Palermo - İtalya

Sicilya’yı görmeden insan İtalya’yı görmüş sayılmaz. Kuzey İtalya ile Sicilya karşılaştırıldığında 2 farklı ülkeymiş gibi gelebilir insana. Özellikle Kuzey İtalya’da gördüğünüz yaşam tarzı ile Sicilya’daki yaşam tarzı birbirinden tamamen farklı. İnsanların fiziksel özellikleri bile farklılaşıyor. Bir yanda modernite bir yanda daha çok doğa kucağında bir bölge.

Sicilya çok keyifli bir yer, sadece insanları izlemek bile sizi keyiflendirebilir. Aslında iç işlerinde serbest, dış işlerinde İtalya’ya bağlı özerk bir bölge burası. Sicilya, 9 ilden oluşuyor ve bunların arasında en önemlilerinden biri  Palermo. Dar sokaklar ve sokaklarda asılı çamaşırlar burasıyla bütünleşmiş durumda.

Sicilya 1800’lü yıllarda Arap işgaline uğramış. Daha sonra Fransız ve İspanyollar pay almak için buralara gelmişler. Kendi topraklarını korumak için birleşen gruplar, daha sonra ''mafya'' denilen yapının temelini oluşturmuşlar. İlk mafya ailesi Sicilya'da kurulmuştur ve MAFIA ismini koyan da Sicilya'dır. Pek çok hediyelik eşyada da mafya figürünü görebilirsiniz.

Palermo’daki tarihi çeşitlilik, binaların mimari tarzlarına da yansımış. Binaların çoğu Arap mimarisinin Norman mimarisi ile karışımını yansıtıyor. Bunun en güzel örneği Norman Sarayı ve Palermo Katedrali. Palermo Katedrali daha önce cami imiş. 12. yüzyılın sonunda ise katedrale dönüştürülmüş. Araplar döneminde Palermo’da yaklaşık 200 tane cami yapılmış. Araplardan sonra gelen Normanlar ise camileri kiliseye çevirmişler.

Tiyatro Massimo çok güzel bir neo-klasik stil örneği ve ziyaret edilmesi gereken noktalardan biri. Tiyatronun önündeki faytonlarla güzel bir şehir turu yapabilirsiniz. Ayrıca Al Pacino’ya tiyatronun merdivenlerinde bir suikast girişimi yapılmış. Al Pacino’nun kızı öne atılıp vurulmuş. Baba filminin bazı sahneleri de burada çekilmiş.

Palermo’da iki önemli cadde var; Via Roma ve Via Della Liberta. Her iki cadde de kentin en prestijli alışveriş caddeleri. Tiyatro Massimo, Via Della Liberta Caddesi üzerinde.

Şehir içi tur otobüslerine binerek keyifli bir şehir turu yapabilirsiniz. Tiyatro Massimo’dan geçerek eski Roma şehir kalıntılarını görüp ardından Dört Mevsim Çeşmesi’ni ve Utanç Meydanı’nı ziyaret edebilirsiniz. Bu meydana heykeller çıplak olduğu için Utanç Meydanı (Fontana Proteria) adını vermişler. Buradaki binalar 16. yüzyıl’dan kalma, bakımsız ve çok eski.

Palermo’daki en etkileyici yerlerden biri Monte Pelegrina San Rozalyo Kilisesi. Bu kilise, Palermo’nun tepesinde kayaların içine oyulmuş. Küçük ama çok ilginç bir mağara kilise burası.

Bir de buradaki şirin balıkçı kasabası olan Cefalu kasabasına uğramalısınız. Kasabanın ilk kurucuları Fenikeliler. Fenikeliler sonrasında ise bu kasaba önce Yunanlılar’ın, sonra Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmişler. Son olarakta Normanların burayı ele geçirmiş. Gene burada bulunan Cefalu Katedrali Sicilya’nın önemli katedrallerinden biri. 1131 - 1240 yılları arasında Kral Ruggerio tarafından yaptırılmış.

Katedral’i dolaştıktan sonra taşlı dar sokaklardan ilerleyip güzeller güzeli Sicilya’nın hallerini görebilirsiniz.

Ara sokakları takip ederseniz deniz ve kumsal sizi karşılayacaktır. Balık tutan balıkçılar ve şirin lokantalarıyla burada biraz dinlenebilirsiniz.

''Catacombe dei Cappuccini” olarak adlandırılan iskelet müzesi ve yer altı mezarlığı Sicilya’da görülmesi gereken en önemli yerlerden biri. Burası dünya’nın en korkutucu müzelerinden biri olarak gösteriliyor. Merdivenlerden aşağıya inerken loş ışıklar ve soğuk bir atmosfer sizleri karşılayacaktır. Birbirine dik açılarla açılan uzun koridorların iki yanında boyun ve ayaklarından duvara asılmış olarak sergilenen çeşitli yaşlarda mumyalar bulunuyor. Bu şekilde asılmış yüzlerce binlerce kurutulmuş ölü bedenleri görebilirsiniz.

Mumyaların üzerine en sevdikleri kıyafetler giydirilmiş. Bir çok mumyanın görüntüsü üzerindeki kıyafetten bile daha yeni görünüyor. Ölü bedenler dev bir tablo gibi tüm duvarları kaplıyor. Ürkütücü, ama bir o kadar da merak uyandıran bir yer. 1599 yılında Cappucini Manastırı’ndaki rahipler, yeni ölen rahip Silvestro’yu mumyalayarak manastırın altını oyup bir yeraltı mezarlığı yapmış ve buraya yerleştirmişler. Önceleri bu yeraltı mezarları yalnız rahipler içinmiş. Daha sonraki zaman diliminde mumyalanarak buraya konulmak bir statü haline gelmiş. Önemli kişiler, aydınlar, asiller burada olmayı bir ayrıcalık olarak görmeye başladıklarından vasiyetlerinde bile buna yer vermeye başlamışlar.

Buradaki mumyalama işlemi Sicilya’ya özgü. Ölenlerin vücutları önce Colatiolo denilen odalara alınıp, seramik borulardan üflenen sıcak hava ile kurutuluyor. Daha sonra sirke ile dezenfekte ediliyor. Rahiplere tören elbiseleri, keşişlere gündelik kıyafetleri, diğer aristokrat sınıfına da en şık ve sevdikleri kıyafetlerini giydiriliyor. Ardından burada duvardaki oyuklara boyunlarından ve ayaklarından asılarak yan yana diziliyorlar. Bazıları ise raflara yerleştirilmiş. Bir kısmı da cam tabutlara yerleştirilmiş. Burası dünyanın en korkunç 7 müzesinden biri.

Burası katedralleri, meydanları ve müzeleriyle aklınızdan çıkmayacak bir yer. Sıcak sokakları ve iplere asılı çamaşırlarıyla Sicilya Palermo’yu unutamayacaksınız.

Etiketler