Google+

MİSTİK DÜNYANIN BAŞKENTİ İSTANBUL

201903 Şub 2016Özel Yazı

Bir asker ve devlet adamı, Napoleon Bonaparte “Eğer ki dünya tek bir ülke olsaydı, başkent İstanbul” olurdu demiş, meşhur Fransız edebiyatçı Alponse de Lamartine ise “dünyaya bir kez bakma imkânın olacaksa sadece İstanbul'dan bak” diyerek şehre hayranlığını belirtmiş. Efendim bendeniz de İstanbul’da yaşayan dünya gezgini yerel bir blogger olarak şehrimin özü, genleri, tarihi, yaşam şekli hakkında bilgiler vereyim.

Bu eşsiz coğrafyada hayat binlerce yıl öncesinden başlamış, onlarca medeniyet kurulmuş, sayısız insan yaşamış, yeni medeniyetler de bir öncekinin üzerine kendi kültürlerini eklemiş ve bugünlere gelinmiştir. Şehrin tarihi her ne kadar çok eskilere dayanıyor olsa da Roma ve Bizans Dönemi, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi olarak ele almak mümkündür.

Roma dönemi M.Ö. 196 ve M.S. 395 dönemlerini kapsamaktadır. M.S. 330 tarihinde şehir Romalı I. Konstantin tarafından ele geçirildikten sonra M.S. 337 tarihinde ismi uzunca bir süre kalacak olan Konstantinopolis olarak değiştirilmiş ve M.S. 395 yılında Bizans İmparatorluğuna dönüşen ülkenin başkenti olmuştur. Bu dönemde günümüze kadar kalan oldukça fazla eser yapıldı, bunlardan bazıları dönemin en büyük katedrali olan Aya Sophia Kilisesi, Sultanahmet Meydanı Bölgesi, Topkapı Sarayı Bölgesi tarihi yapıları, hamamlar ve çeşitli heykellerdir. Tarih boyunca zaman zaman Avarlar, Sasaniler, Araplar, Ruslar ve Bulgarların çeşitli saldırılarına ve Latin istilalarına uğrayan şehir M.S. 1453 yılında Osmanlı Padişahı II. Mehmet döneminde Türklerin eline geçmiş ve İstanbul adını alarak Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur.

MİSTİK DÜNYANIN BAŞKENTİ İSTANBUL
Fotoğraf: pixabay.com

Şehirde Osmanlılar döneminde de şehirde birçok kalıcı eserler yapılmıştır. Topkapı Sarayı, Kapalıçarşı ve dönemin en yetenekli mimarı Mimar Sinan’ın yaptığı onlarca eserin büyük bir kısmı da günümüze kadar gelebilmiştir.

1923 yılında Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte her ne kadar başkent Ankara’ya taşınmış olsa da İstanbul ticaret, kültür, sanat, spor ve basının başkenti olmaya devam etmekle beraber son yıllarda ülkenin finans merkezi haline de gelmiştir.

Şehir, cazibesinin verdiği etkiyle çok hızlı bir şekilde büyümekte, bununla birlikte toplu ulaşım ile ilgili de oldukça hızlı yatırımlar yapılmaktadır. Dünyadaki büyük metropollerin çoğunda olan trafik sorunu İstanbul’da da olmasına rağmen havaalanlarından ve merkez otobüs terminalinden şehrin tarihi ve turistik yerlerine oldukça konforlu bir şekilde, entegre toplu taşıma sistemleriyle kolayca ulaşılabilmektedir. Yapılmakta olan üçüncü Boğaz Köprüsü ve büyük havaalanı da ulaşım sistemini daha da rahatlatacaktır.

İstanbul konum itibarıyla kuzeyden güneye, doğudan batıya ve eski dünyanın en hareketli noktası olmasıyla, eşsiz tabiatı ve güzellikleriyle insanoğlunun her daim çekim noktası bir şehir olmuştur. Şehrin cazibe noktası muhteşem Boğaziçi’nin etrafı, tarihi yarımada, İstiklal Caddesi etrafında gelişmiş olmakla beraber, Anadolu yakası ve Prens Adaları’na kadar sayısız alternatif görülecek yerler misafirlerini beklemektedir.

Şehir zaman içerisinde nüfusun artmasıyla Anadolu yakasından Avrupa yakasına kadar oldukça büyük bir alana yayılan fakat modern hayatın ve gökdelenlerin, tabiatın ve tarihin gölgesinde kaldığı dev bir metropole dönüşmüştür. Ancak çok enteresandır ki şehir oldukça kalabalık bir nüfus yapısına, rengârenk kültürlere, gece ve gündüz her daim canlı olmasına rağmen benzerlerinin aksine asla insanı yormayan da bir dinginliğe sahiptir.

İstanbul eski kıtanın önemli şehirlerinden birisi olarak seyyahların tarih boyunca vazgeçilmez uğrak noktalarından olmuş, bazen de soykırımlardan, ihtilallerden veya savaşlardan kaçan sığınmacıların veya Troçki gibi sürgünlerin güvenle yaşamaları için kucağını açmıştır.

Yüzyıllardır farklı kültür, din ve mezheplerin beraber yaşamasına alışkın olan şehir, Osmanlı döneminin savaşlar ile kapanmasıyla beraber, 19. yüzyılın başından itibaren Balkanlardan, Kafkaslardan ve Osmanlı coğrafyasının dört bir yanından gelen muhacirlerin akınına uğrayarak, kozmopolit yapısını ve kültürel zenginliğini daha da artırmıştır. Bu zenginlik şehrin mutfağına da yansımış ve farklı damak tatlarına hitap eden muhteşem bir dünya mutfağı ortaya çıkmıştır.

Şairler için ilham kaynağı olmuş onun için birçok şarkılar yapılmış, güzellikleri ressamların tuvallerine yansımış bu muhteşem şehirde; dört mevsimin güzelliklerini yaşayabilir, her inanca, kültüre, zevke, yaşam tarzına hitap edebilecek mutlaka bir şeyler bulabilirsiniz.

Etiketler: 
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar