Ohri - Makedonya

Ohri,Makedonya’nın güneybatı kesiminde yer alan turistik bir kenttir. Arnavutluk sınırına oldukça yakın bir konumda yer alan Ohri, Antik Liknidos şehrinin bulunduğu yerde kurulmuştur. Ohri Gölü kıyılarında yer alan en büyük şehirdir. Arkeolojik verilere göre, bu kentin tarihi geçmişi oldukça eskiye dayanmaktadır. Ohri Bölgesi yaklaşık 6.000 senelik bir yerleşimdir. 

1

Balkanlar'ın en eski ve derin gölü olan Ohri’de 200'den fazla tür bulunmaktadır. Derinliği 286 metredir. Suyunun berraklığı ile dünyadaki dört göl arasında yer almaktadır. Gölün uzunluğu 30 km, genişliği 14.5 km'dir. Şehir ve göl, 1979 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültur Mirası listesine eklenmiştir. Ancak çevredeki yapılaşma nedeni ile gölün suları her sene azalmakta ve gölün geleceğini tehlikeye sokmaktadır. 

Ohri Gölü’nde balık yakalamak yasaktır. Sadece "Belvica" adını verdikleri balık türünün avlanmasına izin verilmektedir. Belvica'nın eşsiz lezzetini tatmanız tavsiye edilmektedir. Yanında ise yöresel bir lezzet olan ve susuz içilen üzüm rakısını deneyebilirsiniz. 

Kentte birbirinden güzel plajlar bulunmaktadır. Bunların bazıları ise doğal plaj konumundadır. Özellikle Gradiste Plajı çok sayıda insan tarafından tercih edilen ve bu bölgenin en popüler plajıdır. Labino Plajı ve Ohri Nehrinin yakınında bulunan Ljubanisa isimli plajlar da gerek yerli halk, gerekse turistler tarafından tercih edilmektedir. Aynı zamanda Ohri merkezindeki iskeleden de göle girilebilmektedir.

2

Günümüzde kentte yaklaşık 40 tane kilise bulunmaktadır. Bu kadar çok kiliseye sahip olmasının birinci nedeni ilk Makedon devletinin kurucusu Çar Samoil'in göl kıyısında, yılda kaç gün varsa o kadar kilise inşa etmesidir. Bugün ise sadece 40 kadar kilise mevcuttur. Diğer bir nedeni ise Ohrid'in 10.yy'da Patriklik merkezi olması ve 1767 yılına kadar bağımsız başpiskoposluk olarak varlığını sürdürmesidir.

13.yy'dan kalan Aziz Yovan Kaneo Kilisesi, kentin en etkileyici ve en fazla ziyaret edilen kiliselerindendir. Göle hakim yamaçlar üzerinde kurulmuş olan kilisenin içindeki freskler görülmeye değerdir. Bu kilise Mancevski’nin Makedonya’yı anlattığı “Yağmurdan Önce” filminden sonra daha fazla ziyaretçi çeker hale gelmiştir. 

Eski kent merkezinde yer alan Ayasofya Kilisesi, Osmanlı döneminde cami olarak kullanılmış ve 1912'de yeniden kiliseye çevrilmiştir. Bu kilisenin en önemli özelliği ise içindeki 11. yüzyıla ait fresklerin en iyi haliyle korunduğu dünyadaki iki kiliseden biri olmasıdır. Aziz Kliment Muhteşem Tanrı Anası Kilisesi olarak bilinen Sveta Bogoroditsa Perivleptos ise 13. yy’ın sonlarında katedrale dönüştürülerek piskoposluk merkezi haline gelmiştir. Diğer önemli kiliseler ise 9.yy'dan kalan Aziz Panteleymon, 13.yy'dan kalan Aziz Erazmo, 14.yy'dan kalan Aziz Konstantin, Aziz Elena, Aya Meryem Ana Kilisesi ve aynı dönemden kalan mağara içindeki Aziz Stefan Kilisesi'dir. 

İlk Makedon devletinin kurucusu Çar Samoil'in adını taşıyan kale, tarih boyunca defalarca yıkılmış olmasına rağmen sonradan genişletilerek tekrar inşa edilmiştir. 

3

Tepede yer alan kaleden kentin manzarası görülmeye değerdir. Tepeden göle uzanan duvarların uzunluğu yaklaşık 3 km'dir. Duvarların yüksekliği ise 3 ile 16 metre arasında değişmektedir. 

Kaleye yakın konumda bulunan Antik Tiyatro, Roma döneminden kalma olup, kentin en eski yapısıdır. 4.000 kişilik oturma kapasitesiyle döneminin en büyük tiyatrosu olmuştur. Romalılar döneminde arena olarak kullanılan tiyatro günümüzde pek çok kültürel etkinlikte sahne olarak kullanılmaktadır. 

Kent merkezinde yer alan Türk çarşısı görülmeye değer yerlerden biridir. Bu çarşı diğer Makedonya kentlerindeki çarşılara göre daha modern ve düzenlidir. Çevrede çok sayıda ufak hediyelik eşya dükkanı bulunmaktadır. Buralarda müzikal enstrümanlar, telkâri takılar, oymacılık ürünleri ve bakır eşyalar bulabilirsiniz. En önemli hediyelik eşya ise Ohrid incisinden yapılmış olan takılardır. Ancak oldukça turistik olduğundan diğer Makedonya kentlerine göre daha pahalıdır. 

Göl kenarındaki kafe, restoran ve eğlence yerlerinde akşam saatlerinde yer bulmak oldukça zordur. Ama mutlaka bu şirin kafe ve restoranlarda oturup, yemek yemeli ya da birşeyler içmeli ve gün batımını izlemelisiniz.