Güney Amerika kıtasının güney batısında And Dağları ile Pasifik Okyanusu arasına sıkışmış, kuzeyden güneye Antartika’ya kadar uzanan ince uzun bir ülke.  Ülkenin ismi Aymara dilindeki “Chili” kelimesinden geliyor. Chili’nin anlamı ise ‘’toprağın bittiği yer’’ demek.

Ülkenin başkenti Santiago’ya bakarsak eğer, Santiago şehri 1541’de Pedro De Valdivia adlı bir İspanyol tarafından kurulmuş. Eğer şehri ayaklarınızın altında görmek istiyorsanız San Cristobal Tepesi’ne çıkmanız gerekiyor. Tepede Rio’daki devasa boyutlardaki meşhur koruyucu İsa heykeli’ne benzeyen 22 metre yüksekliğinde tüm kente tepeden bakan bembeyaz bir Meryem Ana heykeli yükseliyor. 

Gitmeniz gereken ikinci yer kent merkezinde bulunan İngilizler’in yapmış olduğu Mercado Central. Burası her türlü sebze-meyve satılan bir pazar yeri. Sebze ve meyveler çok bol ve ucuz. Bu pazar yeri turistlerin de rağbet ettiği bir yer. Sizlerde bu güruha katılırsanız mutlu çıkacağınız bir gerçek. Ayrıca pazar içindeki balık restoranlarına oturup meşhur Şili beyaz şarabı eşliğinde şişte pişirilmiş yılan balığı “congrio” yiyebilirsiniz, her ülkenin damak tadı nede olsa o ülkenin kültürünün bir parçası.

Kolomb Öncesi Medeniyetler Müzesi’ni de (Museo de Arte Precolombiano) mutlaka gezmelisiniz. Bu müzede Aztekler, İnkalar ve Mayalar dönemine ait pek çok ilginç heykel, resim, giysi, çanak-çömlek ve dini maskeler sergileniyor. Bir diğer ilginç parça ise Mayalar’ın matematik hesaplarını yapmak için kullandıkları, üzerinde bir çok düğümün bulunduğu ipler. Mayalar tüm matematik hesaplarını bu iplerin üzerine attıkları düğümlerle yapıyorlarmış.

Tüm bunların yanında kent merkezinde bulunan Plaza De Armas, Belediye Sarayı, Merkez Postane, Katedral ve Dışişleri Bakanlık binasını ziyaret edebilirsiniz. Bu merkezin etrafı çok sayıda renkli dükkanla çevrilmiş durumda, sokak sanatçıları da buraya renk katan bir başka öğe.

Alabildiğince geniş bulvarları, birbirine paralel caddeleri, her biri ayrı sanat eseri olan heykelleri ile bir Avrupa kentinden hiç bir eksiği yok Santiago’nun. Sokaklarda dolaşan atlı polisleri ile pırıl pırıl bir şehir. Güzel ve modern bir metro sistemi kurulmuş. 

Santiago şehrinde doğum oranı oldukça düşük. Şili, Latin Amerika’nın üniversite kenti olarak anılıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen öğrencilere çokça rastlıyorsunuz şehrin sokak ve kafelerinde. Öğrencilerin çok olması Santiago’daki gece hayatını da şekillendirmiş durumda. Çok canlı ve hareketli bir gece hayatına sahip olan Santiago’nun özellikle bu konuda öne çıkan bölgeleri ise şu şekilde; Ahumada, Huerfanos, Miraflores ve Avenida del Liberator. Bu bölgeler mim sanatçıları, sokak orkestraları ve dans edenlerle dolu. 

Topraklarında dört mevsimi yaşayan güzel ülke Şili’nin güzel başkenti Santiago aklınızda hemen yer edecek sıcacık bir şehir. Burada mutlaka biraz zaman geçirip şehrin damak tadının, eğlence hayatının ve kültürünün size etkilemesine izin vermelisiniz.