Paris- Fransa

Eğer Fransa’ya geldiyseniz pek çok insan gibi ilk görmek isteyeceğiniz yer Eiffel Kulesi olacaktır. Üstüne şiirler yazılan, filmler çekilen, sanatçıların, aşıkların, şehri Paris'de bulunan Eiffel Kulesi. Belki Eiffel’i bir şehre maal etmek yanlış ama Paris ve Eiffel Kulesi artık isteseler de istemeseler de bir sevgiliden farksız değiller. Hangi insan Paris deyince Eiffel’i, Eiffel deyince Paris’i düşünmez?

1889 senesinde inşa edilen Eiffel, tam 1.792 basamağa sahip. 7.800 ton demir, 18 bin ton çelik kullanılarak inşa edilen kulenin boyanması bile 4 yıl sürmüş. Eğer kuleye çıkmak istiyorsanız biraz acele etseniz iyi olur çünkü sizi bir kuyruk bekliyor olabilir. Ayrıca her katın fiyatı farklı en yukarı çıkmanın ücreti 1. kata göre tabii ki daha pahalı. Asansör yerine merdivenleri tercih edebilirsiniz çünkü her katta kulenin yapım aşamasını gösteren fotoğraflar var.  

Tepeye vardığınızda dev teleskoplarla bütün şehre hakim olabilirsiniz. Eğer hava durumu müsaitse 72 km’ye kadar görüş mesafesi olabiliyor. Fotoğraf : Wikimedia

Kuleyi yapan Gustave Eiffel Fransa’nın en yüksek bayrak direğine sahip olacağını söylediğinde yanılmamıştı. Yapıldığı dönemin en yüksek kulesi Eiffel oldu. Ayrıca 1989’a kadar buradan gelen bütün gelir Eiffel ailesine gidiyordu. 89’dan sonra bu oran %10’a düşürülmüş olsa bile Gustave Eiffel’in torunlarına hatırı sayılır bir miras bıraktığı ortada.  Eiffel’den gece parisin o muhteşem manzarasını gördüğünüzde belki bu mirasın çok yerinde olduğunu düşünebilirsiniz Fotoğraf : Wikimedia

Şimdi rotanızı Seine Nehri’ne çevirebilirsiniz. Burada yapılan tekne turu Paris’in klasiklerinden. Üstelik fiyatı oldukça cüzi bir miktar. Size verilen rehber kulaklığı takıp tarihi, önemli mekanların önünden geçerken anlatımı dinleyebilirsiniz. Sesli rehberdeki dil seçenekleri arasında Türkçe olmadığını belirtmekte fayda var. Fotoğraf : Wikimedia

Şehri gezmekteki ikinci seçenek city bus denilen ve sizi şehrin önemli turistik yerlerine götüren otobüsler. Tabii siz maceracı ve meraklı bir ruha sahipseniz metro ve ayaklarınızı kullanarakta gerekli yerlere gidebilirsiniz. Ek bilgi olarak Paris çok gelişmiş bir metro sistemine sahip, oldukça büyük ayrıca biraz kirli. Çizik koltuklar ve grafitiler sürekli gözünüze çarpabilir. Ayrıca belli bir saatten sonra metrolar çalışmıyor, eğer işiniz taksiye kalırsa cebinizde az olmayan bir miktarda para bulundurmalısınız.

Paris birkaç güne sığdırılacak bir şehir değil bu yüzden kendinizi rahat bırakın ve gevşeyin. Koşturmanın alemi yok. İlk gün Eiffel, Seine Nehri ve ufak bir şehir turu yaptıysanız üstüne bir de metro hattını çözdüyseniz bir alkışı hakediyorsunuz. İkinci gün sizi Concorde Meydanı ve alemlere nam salmış Louvre Müzesi bekliyor. Fotoğraf : Wikimedia

Concorde Meydanı tarihte büyük önem sahip. Fransız İhtilali’nde pekçok insanın canını alan giyotinler bu meydanda kurulmuş. Marie Antoinette, Maximillien Robespierre, 16. Luis ve Danton gibi önemli kişiler burada idam edilmiş. Meydanın yedi köşesinde kadın heykelleri bulunuyor ve heykellerin her biri demokrasinin bir kuralını ifade ediyor. Concorde Meydanı, Seine Nehri kıyısında konumlanıyor. Bir ucunda meşhur dönme dolap ve Louvre Müzesi yer alıyor. Dönme dolabı arkanıza alıp dümdüz giderseniz Champs Elysees (Şanzelize Bulvarı) sizi karşılıyor.

Concorde Meydan’ında dikkatinizi çekecek diğer şey ise; bir eşi halen Mısır’da bulunan Luksor Dikilitaşı. Şimdi sırada ünlü Louvre Müzesi var. Tabii ki siz erken çıkıp kuyruk içinde uzun dakikalar beklemek zorunda kalmadınız değil mi? Fotoğraf : Wikimedia

Yaşamına 1204 yılında bir saray olarak başlayan Louvre, parlak dönemlerden, terkedilmeye, yangınlardan, restorasyonlara kadar bir dolu badire atlatmış. Son haline ise 1932 yılında kavuşmuş. Ayrıca açılan ilk devlet müzesi olma özelliğine sahip. Günümüzün önemli müzeleri arasında ilk sıralarda yer alan Louvre pek çok resim ve heykel koleksiyonuna sahip. Da Vinci’nin Mona Lisa’sını söylemeye gerek bile yok. Fotoğraf : Wikimedia

Müzenin girişinde Grande Pyramide dikkatinizi çekecektir. Louvre’u Geliştirme Projesi kapsamında  yapılan bu Cam Piramit’in yüzeyinde 666 adet pencere bulunuyor ve müzenin üç kanadını birbirine bağlıyor. Her ne kadar Fransızlar bu Cam Piramit’in Louvre Müzesi'nin asaletini bozduğunu düşünseler de turistlerin ilgisini çektiği kesin. Fotoğraf : Wikimedia

Paris’in akıllarda yer edip insanları kendisine çeken bir diğer mekanı ise Şanzelize Caddesi; orjinal adı “The Avenue des Champs-Élysées” olan cadde, Paris’in dünyaca ünlü en popüler alışveriş caddesidir. Uzunluğu 1.910 metre, genişliği 70 metre olan Şanzelize Caddesi’nin bir ucunda Luksor Dikilitaşı diğer ucunda ise Zafer Takı bulunuyor. Ayrıca kısa bir bilgi, başından sonuna ziyafet gibi olan bu cadde pahalı kiraları ve fiyatlarıyla da tanınıyor. Fakat dünyaca ünlü bütün markaları burada görebilirsiniz. Fotoğraf : Wikimedia

Yılbaşı zamanında cadde en kalabalık dönemini yaşıyor. İçkisini alıp, yeni yıla burada girmek isteyen insanların akınına uğruyor. Işıklarla bezenmiş Eiffel’den yeni yıla geri sayım yapılırken saat tam 12’de havai fişekler boy gösteriyor ve harika görüntüler ortaya çıkıyor. Fotoğraf : Wikimedia

Şanzelize Caddesi’nden sonra uğramanız gereken yer ise Zafer Takı. 1806 yılında Napoleon’un kazandığı zaferleri simgelemek için yapılmaya başlanan Zafer Takı 1836’da tamamlanmış. 1840’ta Napoleon öldüğünde cesedi Las İnvalides’e götürülürken bu Tak'ın altından geçirilmiş. Takın dış cephelerindeki dört heykel ise, 1789 Devrimi ve Birinci İmparatorluk sırasında kazanılan zaferleri anlatıyor. Fotoğraf : Wikimedia

Buradan sonra rotanızı Hotel des Invalides’e doğru çevirebilirsiniz. Bu anıtsal bina 1600’lü yılların sonunda hasta, sakat ve çok fakir olan savaş gazilerinin bakımı için 14. Louis tarafından yaptırılmış ve döneminde 4.000 savaş gazisine ev sahipliği yapmış. Napoleon’un mezarı üstünde duran yaldızlı ve boyalı kubbe “Eglise du Dome”  ise 1706 yılında eklenmiş. Fotoğraf : Wikimedia

Şimdi sırada ünlü Notre Dame Katedrali! Yapımına 1163’te başlanmış ve 1375 te tamamlanmış harika bir gotik mimari örneği olan Notre Dame, zaman içinde zanaatkarların buluşma yeri ve bir eğitim merkezi haline gelmiş. Katedralin içinde İncil’deki olayları anlatan kabartmalar ve vitrayları mutlaka görmelisiniz. Fotoğraf : Wikimedia

Ayrıca katedralin 21m çaplı muhteşem penceresinden göz atmayı unutmayın. Fransa’nın en büyük orgu yine Notre Dame’da içerisinde yer alıyor. Tam 110 takım ve 6.000 boruya sahip. Tabii ki daha bitmedi. Katedralin kuzey kulesinden 387 basamak tırmanmayı göze alırsanız harika bir Paris manzarası sizi bekliyor olacak. Ayrıca 13 tonluk Emanuel Çanı’nıda görebilirsiniz. Fotoğraf : Wikimedia

Paris’i pek çok yerden izleyip hafızalarınıza iyice yerleştirebilirsiniz bunlardan biri de Sacre Coeur Bazilikası. Eskiden yel değirmenlerinin bulunduğu Montmarte Tepesi’ni artık bu beyaz ve gösterişli yapı süslüyor. Fotoğraf : Wikimedia

Buraya Ressamlar Tepesi de deniyor. Sokak çalgıcıları, resim yapan insanlar, küçük Fransız cafeleri, dar sokaklar bu bölgenin tadı tuzu adeta. Ayrıca eğer güneşli bir gündeyseniz siz de buradaki Fransızlar’a katılıp çimlere uzanıp dinlenebilir Paris’in tadını bir de burada çıkarabilirsiniz. Ayrıca bir resminizi yaptırmak veya buradan bir resim almak isterseniz oldukça pahalı olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Sonraki günlerde şehrin müzelerini gezmeye devam edebilirsiniz. Tren istasyonundan müzeye çevrilen Orsay Müzesi Avrupa’nın en büyük sanat müzeleri arasında gösteriliyor. Özellikle ‘Yaldızlı Saat’ eseri çok ilgi gören müze pazartesileri kapalı. Fotoğraf : Wikimedia

Sanat şehri Paris’in müzeleri devam ediyor. Şimdi sırada dünyanın en büyük Picasso koleksiyonuna sahip olan  Picasso Müzesi var. Sadece resimleri değil, elbette heykellerini de görebilirsiniz burada. En önemli heykeli ise "Femmes à leur toilette" (Süslenen Kadın). Müzede ayrıca Cézanne ve Matisse gibi çağdaş sanatçıların da eserleri sergileniyor. Ikinci faydalı bilgi: müze Salı günleri kapalı. Burada Woody Allen’ın kulaklarını çınlatmadan olmaz. (Midnight in Paris) Fotoğraf : Wikimedia

Eğer hala yorulmadıysanız bir de Rodin Müzesi'ne gitmelisiniz. Rodin Müzesi ise ilk olarak bir malikane olarak 1730'da inşa edilmiş. Maréchal de Biron'a ait olan bu ev 1908'de sanatçıların stüdyosu haline gelmiş ve Rodin de ölümüne kadar burada kalmış. Rodin, ölümünden sonra tüm çalışmalarını Fransız Ulusu’na bırakmış. Bu sebepten dolayı burası onun eserlerinin sergilendiği bir müzeye dönüştürülmüş. Müzedeki en önemli eser Rodin'in "Öpüş" adlı eseridir. Fotoğraf : Wikimedia

Zamanınız varsa buradan sonra merkeze 17 km uzaklıkta bulunan Versailles Sarayı’na gidebilirsiniz. 1661-1682 yıllarında inşa edilen saray için pek çok mimar çalışmış. Tamamlandıktan sonra ise burada yaklaşık 20.000 kişi yaşamış. Burdan yola çıkarak sarayın ne denli büyük olduğunu hayal edebiliyorsunuzdur. Saray, Fransız Devrimi’ne kadar politikanın merkezi olmuş. Devrim esnasında saraydaki pek çok mobilya satılmış, tablolar ise Louvre Müzesine gönderilmiş. Fotoğraf : Wikimedia

Paris bir sanat kenti fakat bu kadar müze ve tarihi yerden sonra Euro Disney’e gitmezseniz kesinlikle birşeyleri kaçırmış olursunuz. Burası yaş sınırı olan bir yer değil, azıcık eğlenmek fena olmaz öyle değil mi?

Etiketler