Ngorongoro - Tanzanya

Tanzanya’nın en fazla turist çeken bölgelerinden biri Ngorongoro. 1959 senesinden beri korunma alanı olan Ngorongoro bölgesi günümüzden yaklaşık iki buçuk milyon yıl önce volkanik patlamalar neticesinde oluşmuş devasa bir krater.

Ngorongoro’da yer alan Olduvai Gorge bölgesi, adını Maasailerin köylerinin etrafını çitle çevirmekte kullandıkları bitkiden alıyor. 48 kilometrelik bir alana yayılmış olan Olduvai bölgesi dünyanın en eski hominid fosillerinin bulunduğu arkeolojik sit alanı. Milyonlarca yıl boyunca lavlar sayesinde korunmuş 3 tane Hominid ayak izi 1970 senesinde Louis Leakey tarafından burada bulunmuştur. İlk atalarımızın ayak izleri buradaki müzede sergilenmekte.

Louis Leakey'in Bed II katmanında bulduğu bir diğer ilginç şey ise taştan yapılmış bir kulübenin kalıntıları. Ancak Afrika'nın bazı bölgelerinde halen kullanılan bu taş yapıların ancak Homo sapiensler tarafından yapılabilir olması olayı daha da ilginçleştiriyor. Burada gerçekten kendinize pek çok soru sorabilirsiniz.

Burada sadece geçmişi bulmuyorsunuz. Harika bir doğa ve vahşi yaşamda önünüze seriliyor. Krateri çevreleyen doğal duvarların krater tabanından yüksekliği 600 metre, denizden yüksekliği ise 2.300 metre civarında. Giriş kapısının ardından kraterin tepesinden içine doğru inmeye başladığınızda karşınıza muhteşem bir manzara çıkacaktır.

19. yüzyılın başlarına kadar Nuh’un Gemisi veya Cennet Bahçeleri ile kıyaslamanın mümkün olduğu krater Doğu Afrika’da yaşayan hemen her tür hayvanın bulunduğu bu doğa harikası. Tabii 19.yüzyıla kadar bu çeşitlilik daha fazlaymış. Yolda ilerlerken Maasai halkından insanlarla da karşılaşabilirsiniz.

Kraterin içine doğru ilerlediğimizde doğanın bereketi etrafınızı sarmaya başlayacaktır. Yaklaşık 304 kilometrekare alanı kaplayan krater tabanı 30.000’e yakın vahşi hayvana da ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında en yaygın olanları wildebeestler ve zebralar.

Bufalo, fil, hippo, sırtlan, çakal, aslan, devekuşu, antilop, zürafa, yaban domuzu, gergedan, impala ve çeşitli kuşlar gibi çok sayıda hayvan görmek mümkün. Leopar ve çita görme ihtimaliniz de var. Ama en önemlisi de burada Black Rhino görebilirsiniz. Kedigiller familyasından olan bu hayvan saatte 112 km koşarak kara hayvanları arasında en hızlı koşma ünvanını elinde tutuyor.

Atlar, zebralar, devekuşları ve aklınıza gelebilecek daha pek çok tür burada bulunuyor.

Bir tarafta güneşe karşı keyif yapan ormanın kralı aslana bakarken biraz ileride sığırlarını otlatan bir maasaili sizi şaşkına çevirebilir.

Fakat hayatta kalmak ve yaşam savaşı böyle bir şey ve her toplumun savaştığı şey farklı.

Habitatın koşulları değiştikçe hayvanların da değiştiğine gözlerinizle şahit olmak ekran başında izlemeye benzemeyecek türden. Su kenarına gittiğinizde pembe renkleriyle göz dolduran flamingolar, biraz ilerleyince hem etinden hem sütünden yararlanılan bizonlar.

Su içindeki su aygırlarının keyifli halleri ve bunlarla mutual yaşam süren kuşlar gerçekten sizleri şaşırtacaktır.

Ayrıca 1970’lere kadar Afrika bozkırlarında 65.000 civarında siyah gergedan varmış. Ancak bilinçsiz avlanma sonucu, şu an tüm Afrikada sadece 3.600 tane kalmış. Belki siyah gergedan göremeyebilirsiniz ama zürafaları göreceğinizden emin olabilirsiniz.

Sadece hayvanlarıyla değil bitki örtüsüyle, dağlarıyla, havasıyla, bulutuyla ve yollarıyla da burası gördüğünüz diğer yerlerden tamamen farklı bir tonda.

Fırsatınız oldukça yürümeye ve bu toprakalara basıp doğayla bütünleşmeye çalışın. Fotoğraf makinanızın hafızasını doldurmak bile yeterli olmayabilir.