Varadero & Santa Clara

Varadero, Küba’nın kuzeyinde yer alan Matanzas’a bağlı olan bir tatil beldesidir. Buranın bir diğer adı mavi plaj anlamına gelen ‘’Playa Azul.’’  20 km’lik bembeyaz kumsalları bulunuyor bu güzel beldenin ama maalesef buranın tadını Kübalılar değil, turistler çıkartıyor. Sahil boyunca dizilmiş çok sayıda 5 yıldızlı otel bulunuyor. Ancak oteller bölgesine, ülkenin kendi vatandaşları kontrol noktasından geçip girebiliyorlar. Fakat otellere giremiyorlar.

Buraya yılda yaklaşık 500.000’den fazla turist geliyor. Plajları kadar, su altı dünyası da oldukça renkli. Dalmayı sevenler için; 25-30 civarında dalış noktası bulunuyor.

Tropikal iklimin hakim olduğu adada bir anda bardaktan boşanırcasına yağmur yağabilir. Varadero’nun en güzel zamanı ise kuru sezon olan Aralık-Nisan dönemi. Varadero’dayken muhteşem bir doğaya sahip olan Cayo Blanco (Beyaz Ada)’ya mutlaka gitmelisiniz.Burası Varadero’ya yaklaşık yarım saat uzaklıkta yer alıyor.

Burada mercan kayalıklarının oluşturduğu bembeyaz kumsalların, masmavi denizin ve serinlemek için içeceğiniz Hindistan cevizi suyunun tadını çıkartabilirsiniz. Eğer ki gittiğiniz dönem mevsimler uygunsa ılık sularda yunuslarla yüzmenin keyfine de varabilirsiniz.

Suya girdiğinizde çok sığ olduğundan deniz kabuğu toplamak da mümkün.

Yemek olarak ise envai çeşit taze deniz ürünü sizleri bekliyor.

Buradan sonra dileyenler Küba’nın Santa Clara şehrine gidebilir ve Che’nin mozalesini ziyaret edebilir. Özellikle Che hayranlarının burayı mutlaka görmesi gerekiyor. Mozolenin önünde Che’nin büyük bir heykeli var. Altında ise “Hasta la Victoria Siempre” yazıyor. Anlamı ise “Zaferi ilelebet muhafaza edin” demek. 

Mozolenin içinde Che’ye ait özel eşyalar, fotoğraflar var. İlkokul karnesini dahi burada sergiliyorlar. 

Che, aristokrat bir aileden geliyor. Tam bir özgürlük savaşçısı. 1953’te tıp doktoru olmuş. 1928 doğumlu ve ne yazık ki 1967 senesinde genç bir yaşta Bolivya’da özgürlük mücadelesi verirken öldürülmüş. Bolivya’ya da Castro tarafından gönderilmiş. İktidar savaşı yüzünden Castro tarafından Bolivya’ya gönderilip, orada ihbar edildiği rivayeti de ortalıkta dolanıyor.