Dünya’nın en kalabalık ve en metropol şehirlerinden biri New York City. Dünyanın en yoğun kültür karışımı burada oluyor dersek abartmış olmayız. Şehirdeki her 3 kişiden 1’i ABD dışında doğmuş. Burada herkesin payına bir şey düşüyor, filmlerden ve özellikle son dönem dizilerden tanıdığımız şehre gelin beraber bakalım.

İlk olarak şehrin tarihinden bahsedelim kısaca. New York City 1615’te Hollandalılar tarafından kuruluyor ve çok yaratıcı bir isim veriliyor şehre  New Amsterdam!  Ardından İngilizler geliyor ve kent bu defa New York oluyor!

Times Square’a gitmek olmazsa olmazlardan New York’ta burası dünyanın bildiği bir yer  artık ama bilmek değil sadece görmek de lazım. Times Meydanı’nın yakınlarındaki Byrant Park da bir alternatif. Çok bakımlı ve insanlar sandalyelerini alıp otursunlar bu sıradada kozmopolitin ortasında doğayı da yaşasınlar diye yapılmış gibi.

Şehri daha tanımadan önce biraz şans ve para kazanma ihtimali ister misiniz? Öyleyse meşhur Wall Street tarafına doğru yol almalısınız. Burada bir boğa heykeli bulunuyor. Bu boğanın belli bir yerini okşayınca daha doğrusu avuçlayınca finansal açıdan şanslı oluyorsunuz. Şans ve para isteyenlerin aklında bulunsun.  

Artık yavaş yavaş filmlerinde materyal olarak kullandığı kısımlara gidebilirsiniz. O ünlü kadına doğru yaklaşabilirsiniz, fırsatlar ülkesinin simgesine. Özgürlük Heykeli’ne gitmek o kadar kolay değil tabii. Günler öncesinden biletinizi almalısınız. Biraz uğraştırıcı olsa da heykelin içinde dolaşıp New York’u bir de oradan görmek oldukça etkileyici olacaktır.

New York City denince akla gelen bir diğer yer ise tabii ki Broadway. Pek çok insanın uğrak yeri olan bu mekan sanat severlerin tapınağı  gibi. Müzikale azıcık bile ilginiz varsa es geçmemenizi öneriyoruz.

Hediyelik eşyalar ve biraz New york keşmekeşinde kaybolmak istiyorsanız Chinatown sizin adresiniz. Burası her ne kadar Çin Mahallesi diye bilinse de. İçinde her telden dükkan ve başka kültürlerin yemek salonlarını bulabilirsiniz. Bu arada ünlü film Chinatown’un başrol oyuncusu Jack Nicholson’ı hatırlamamak olmaz. 

New york aynı zamanda sanatında şehri o yüzden burada belli başlı yerleri bilmeniz gerekiyoruz. Museum of Modern Art ve  Metropolitan Museum of Art olmazsa olmazlardan.  

Picasso, Dali, Matisse, Modigliani, Frida,Monet sizleri bekliyor. 

Kapalı yerler, keşmekeşler, metropol bir şehir, insanlar burada nasıl nefes alıyor diyenler için Central Park  bunun cevabını vermek için can atıyor. Burası dinlenmek, spor yapmak, yüzmek ve arada durup nefes almak için birebir. 

Son olarak filmlerden de tanıdığımız Empire State Building’e bir bakalım. Aslında burası bir binadan daha fazlası. King Kong’un tırmandığı yer ve New york’un 2. en yüksek binası. Yüksekliği tam 381 m ve size verdiği şey muhteşem bir New York manzarasının yanında New Jersey, Pensilvanya gibi şehirlerin de bir görüntüsü. 

Empire State Building 1 yıl 1 ay gibi kısa bir sürede inşa edilmiş. 1931’de yapıldığını göz önüne alırsak bu inanılmaz bir hız. Gelirini ise buraya gelen ziyaretçilerden sağlamış. Fotoğraf: aninekristin.femelle.no

Sezon sezon dizilerin, kült filmlerin, her renkten, kültürden insanın bulunduğu bu kalabalık ve sesli şehri bu kadarla bitirmek olmaz tabii. Fakat vaktiniz olursa her yerini gidip görmelisiniz.