Porto - Portekiz

Porto şehri, Portekiz’in Lizbon’dan sonra gelen 2. büyük şehri. Portekiz’in kuzeyinde yer alan şehir Rio Douro Nehri’nin Atlantik Okyanusu’na döküldüğü deltada yer alıyor. Bu nedenle şehir çok verimli topraklara sahip, özellikle üzüm yetiştiriciliği çok gelişmiş. Dünyaca ünlü Porto şarabı ülkenin en önemli ihraç ürünlerinden biri. Hatta o kadar önemli ki 1756 yılında çıkarılan bir yasa ile Porto şarabında kullanılan üzüm çeşidi ve şarabın yapım tekniği korumaya alınmış ve sır gibi saklanıyormuş.

Porto’da gitmeniz gereken ilk yer Ponte Luis Köprüsü.  Köprü, Eiffel Kulesi’ni yapan Gustave Eiffel tarafından 1887 yılında, tamamen demirden yapılmış ve oldukça güzel.

Liman bölgesindeki balık restoranlarından birine oturup, köprü ve ışıklarla aydınlanmış geceyi izleyebilirsiniz. Bu esnada da güzel bir balık ve Porto şarabı söyleyebilirsiniz kendinize.

Detaylı ve her şeyiyle bir tur istiyorsanız ‘city bus’ almalısınız. Bu şekilde mavi ve kırmızı tur adı altında iki tura katılabilirsiniz. Tur sırasında Se Katedrali’ni yani Porto Merkez Katedrali’ni görebilirsiniz. Se katedrali Porto’nun en eski katedrali.  3. yy.’da küçük bir yapı iken, 17. ve 18. yy.’larda kesme blok taşlarla Barok tarzı yapılarak büyütülmüş. Daha sonra tüm dış cepheye mavi beyaz renkli seramiklerle dini motifleri resmetmişler. Oldukça görkemli ve etkileyici bir katedral.

Tur esnasında ilerlerken,  Port Luis Köprüsü üzerinden geçerek Port Line tarafında Villa Nova Rıhtımına ve Barrio bölgesine gelebilirsiniz. Bu bölge 18. yy’a kadar sadece balıkçılar tarafından kullanılıyormuş. Rıhtım boyunca içlerinde fıçıların bulunduğu Kaikas denilen balıkçı tekneleri mutlaka gözünüze çarpacaktır.

Yine bu rıhtım boyunca şarap mahzenleri yer alıyor. Burada inip Calem Şarap Mahzeni’ne gelebilirsiniz. Şarap mahzeni rehber eşliğinde geziliyor. Şarabın yapımı, hangi cins şarabın, hangi yiyecekle servis edileceği konusunda bilgi alabilirsiniz. Mahzende devasa büyüklükte ahşap fıçılar var.

Bu fıçılar öyle sağlam ve su geçirmezmiş ki, nehir suları taşıp mahzenler sular altında kaldığında bile şaraplar hiç zarar görmemiş. Bu devasa büyüklükteki ahşap fıçılar 100 sene kullanılabiliyormuş.

Şaraplarla ilgili küçük bir bilgi sizlere;  şarabın rengi üzümün siyah veya beyaz olmasından değil, bekleme süresi ile ilgiliymiş. Fıçılarda az bekletilen şarap beyaz, bekleme süresi biraz artınca pembe, daha da artınca kırmızı şarap oluyormuş.

Atlantik Okyanusu kıyısında bulunan Forte de Sao Francisco Xavier (Queijo) Kalesi’ne gelmelisiniz mutlaka. Bu bölgedeki park “Aşıklar Parkı” olarak biliniyor. Parktaki banklar yalnızca 2 kişilik, aşıklara özel. Atlantik Okyanusu boyunca yer alan bu park çeşitli festivallere de ev sahipliği yapıyor.

Sahil boyunca devam ettiğinizde Sao Joao de Foz Kalesi’ne ulaşabilirsiniz. Bu kalenin inşası 1570’de başlamış ve tam 1700’de bitmiş.

Porto şarabın, denizin  kısacası alışık olduğumuz şeylerin şehri.  Puslu havası, tatlı bir çörekten oluşan kahvaltısı ve ara sokaklarıyla burayı gerçekten sevebilirsiniz.