Riga - Letonya

RigaLetonya’nın başkenti. Aynı zamanda Baltık ülkelerinin en büyük kenti. Letonya’nın nüfusu 2,3 milyon civarında. Ufak bir ülke olan Letonya’nın yarısı ise başkent Riga’da yaşıyor.  Aynı zamanda yüzölçümü olarak ülkenin yarısı ormanlarla kaplı. İrili ufaklı toplam 100.000 tane göl bulunuyor burada.

Riga çok fazla meydanı olan bir şehir. Ancak en önemli olan meydan tabii ki eski şehir meydanı. Buraya Ratsnams diyorlar. Burada masallardan fırlamış 2 tane bina var.

Bu meydandaki tüm binalar 2. Dünya savaşı sırasındaki Nazi-Sovyet çatışmalarında çok büyük hasar görmüş. Sonradan aslına uygun şekilde tekrardan yapılmış. Bu süslü yapılar ‘Siyah Kafalıların Evi' diğer bir deyişle de “Kara kapşonlular binası” olarak biliniyor.

13. yy döneminde Riga’da yaşayan zenci bekar genç iş adamları burada bir loca kurmuşlar. Başlarındaki kişi ise Aziz Moritus denilen bir zenciymiş ama dine karşı geldiği için kellesini almışlar. Bu locayı ilk kuranlar zenci olduğu için, şu an bu binaların siyah renk ile alakası olmasa da isimleri bu şekilde kalmış.

Bu meydanda pazar günleri halk pazarı gibi bir pazar alanı kuruluyor. Küçük standlar üzerinde insanlar ev yapımı reçel, kurabiye, nakış, sabun gibi bir çok şey satıyorlar.

İnsanlar oldukça kibar ve yardımsever burada. Gönül rahatlığıyla yardım isteyebilir, istediğiniz şeyleri sorabilirsiniz.

Eski şehir meydanından devam ederseniz karşınıza Doma Katedrali çıkacaktır. Bu katedral Baltık ülkelerinin en büyük katedrali olma özelliğine sahip. Diğer özelliği ise 6.718 bölümlü Dünya’nın en büyük 2. orguna sahip olması.

Ara sokaklardan birinde karşınıza Bremen Mızıkacıları'nın heykeli çıkabilir. Riga ve Bremen kardeş şehirler çünkü. Bu heykeli de Almanlar hediye etmiş. Eski kentte her sokak ayrı güzel. Riga çok düzenli bir şehir. Yollar genelde birbirine paralel. Alışveriş merkezleri gibi büyük kompleksleri ise şehrin dışına inşa etmişler.

Riga’nın sembolü haline gelmiş olan “Brivibas Piemineklis” yani Özgürlük Anıtı ya da diğer adıyla “Milda” yemyeşil iki parkın arasındaki meydanda yer alıyor. Anıt, Letonya ilk bağımsızlığını kazandığı dönemde 1934 senesinde yapılmış. Alt tarafı kırmızı granitten yapılmış olup, her köşedeki figür bir şeyi sembolize ediyor; aile, kültür, barış ve savunma. Biraz daha yukarıda yer alan ve elinde kılıç tutan figür ise Ana Letonya’yı simgeliyor.

Riga parklarla dolu bir şehir. Bir çok parkın içinden de yine Danauba Nehri geçiyor. Bu nehrin toplam uzunluğu 1.072 kilometre, 344 kilometrelik bölümü ise Letonya sınırları içerisinde kalıyor.

Letonyalılar geleneklerine ve göreneklerine çok bağlı bir millet. Mesela parka gelen gelin ve damatlar, parkın içinden geçen Daunuba Nehri üzerindeki köprüye üzerinde isimleri yazılı olan kilit asıyorlar. Bu kilidi kilitleyip, anahtarını da suya atıyorlar. Bu şekilde evliliklerinin ömür boyu süreceğine inanıyorlar. Köprünün üzerinde belki de binlerce kilit, altındaki nehirde ise sayısız anahtar var.

Şehirdeki binaların yarısından fazlası Sergey Eisentein imzalı. Bu şekerlemeye, pastaya benzeyen binaların mimarisine Jugenstil mimarisi deniliyor. Art Nouvaea’nın daha süslü ve renkli tarzı. Bir nevi Art Nouvea’nın Riga uyarlaması da denilebilir.

Buradaki boş zamanlarınızda nehir yatağının üzerine kurulu olan Liv Meydanı’na gelip yemyeşil çimenlerin üzerine serilip kitap okuyabilir veya sevgilinizle romantik yürüyüşler yapabilirsiniz.