Google+

Arama formu

Artık mevsim değişiyor yaz bitti hatta günler sonbaharı yavaş yavaş tüketmeye, yapraklar çoktan dökülmeye, çiçekler dallarında kurumaya çoktan başladı. Bazen şöyle dolaştığınız yerde hala yeşilini koruyan yapraklar görürsünüz. Çiçekleri kurumuş gitmiştir belki ama onlar hala varlıklarını sürdürmek istercesine direnir dururlar rüzgâra ve sıcağa. Yine yazın tozu üzerlerindedir mevsimin ilk yağmurları ile tanışıncaya kadar…

Bir yaprak, renginin yeşilini, yeşilinin tonunu gizlercesine örtünmüş toz ve toprakla hatta örtünmemiş, örtülmüştür ve birdenbire habersizce düşen öncü bir yağmur damlası, kocaman, hatta yaprağın üzerine düştüğünde “pıt..” diye şaşırılası bir ses çıkaran ilk yağmur damlası. Doğaldır, mevsim değişiyor ve belki de günün değil mevsimin ilk yağmur damlasıdır bu ve ardı sıra düşmeye başlayan diğerleri. Damlar, düşer yaprağın üzerine ve orada tutunma, tutunup kalma şansı yoktur. Kar gibi öyle bir yerlerde sarılıp tutunup kalma yeteneği yoktur ve akıp gidecektir. Ama ne akış, daha önce yaprağın üzerini kaplamış tozu toprağı kendi ölçülerinde ve adeta yaprağın üzerinde bir yol çizer gibi alıp götürecektir. Yeşili, yeşilin parlaklığını ve güzelliğini o zaman fark edeceksiniz, hele bir de o damlanın peşi sıra düşmeye başlayan diğerleri. Her biri kendilerine denk gelen yaprağın üzerinde düşecek, kendi ölçüsüne göre bir kısmını yıkayıp temizleyip akıp gidecek, ardından bir başkası bir başkası daha. Bir süre sonra yağmur durduğunda, belki de daha bitmeden yapraktaki yeşilin, çiçekteki kırmızının, sarının, beyazın asıl güzellikleri gün yüzüne çıkacak, Güneşten aldıkları ışığı yine bildikleri renkte, konuştukları dilde yansıtmaya başlayacaklar. İşte o zaman mevsimin değişmeye başladığını göreceğiz. Bu, genelde yazdan son bahara geçerken olur, bahardan yaza geçerken bu şansı yoktur ne yapraklardaki tozun yıkanacak, ne yağmur damlalarının tozları yıkayacak. Hatta çoğunlukla baharın yaprakları daha tozu tanımamış, yağmur damlaları tarafından yıkanıp temizlenmenin ne olduğunu yaşamamıştır bile. Onlar güneşe koşar gibi açtıkça açar, coştukça coşarlar bahardan yaza geçişte…

İnsan o damlaların birer birer düşüp de yaprakların üzerinde çizdikleri yolu, alıp götürdükleri tozları görünce, bir an için kendi duygularındaki tozlara tozlanmışlıklara, solmuş boynu bükülmüş ümitlere de böyle damlalar düşmesini diler şöyle bir an, öyle yağmur misali hiçbir şeyin öylesine kolay yıkayıp temizleyip götüremeyeceğini bile bile…

İyisi mi, ne duygularımızda tozlanmışlıklar, ne ümitlerimizde boynu bükük kırılmışlıklar, ne de yaşantımızda ümitsizlikler olsun…

Ahmet Erol Katrancıoğlu
17 Eylül 2014


Yazar Hakkında

Ahmet Erol Katr...