Sidney - Avustralya

Avusturalya’nın en eski şehri olan Sidney, 1888’de İngilizlerin mahkumları getirerek yapılandırdığı bir şehir aslında.

İlk olarak şehrin nabzını tutmak amacıyla Oxford Caddesi’ne gidebilirsiniz. Büroların, ofis binalarının ve yüksek yapıların bulunduğu bu cadde size bu güzel şehir hakkında biraz fikir verebilir.

Sidney çevresindeki deniz çok derin olduğundan, çok büyük gemiler rahatça limana yanaşabiliyor. Buradan güney yarım kürenin en geniş köprüsü olan 500 metre uzunluğundaki meşhur Harbour Bridge’i (Darling Harbour’da) görebilirsiniz.

Bu köprünün hemen yanında Sidney’in sembolü haline gelmiş olan Sidney Opera Binası yer alıyor.  Opera binası en etkileyici binalar arasında gösteriliyor. Söylenenlere göre buranın mimarı Jorn Utzon, portakal yerken peçete üzerine attığı portakal kabuklarının dilimlerinden etkilenerek bu projeyi hayata geçirmiş. Diğer bir söylentiye göre ise istiridye kabuklarından esinlendiği. Ve bir diğerine göre ise yelkenlilerden esinlenmiş. Artık her neden esinlendiyse, 5.532 koltuklu bu opera binası 1973 senesinde açıldı ve Unesco Dünya Mirasları Listesi’ne girdi.

Buradan sonra Hyde Park’a gidebilirsiniz. Burada Kraliyet Botanik Bahçeleri’ni görmelisiniz. Çok değişik ağaçlar, çiçekler ve kaktüs bahçeleri gerçekten görülmeye değer. Bu park çok geniş bir alana yayılmış durumda. Parkın içerisinde dolaşan kırmızı, dar, uzun bir tramvay bulunuyor. Yer yer göller içinde fıskiyeler, nilüferler ve çeşitli kuşlar da cabası. Burası adeta cennet gibi.

Sidney’deki görülmeye değer yerlerden bir diğeri ise Queen Victoria Building. Bu binanın hem içi hem de dışı mükemmel. İçindeki yer döşemeleri ve tavanlar muhteşem. İçinde çok gösterişli büyük bir saat var. Burada her saat başında bir gösteri oluyor. Çok şık mağazalar ve hediyelik eşya satan yerler de bulunuyor.

Şehrin liman bölgesi hem gece, hem gündüz çok keyifli. Liman bölgesinden biraz daha içeriye doğru yürüdüğünüzde Açıkhava Pazarı’na ulaşabilirsiniz. Çok düzenli bir pazar ve çoğunlukla yerel ürünler satışa sunuluyor. Liman bölgesinde çok az da olsa, Aborjin görebilirsin. Az diyoruz çünkü beyaz adam zaman içerisinde onları sahilden iç bölgelere sürüp, sahil bölgesini tamamen ele geçirmiş. Aborjinler asla kavgacı bir ruha sahip değiller. Zaten eğer olsalardı, bu bölgeleri beyaz adama bırakmazlardı.

Ardından  Avusturalya’nın Featherdale Koala Park adı verilen hayvanat bahçesine gidebilirsiniz. Burada Koalalar, Avusturalya penguenleri ve nesli tükenmek üzere olan dingolar kesinlikle kalbinizi çalacaklar.

Hayvanat bahçesinde daha yüzlerce çeşit canlı bulunuyor fotoğraf makinalarınızı her daim açık tutmakta fayda var. Buradan sonra gitmeniz gereken bir kaç nokta daha bulunuyor; Avusturalya’nın en büyük kanyonu olan Cetumba Vadisi ve Cetumba Şelalelerini kesinlikle unutmamalısınız.