Mdina&Rabat - Malta

Malta’nın eski başkenti ve güzel şehri Mdina. Mdina’ya gitmeden önce yol üzerindeki Rabat’a ve buradaki Aziz Paulus Kilisesi’ne uğramalısınız. Mucizevi güçlerine inanılan Aziz Paulus buradaki mağarada sade bir yaşam sürmüş. Kilisenin biraz ilerisindeki yeraltı mezarları da görülmeye değer.

Etrafı surlarla çevrili şehir veya “sessiz şehir” diye tabir edilen Mdina ülkenin en yüksek tepesine kurulmuş, etrafı duvarlarla ve hendeklerle çevrili. Arap-İngiliz karışımı mimarisi ile yapılmış binaları, daracık sokakları, cumbaları ve ince işçilikle yapılmış demir aksamları ile çok güzel küçücük bir Ortaçağ kasabası.

Mdina uzun yıllar Arap hakimiyetinde kalmış olduğundan mimaride Arap ağırlığı hissediliyor. Daracık sokaklı bu şehir yürüyerek geziliyor. Yürümek istemeyenler; fayton diye bilinen, Malta’lıların ise “karrozin” dedikleri atlı arabalarla dolaşabilirler. Bu sokaklarda dolaşırken sokak başlarındaki sokak levhalarına, ev girişlerindeki tabelalara ve özellikle kapı kollarına dikkat etmelisiniz. Her kapı kolu ayrı bir güzellik sunuyor. Demir ağırlıklı zarif balkonları, daracık sokakları ile bu Ortaçağ şehri sizleri büyüleyebilir.

Plazzo Gato Murina’da Mdina’nın tüm geçmişini anlatan Tales of the Silent City “Sessiz Şehrin Öyküleri” adlı multimedya gösterisini veya tarikatın ada tarihindeki rolünü anlatan The Knights of Malta (Malta Şövalyeleri) adlı multimedya gösterilerisini izleyebilirsiniz.

Daha sonra Aziz Paulus Katedrali’ne gelebilirsiniz. Bu katedral ikiz çan kuleleri ve güzel kubbesi ile görülmeye değer. 1495 yılına tarihlenen mermer vaftiz kurnası ile büyük din adamları anısına yapılmış mermer mezar taşları görülmeye değer. Katedralin güneyindeki Katedral Müzesi’nde Malta sikkelerinden oluşan geniş bir koleksiyon ile dinsel nesne ve tablolar görülebilir.

Buradan devam edip Bastion Square’deki hisar surlarına gelebilirsiniz. Buradan Mosta’nın manzarasını objektiflerinize kaydedebilirsiniz

Mdina’nın yakınlarında bulunan ve adanın yazlık yerleşim yeri olan Bugibba’ya da uğrayabilir burada günlük tekne gezintilerine katılabilirsiniz.

Bir de Mosta’daki Santa Maria Assunta Kilisesi’ne uğrayabilirsiniz. Bu kilise Avrupa’nın en geniş 3. kubbesine sahipmiş. Roma’daki Pantheon Kilisesi’nden esinlenerek yapılmış. Kubbe ve kemer süslemeleri  gerçekten görülmeye değer.

Bu şehrin sokakları, renkleri ve doğayla uyum içinde oluşu aklınızdan çıkmayacak.