Oslo - Norveç

Norveç’in başkenti,İskandinavya’nın dördüncü büyük şehri ve dünyanın en pahalı şehirleri arasında başı çekiyor. Evet burası Oslo.

Buraya İstanbul’dan 3,5 saatlik bir uçuş sonunda varabiliriz. Peki ilk olarak ne yapmalı? Dünyanın en pahalı şehirleri arasında boy gösterdiğini düşünürsek Oslo Havalimanı’ndan temin edilen kişi başı 40 € gibi cüzi bi fiyata satılan bir şehir kartı almak mantıklı olacaktır. Bu kartla havalimanı şehir merkezi arası sefer yapan tren hariç toplu taşıma ve müze hizmetlerinden yararlanabilirsiniz. Şehir merkezine vardığımızı düşünelim ve bir liste yapmaya başlayalım! Bu durumda ilk sırayı Akershus Kalesi’ne vermek  pekte yanlış olmaz.  Bu sırada şehrin tarihine de bir göz atabiliriz.

Akershus Kalesi,Kral Haakon V (1299) tarafından yaptırılmış ve zaman içinde kale etrafında yerleşim de arttığı için ticari olarak gelişmeye başlamış. Kale içerisinde ve müzede görebileceğimiz şeyler ise başlı başına bir liste oluşturuyor. Balo salonlarından, hikayelere konu olan  yemek odasına; dokuma halılardan kiliseye; Kral VII Haakon ve eşinin mezarından savaş müzesinde ki 1940-1945 tarihlerindeki nazi saldırısının canlandrıldığı zaman tüneli formatındaki kısma.. Geçmişin içinde olmak gibi dersek abartmış olmayız sanırım.  Müzelerden devam edersek eğer müzeler yarım adasına uğramalısınız Viking Müzesi’nde vikinglerin yaşam tarzlarına bir göz atıp  Kültür Müzesi’nde gemi yaşantısı ve köyleri anlatan bir açık hava müzesine bakıp gözünüzü doyurabilirsiniz.

İkinci sırada opera binasından bahsedebiliriz Sydney’deki opera binasına rakip olarak gösterilen bu bina 2003-2008 yılları arasında inşa edilmiş ve 1100  salona sahip. 47 bin hektarlık alana kurulan bu binanın dış cephesi beyaz taş ve camla, içi ise ağırlıklı olarak meşe ağacıyla dizayn edilmiş. Dış tarafta 10-15 derecelik bir açıyla rampası olduğundan mimarisi oldukça değişik.  Avrupa’nın en iyi binası olarak lanse edilen bu yer görülmeye değer.

Bundan sonra hem biraz farklılık hem de açık havanın nimetlerinden faydalanmak ve soluklanmak istiyorsanız (bu geziyi ağustos,temmuz gibi yaz aylarında yapmakta fayda var zira bu ülke sadece yılın 60 günü güneşli) Oslo’nun favori ve öne çıkan yerlerinden birinin daha adı listenize girmeli. Bu yer Vigeland Parkı. Burası Gustav Vigeland’ın (1869-1943) eserlerinin yer aldığı bir park. İlk girdiğiniz zaman dümdüz bir yol (850 m) ve kenarlarında sanatçının bronzdan yaptığı heykeller sizi karşılıyor. Bu heykeller arasında eline dokunulduğunda şans getirdiğine inanılan ağlayan çocuk heykelide bulunuyor.

Bir sonraki kısım gene heykellerle süslenmiş, buna ek olarakta fıskiyelerin eşlik ettiği bir havuz. Havuzdan sonra karşınıza bir platformun üstünde bulunan ve 17 metre yükseliğinde olan granit üstüne oymacılıktan oluşan bir sütun çıkıyor. İnsanlığın doğal ve saf yönünü sembolize eden bu sütunun üstünde çıplak ve birbirine sarılmış halde iç içe geçmiş insan figürleri bulunuyor.

Eğer hala yorulmadıysanız burdan sonra şehir merkezine inip nobel ödül törenlerinin de olduğu belediye binasını görebilir ve rotanızı Kral Jones Caddesi’ne çevirebilirsiniz.

Caddenin alt ucunda tren istasyonu diğer ucunda ise Kraliyet Sarayı bulunuyor. Trafiğe kapalı olan bu cadde üzerinde göz alıcı şekilde mağazalar,alışveriş dükkanları yanı sıra bar,cafe,restaurant gibi mekanlar da bulunuyor. Ulusal tiyatro binası ve üniversite de bu cadde üzerinde. Kral Jones Caddesi geceleride oldukça hareketli bir yer sokak sanatçılarıyla da renklenen bu cadde bi nevi şehrin uyumayan kısmı.

Cadde demişken Straden Caddesi’nide unutmadan bir uğramalısınız. Sahil boyu uzanan ve tasarım harikası binaların bulunduğu bu cadde de nefes almayı bırakmayan yerlerden biri. Bu kadar gezdikten sonra  karnınız acıkmış olabilir..

Şehrin 40 ada üzerine kurulduğunu göz önünde bulundurup binlerce resif ve göl olduğunu düşünürsek yemek için kafamızda birkaç temel şey canlanabilir. Burada bir yere oturup meşhur Norveç Somonu’nun tadına bakmalı ve geyik etini, envai çeşit deniz ürününü denemelisiniz.

Fiyatların  pahalı olduğunu hatırlamakta da fayda var. Linie Aquavit denilen Norveç'e has patatesten yapılan içkiyi de bir kenara yazmalısınız.