San Francisco sadece köprüsü ve dizilere mekan olan güzel evleri ile ünlü değil elbette. Yeşil alanlarda burada sizi bekliyor başlamak için ilk olarak Presidio Park’a yönelebilirsiniz. Burası sırasıyla İspanyollar, Meksikalılar ve son olarak Amerikalıların eline geçmiş. En sonunda da park haline getirilmiş.

Bir başka ünlü park ise tabii ki Golden Gate Park’ı. Burası Central Park’tan yaklaşık %20 civarında daha büyük. Ve burayı tamamen gezmek için bir gün yetmeyebilir. Üstelik gölde gezinti gibi etkinlikler de mevcut. Müzeler, galeriler ve spor etkinliklerinden bahsetmeye gerek bile yok. Fotoğraf: digitalsight

Golden Gate Parkı’ndan sonra Golden Gate Köprü’sü geliyor tabii ki. San Francisco’nun simgesi olan, 90’lar jenerasyonunun izlediği Amerikan dizilerinin jenerik kısmından tanıdığı bu köprüyü bir görmeli, bir kaç fotoğrafını çekmelisiniz. Boğazın üstüne kurulu ve kırmızı demirden yapılmış bu köprü tam 2.73 km uzunluğunda.

Golden Gate Köprüsü’ne geldiğinizde geçmemek olur mu? Geçince de Muir Woods’a gitmemek olur mu? Fotoğraf: mrslimo.com

Muir Woods “anıt orman” olarak kabul ediliyor. Çünkü ormanda 1000 yıllık eski anıt ağaçlar var. Redwood (kırmızı ağaç) kaplı ormanda ağaçlar çok yüksek ve gövdeleri çok kalın. Gökyüzünü göremezseniz şaşırmayın. Ayrıca Redwood ağaçlarının kesimi de yasak. Fotoğraf: gogobot.com

Burada güzel bir hikaye ve duyarlılık var; 1905 senesinde ağaçlar kesilmesin diye Kongre üyesi William Kent ve eşi Elizabeth Thacher Kent tarafından orman 45.000$’a satın alınmış. Daha sonra hükümete bağışlanmış ve 1908 senesinde bu alan anıt orman olarak kabul edilmiş. Fotoğraf: thesweetseasonblog.com

Muir Woods’tan sonra gidilmesi gereken yer Sausolito sahil kasabası. Buraya “Küçük Söğüt Kasabası” deniliyor. Nüfusu yaklaşık olarak 7.000 kişi. Sausolito kasabası sal evlerde yaşayan sanatçıları ile ünlü, oldukça pahalı bir yerleşim yeri. Fakat oldukça şirin, güzel ve kendine has bir yer.

Şimdi sırada San Francisco’nun mutlaka görülmesi gereken, son dönemlerde filmler ve dizilerle adını dünyaya duyuran bir yer var. Alcatraz Adası ve burada bulunan Alcatraz Hapishanesi. Alcatraz Adası, 1861 - 1963 yılları arasında cezaevi olarak kullanılmış bir ada ve sahile yaklaşık olarak 3 km uzaklıkta bulunuyor.

Kaçış zor olduğu için en azılı suçlular buraya gönderilmiş zamanında. Fakat buna rağmen defalarca kaçma girişiminde bulunanlar ve ölenler olmuş. Alcatraz yılda ortalama olarak 750 bin ziyaretçiyi ağırlıyor.

Fakat burası sanki sadece suçlular için değil gibi. Gardiyanların evleride bu adada, burada aileleriyle beraber yaşamışlar.

Alcatraz da güvenlik önlemleri oldukça sıkıymış. Tünel kazma ihtimaline karşılık koğuşlar sürekli değiştiriliyormuş. Ve mahkumlara duş esnasında hep sıcak su veriliyormuş ki kaçmaya çalışırlarsa denizin soğuk suyuna dayanamasınlar.

San Francisco’nun diğer bir sembolü de “Cable Car” denilen Nostaljik Tramvay’ı. San Francisco’ya kadar gelip tramvaya binmemek olmaz. Tramvay ile yapılan gezide pek çok noktayı görebiliyorsunuz. Tramvayın başlangıç ve bitiş duraklarında yerde büyük bir ahşap yuvarlak daire gözünüze çarpabilir. Tramvay yolcuyu boşaltınca bu ahşap daire üzerine geliyor. Yuvarlak platform insan gücü ile döndürülüyor ve tramvayın yönü gideceği tarafa çevriliyor.

San Francisco 7 tepe üzerine kurulu inişli çıkışlı bir şehir. Amerikan kültürünü burada rahatça görebilirsiniz. İnsanların tercihlerine diğer yerlere kıyasla daha çok saygı duyulan bu şehir aklınızdan çıkmayacak yerlerden biri.

Etiketler