ABD’nin Kaliforniya eyaletine bağlı 7. büyük şehri. Şehrin lakabı ise ‘Amerikan’ın en güzel şehri.’ Biraz sonra okuyacaklarınızdan sonra bunun pekte yanlış olmadığını görebilirsiniz. Burada yaşayan insanlar San Diego yerine ‘Sun Diego’ yu kullanıyorlar. Sizler de güneşin şehrine bir kere gelmelisiniz.

San Diego saymakla bitmeyecek nimetlerle dolu. Fakat ilk olarak küçük büyük demeden herkesin uğrak mekanı olan bir yerden başlamak fena olmaz. Karşınızda dünyanın en büyük ve en ünlü hayvanat bahçelerinden biri Balboa Parkı’nda ki San Diego Hayvanat Bahcesi.

Buraya bir gününüzü olduğu gibi ayırabilirsiniz. San Diego Zoo 4.000 çeşit tür içeriyor. Bahçedeki sistem ise  biraz farklı. Hayvanlar tel örgü ve kafeslerin arkasında değil, derin hendekler, kaya ve toprak setleri ile yapılmış doğal bir ortam içerisinde yaşıyorlar. Hayvanat bahçesinde en ilgi çekenler Avustralya dışında hala üreyebilen koalalar, Malaya ayıları, Sumatra kaplanları. Burayı rehberli otobüs turu ile gezebilir veya Skyfary teleferiği ile hayvanları havadan izleyebilirsiniz.

San Diego doğal güzelliklerinin yanında önemli ve dikkat çekici müzelere de sahip. Bunlardan biri Maritime Museum.

Burada sahil boyunca renkli dükkanlar, hediyelik eşya satan yerler size eşlik edecek. Etraf temiz, mimari düzenli, gezinirken sıkılmayacağınız türden bir yer burası.

Özellikle sahil kesiminde suyun içinde ki kazıkların üstüne inşa edilmiş evler gerçekten göz okşuyor, bölge adeta iç içe geçip kaynaşmış gibi.

Bu sahil kesimin yakınında Gaslamb Quarter adında bir bölge bulunuyor. Gaslamb Quarter adını burada ki kavşağın 4 köşesinde bulunan 1800’lerden kalma büyük gaz lambalarından almış. Çevre Victoria tarzı ile restore edilmiş binaların bulunduğu oldukça geniş bir bölge. Özellikle gençlerin rağbet ettiği çok sayıda cafe ve restoran mevcut. Kırmızı tuğlalı geniş kaldırımlar, bu kaldırımlara yayılmış cafeler bulunuyor etrafta. Her şey şık bir uyum içinde.

San Diego’nun bir diğer önemli yeri Coronado Adası. Adaya feribot vasıtasıyla veya Coronado Köprüsü’nden araç ile ulaşabilirsiniz. Coronado kendi içinde özerk bir bölge ve size harika bir San Diego manzarası sunuyor.

Coronado Adası, 1888 yapımlı Otel Del Coronado ile ünlenmiş. Ahşap yapılı, batının en büyük oteli. Otelin içi de dışı da mükemmel. Thomas Edison, Marilyn Monroe, Henry Fonda gibi pek çok ünlüyü ağırlamış. Sanıyoruz bu isimler buranın popülerliği hakkında biraz ip ucu veriyordur.

Coronado’nun sahilinde otelin kumdan yapılmış halini görebilirsiniz. Burası gerçekten renkli bir yer. Hayalet hikayelerine konu olmuş oteli, otelin şatafatlı ve merak uyandıran isimleri, sahili ve iskelesi her şeyiyle mutlaka gidip görmelisiniz.

San Diego’ya geri dönmeden önce de o güzel iskeleden bir fotoğraf çekmemek olmaz.

2.Bölüm

San Diego gerçekten de insanlara pek çok şey sunan devasa bir şehir. O yüzden yorulmaya hazır olun. Mutlaka uğramanız gereken yerler listesine bir isim daha ekleyebilirsiniz. San Diego’nun en lüks kasabalarından biri olan ‘La Jolla’ sizleri bekliyor. Anlamı ise ispanyolcada ‘mücevher’ demek.

Yaklaşık 35.000 kişilik bir nüfusa sahip olan kasaba, Pasific okyanusunca uzanan 11 kilometrelik sahile sahip. Bu sahile ise Pasific Beach deniliyor. Pasific Beach boyunca ise lüks villalar sıralanmış durumda.  Normal standartlarda bir kaç odalı bir evin fiyatı milyon dolarlarla ölçülüyor.

La Jolla aynı zamanda doğal bir koy olması ve sahip olduğu canlı çeşitliliğiyle de parmak ısırtıyor. Özellikle burayı mesken tutmuş fok balıkları insanların sempatisini kazanan tatlı komşular durumundalar.

Sincaplar ise bir kedi misali her yerde beliriyorlar.

Kasabanın en ilgi çekici bölgesi Pasifik Beach ve bu beach üzerinde yer alan tahta iskele. Pasifik okyanusuna uzanan tahta iskelenin her iki tarafında tek katlı ahşap evler yer alıyor. Bu evler tek tip ve oldukça şık.

Bu evler otel olarak kiraya veriliyor. Kazıklı evler de denilen ve önünde göz alıcı kaktüslerin yetiştiği evler  özellikle film artistleri tarafından fazlaca rağbet görüyor. Bu sebepten burada kalmak için 1 yıl önceden rezervasyon yaptırmak şart.

University of California, Girard Bulvarı, Prospect Caddesi ve küçüklü büyüklü pek çok kiliseyi gene bu bölgede bulabilirsiniz.

Sanata ilgi duyanlar içinde her zaman bir alternatif mevcut. Tıpkı 1940’larda açılmış olan ve içerisinde Amerika ve Avrupa’dan yaklaşık 3.500 eser barındıran Sanat Müzesi gibi. Ayrıca bu bölgenin büyük golf sahalarına ve golf turnuvalarına sahip olduğunu da eklemek gerek.

San Diego büyük bir deniz üssü ve mükemmel plajlara sahip. Burası bir su şehri, ve dünyanın en güzel su gösterileri burada yapılıyor. Karşınızda Mission Körfezi’nde bulunan Sea World. Burada sizi ilk olarak fok balığı gösterisi karşılayacak.

Topla bir insandan daha iyi oynayan, bütün komutları istisnasız anlayan, o güzel kocaman vücudlarını hareket ettirip insanın sempatisini kazanan bu foklar kalbinizde kesinlikle bir yer edinecekler.

Buradan sonra dileyenler flamingoları ve akvaryumu ziyaret edebilirler. Flamingolar bizim alışık olmadığımız kuşlar ve gerçekten çok güzeller, dileyenler demiş olsakta bunları görmeden buradan çıkmayın zira bu kadar yakından ve güzel bir şekilde görmek inanılmaz.

Bunların ardından tabiri caizse gösterinin ağır topu geliyor yada topları. İşte balina show ve katil balinalar. 2 ton ağırlığındaki bu muhteşem hayvanlar kıvrak hareketleri ve aynı zamanda devasa cüsseleriyle ağızları açık bırakıyor.

Sudan havaya zıpladıkları ve zarif hareketler yaptıklarında ise size daima bir ıslanma garantisi sunuyorlar. Bu gösteriden sonra balinalara neden katil balina dendiğini sorgulayabilirsiniz.

Bu şovların ardından akrobasi ekibi çıkıyor ortaya. Rengarenk giysileriyle bir festival havası esiyor ortamda. Akrobatlar gerçekten etkileyici fakat  balina ve foklar kadar alışılmışın dışında değiller. Genede izlemeden gitmek bir kayıp.

Karnı acıkanlar için adres isteyenler ise Old Town’a yani eski şehre doğru yol alabilirler. Burada tamamen Meksika kültürü hakim. Bu bölgede 1800’lerden kalma eski binalar aslına sadık kalınarak restore edilmiş. Tüm binalar bir ya da iki katlı. Trafiğe kapalı olan bu küçük bölge, eski kovboy kasabalarını andırıyor. Bu bölge Kuzey Amerika’lılar gelmeden önce boğa güreşi arenası olarak kullanılıyormuş.

Hediyelik eşya içinse adres Old Town Market. Bölgenin en eski hediyelik eşya marketi. İçinde bol çeşit var. Bundan başka pek çok hediyelik eşya satan dükkanlar, çok sevimli Mexico tarzı cafe ve restoranlar da mevcut.

Yemek için, güzel meksika yemekleri ve müziği eşliğinde hoş anlar geçirebileceğiniz pek çok mekan mevcut. Yemeğin yanındaysa kocaman kadehlerde gelen devasa margaritalar çok iyi olacaktır.

Alışveriş demişken, San Diego Meksika’ya geçişte bir köprü durumunda ve Tijuana kenti, San Diego’ya sadece 30 dakika mesafede yer alıyor. Tijuana’da alışveriş gerçekten uygun oluyor. Bu alternatifi kullanmak isteyenler dikkat etmeli ki; burası Meksika’da suç oranının en yüksek olduğu sehirlerden biri. Bu yüzden sınırı geçiş işlemi gündüz saatlerinde yapılmalı. Ayrıca harika bir trafik ve malesef yoksullukta sizi bekliyor olacak.

Güneşin Şehri denilen San Diego’dan ayrılmak biraz zor gelecektir. Burası Amerika’nın görülmesi gereken en güzel yerlerinden biri.