Brezilya’nın bir başka güzel şehri Sao Paulo. Burayı biraz tanımak, ne yapılır, ne yenir, nereye gidilir diye öğrenmek istiyorsanız işte küçük bir rehber ve tavsiye notları. Sao Paulo’yu keşfe sokaklardan başlayabilirsiniz. Genci, yaşlısı, sanatçısı ve şarkıcısına kadar buraları oldukça renkli görüntüler sergiliyor.

Sokakları dolaşırken şehrin en önemli caddelerinden biri olan Paulista Caddesi’ne de uğramalısınız. Alışveriş, yemek ve eğlence alternatifleri barındıran cadde pek çok ihtiyacınıza cevap verebilir.

Bunun yanında gitmemeniz gereken yerleri de belirtmekte fayda var. Kentin göbeğinde, şehir tiyatrosunun yanındaki Parque Anhangabau evsizler tarafından işgal edilmiş bir park. Ve burada hoş görüntülerle karşılaşmayacağınızdan etrafından dolanarak transit geçmenizi öneririz. Sao Paulo kent merkezinde malesef çok sayıda evsiz var.

Kitap severler biraz sakin bir ortam isteyenler için Paulista Bulvarı’ndaki (Avenida Paulista) dev, çok katlı özel Livario Cultura kitap mağazası ilaç gibi gelecektir. Buradan  kitap almak zorunda değilsiniz, bütün gün yerlere veya koltuklara oturup kitapları istediğiniz kadar okuyabilirsiniz, kimse size bir şey demeyecektir.

Akşam yemeğine gitmeden önce şehri biraz daha tanımak istiyorsanız toplu taşıma araçlarını ve tabana kuvvet seçeneğini kullanmanızı öneriyoruz.

Şimdi kaliteli bir yemek istiyorsanız Tordesilhas Restaurant’ı tercih edebilirsiniz, fakat azıcık parayı gözden çıkarmanız gerektiğini belirtmeliyiz. Breziya’da en çok içilen, mayalanmış şekerkamışı suyundan yapılan Cachaça’yı da burada mutlaka denemelisiniz, alkol oranı %38 ila %48 arasında değişen, damıtma yoluyla elde dilen cachaça buranın milli içkisi, bizdeki ayran gibi!

Brezilya insan çeşitliliği bakımından dünyanın en renkli ülkesi; istisnasız her renkten ve tipten insan var. Belli bir “Brezilyalı” tipi yok. Her ırktan insan bira arada, ayrımcılık yapmadan yaşıyor. Şöyle bir söylenti var; yeraltı dünyasında en pahalı sahte pasaport Brezilya pasaportudur; çünkü tipiniz ne olursa olsun bir “Brezilyalı” olmaya uygunsunuzdur. 

Sao Paulo’nun ilk gökdeleni Edificio Martinelli burada görmeniz gereken yapılar arasında. Art Deco tarzı binanın yapımında cam, çelik, granit, beton ve tuğla kullanıldı; 600 işçi ve 60 sanatçı çalıştı. 1929 yılında 12 katlı olarak tamamlanması planlanmıştı, sonra halktan gelen istek üzerine 14, daha sonra 20 katlı olması kararlaştırıldı, sonunda 30 katlı oldu. 1947 yılına kadar Latin Amerika kıtasının en yüksek binasıydı. Betonunun çimentosu Norveç ve İsveç’ten ithal edildi. Sao Paulo’nun ilk elektrik aydınlatmalı reklamı 1929 yılında bu binaya kondu.

Praça do Patriarca ile Teatro Municipal‘i birleştiren köprüye hakim Shopping Light, Sao Paulo’nun en ünlü alışveriş merkezi. Bu neoklasik bina ABD’li mimar William Preston tarafından tasarlandı ve 1929 yılında São Paulo Light & Power Company merkezi olarak açıldı.

Ramos de Azevedo tarafından 1903-1911 yıllarında inşa edilen Sao Paulo Şehir Tiyatrosu (Theatro Municipal) hem mimari değeri hem de tarihi önemi bakımından kentin sembollerinden biri. 

1922 yılında burada gerçekleştirilen Modern Sanatlar Haftası (Semana de Arte Moderna) Brezilya’da sanatta devrim yarattı, Brezilya’da modernizmin başlangıcı kabul ediliyor. Bugün Kent Senfoni Orkestrası, Lirik Koro (Coral Lírico) ve Sao Paulo Kent Balesi de burada.

Sao Paulo kent merkezindeki Metropolitan Sé Katedrali (Catedral da Sé – Catedral Metropolitana) 8.000 kişiye kadar ibadetçiyi alabiliyor. Çanları her sabah sekizde Brezilya milli marşını çalıyor. Katedral Meydanı’ndaki (Praca da Sé) Neo Gotik tarzı bu güzel ibadethanenin çevresi ve meydan evsizlerin hakimiyetinde. Aslında evsizler burada adeta her yerde.

Sao Paulo merkezi halk pazarı Mercado Municipal, kentin en canlı ve tarihi gıda alışveriş merkezi. Gotik tarzı dev bina içerisindeki bu pazar, yüksek ve geniş vitraylara sahip. Bu vitraylarda kahve üretiminin aniden getirdiği zenginlik resmediliyor.

Mimar Francisco Ramos de Azevedo tarafından 1926′da tasarlanan bu muhteşem bina, 1933 yılında açıldı. Vitray camlarını yapan Rus sanatçı Sorgenicht Conrad Filho, Sé Katedrali ve Brezilya’daki diğer 300 kilisenin de vitraylarını yarattı. 32 büyük cam vitraylı pencere, 72 parça camdan meydana geliyor.

Garcinia mangostana ağacının ürünü olan bu inanılmaz lezzetli meyve ananasla şeftaliyi karıştırmışlar, üzerine de büyülü egzotik bazı tatlar eklenmiş gibi. Ortadaki beyaz, etli kısmı yeniyor, kırmızı kalın kabuğu atılıyor. İngilizcede mangosteen olarak geçiyor. Türkçe sözlükte mangostam olarak yazılmış, neden bu kadar bahsettiğimizi merak ediyorsanız şöyle ki bu güzel egzotik meyvenin kilosu 3 haneli rakamlardan oluşuyor. Fiyatı inanılmaz!

Mercado Municipal‘de sadece dükkanlar değil, yemek satan, ünlü, köklü, küçük ve beğenilen lokanta-büfeler de var. Burada mutlaka etli böreği ve Bacalhau (morina balık sandviç’i) yemelisiniz.

Bunun yanında Brezilya biberleri, pastırmaları, peynirleri, kurutulmuş etleri ve envai çeşit meyveleriyle burada pek çok şeyin tadına bakmalısınız, bir ülkenin kültürünün aynı zamanda o ülkenin mutfağından geçtiğini unutmamak lazım.