit şifalı bitki yer alıyor. Bunlar arasında en önemlisi küçük orman açıklıklarında ve dere tabanlarının düzlüklerinde kümeler halinde yetişen ünlü Manisa Laleleri’dir. Manisa Lalesi olarak bilinen bu laleler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Manisa’nın şehzadeler tarafından yönetildiği yıllarda, İstanbul’a götürülerek İmparatorluk tarihinde bir döneme adını vermiş. 

Birde Spil Dağı’nda Niobe Ağlayan Kaya’yı görmelisiniz. Niobe, mitolojideki trajik karakterlerden biri olup, Zeus’un oğlu Lydia Kralı Tantalos’un kızı. Thebal kralı Amphion ile evliliğinden 7 erkek, 7 kız çocuğu olmuş. Bu arada tanrıça Leto’nun ise sadece 2 çocuğu varmış: kehanet ve müzik tanrısı Apollon ve vahşi doğa, ay ve ölüm tanrıçası Artemis.

Efsaneye göre bir Leto şenliği sırasında Niobe çocukları ile gururlanarak sadece 2 çocuğu olan Leto ile alay etmiş. Bunun üzerine apollon ve artemis okları ile Niobe’nin tüm çocuklarını öldürerek intikam almışlar. Çok üzülen Amphion çocuklarının öldürüldüğü yerde intihar etmiş. Niobe de bu acıya dayanamayarak en küçük kızının bedenine sarılarak ağlamaya başlamış ve Spil dağı eteklerinde taşlaşmış.

Bu efsaneden Herakles destanında da bahsedilmiştir. Aynı zamanda pek çok sanat eserine de konu olmuştur. Ağlayan Kaya'nın bulunduğu yerde bir de antik tiyatro var. Burada yaz aylarında belediye tarafından açıkhavada film gösterileri yapılıyor.

Spil Dağı’ndan aşağıya indiğinizde pek çok camii, mescit ve hamam görebilirsiniz. Bunlardan bir kaç isim vermek ve rotanıza yardımcı olmak gerekirse; İvaz Paşa Camii ve Sultan Camii’ne gidebilirsiniz. Sultan Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi tarafından yaptırıldığı için bahçesine annesi Ayşe Hafsa Sultan’ın büstü dikilmiş. Cami kapısında yer alan kitabede “Yavuz’un hanımı ve kudretli sultan Süleyman’ın annesi bu camii Allah için ve secde edenler için inşa ettirdi. Tarihte eşi ve benzeri görülmeyen bu cami allah’tan korkanlar ve Allah’a hamdedenler için yaptırılmıştır” diye yazıyor.

Termal kaynakları çok zengin olan Manisa’nın hemen her yerinde kaplıca merkezleri de mevcut. Ayrıca Manisa’ya özgü mesir macunu almadan, Manisa köftesi yemeden de buraya veda etmemek gerek.