Türkiye'deki Dünya Mirasları

Türkiye Cumhuriyeti topraklarının, en büyük imparatorlukların en afilli dönemlerine ve yok oluşlarına şahit olduğu göz önüne alınırsa UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girmiş ve girmeye aday  pek çok esere sahip olması insanı şaşırtmalı. İşte dünya mirasına girmiş kültürel ve doğal miras kategorisindeki 11 dünya mirası. İlk sırada İstanbul’un tarihi alanları yer alıyor. Farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, 1985 tarihinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 4 ana bölüm olarak dahil edilmiştir. Bunlar; Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı’nı içine alan Arkeolojik Park; Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan Süleymaniye Koruma Alanı; Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma Alanı ve Tarihi Surlar Koruma Alanı’nı içermektedir. Fotoğraf: www.kulturvarliklari.gov.tr

İkinci sırada Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından 1228-1229 yıllarında yaptırılmış olan Divriği Camii ve Darüşşifası yer alıyor. Burası hem mimari özellikleri hem tarihi hem de sergilediği zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır. Fotoğraf: www.birlesikbasin.com

Üçüncü dünya mirası Hattuşaş yani Hitit Başkenti. Şehrin tarihi M.Ö 1700’lere kadar dayanıyor. Bugün günümüze kadar gelmiş kalıntıların arasında, tapınaklar, surlar ve kraliyet konutları bulunuyor. Fotoğraf: www.guvenorman.net

2.150 metre yükseliğindeki Nemrut Dağı ve heykelleri. Dünya mirasları arasında yer alan bu heykeller artık bizim kültürümüzün de bir parçası olmuş durumdalar. Kommagene Uygarlığı’na ait olan bu heykeller I. Antiochos tarafından yaptırılmıştır.Burada bulunan yazıtlarda “Ben Kommogene Kralı 1. Antiochos, gerçekten tanrılara layık bu heykelleri ben diktirdim” ifadesi yer almaktadır. Bugün yerli yabancı binlerce turistin akınına uğrayan Nemrut Dağı sadece antik kalıntıları değil güneşin doğuşu ve batışıyla da muhteşem manzaralara sahip oluyor.

Fethiye’ye yaklaşık olarak 46 – 50 kilometre uzaklıkta bulunan iki antik kent, Xanthos ve Letoon. Antik çağda Likya’nın idari merkezi olan Xanthos Elenistik ve Roma dönemi izlerinin harika bir örneğini sergiliyor.

Likya’nın dini merkezi konumundaki Letoon ise Leto, Apollon ve Artemis tapınaklarıyla binlerce ziyaretçiyi kendisine çekiyor. Bunun yanında manastır, çeşme ve Roma Tiyatrosu kalıntıları o dmnemin izlerini günümüze aksettirir halde. Fotoğraf: www.yasambu.com

Yüzyıllardır Türklerin hakimiyetinde bulunan Safranbolu, bugün kültürel dokusu, tarihi evleri ve doğası ile koruma altına alınmış durumda. 

Dünya’daki e ünlü antik kentlerden biri Truva Antik Kenti. Adına filmler çekilen, kitaplar yazılan bu antik kent tam 3.000 yıllık bir geçmişe sahip. En erken yerleşim yeri Bronz Çağı dönemine tarihlenen antik kent ticaret ve yerleşim konularında oldukça büyük rol oynamıştır. Fotoğraf: www.gezipgorduk.com

Bir diğer koruma altına alınmış eser Mimar Sinan’ın akıl süzgeçinden geçmiş olan ve mimarisiyle, matematiğiyle bugün hala insanları şaşırtan bir mühendislik dehası olarak sayfalarda yerini alan Selimiye Camii ve Külliyesi. Mimar Sinan’ın ‘Ustalık Eserim’ dediği camii dev kubbesi, işlemeleri ve büyüklüğüyle dünya mirasları arasına girmeyi sonuna kadar hakediyor. Fotoğraf: basin.kultur.gov.tr

İç Anadolu’da Konya’da bulunan ve yerleşik hayata geçişi, sosyal örgütlenmeyi gösteren Çatalhöyük Neolitik Kenti M.Ö 6000 – 7000 yıllarına tarihleniyor. 18 Neolitik katmandan oluşan Çatalhöyük, çatıdan girilen ve birbirine bitişik olan evlerden oluşuyor. Bunun yanında buralarda bulunan iskeletler, süs ve sanat eşyaları sosyal yaşamın geliştiğini gösteriyor. Fotoğraf: www.kulturvarliklari.gov.tr

Ve bir doğal miras Göreme Milli Parkı. Rüzgar ve suyun etkisiyle şekillenen kayalardan oluşan milli park adeta bir görsel şölen keyfi sunuyor. Bunun yanında UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan alanlar içinde, Göreme Milli Parkı, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Karain Güvercinlikleri, Karlık Kilisesi, Yeşilöz Theodoro Kilisesi ve Soğanlı Arkeolojik Alanı yer alıyor.

Denizli ve Pamukkale’de konumlanan Hierapolis Antik Kenti ve kalsiyum oksit sonucu oluşmuş bembeyaz travertenler . Metal, taş işlemeciliği, dokuma ve kumaşları ile ünlü olan kent, Büyük Konstantin döneminde Frigya bölgesinin başkentliğini yapmış, Bizans döneminde ise Piskoposluk merkezi olmuştur. Bu özellikleri ile alan UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yerini almış durumda. Fotoğraf: www.tripadvisor.com

Calsiyum oksit sonucu oluşan travertenler ve sağlıklı sular. Fotoğraf tr.wikimedia.org

Etiketler