Vilnius - Litvanya

Litvanya’nın yeşil başkenti Vilnius. 2009 Avrupa Kültür başkenti seçilmiş burası. Çok geniş caddeleri olan bu kentte trafik yok denecek kadar az. Vilnius caddelerinde hayat çok yavaş akıyor, çok sakin ve sessiz bir şehir.

Litvanyalılar’ın kökeni MÖ 2500 yılında bölgeye ilk yerleşen Baltık halkıdır. Litvanyalılar 13. yy’a kadar doğaya tapıyorlar. Yani aslında Paganlar. Pagan dininde ıhlamur ağacı kadını temsil ediyormuş. 13.yy’da Litvanya Grandüklüğü kurulduktan sonra Hristiyanlığı kabul ediyorlar. Hristiyanlığın kabulünden sonra şehrin her yerine kiliseler yapılmış. Bu nedenle Vilnius şimdilerin kiliseler kenti. Adım başı bir kiliseye rastlayabilirsiniz.

Vilnius şehri adını ortasından geçen Vilnia Nehri'nden almış. Bu nehrin karşısında ise 3 Haç tepesi bulunuyor. Bu tepe, şehrin umut ve umutsuzluğunu sembolize ediyormuş. Bu tepeye ilk haç 17.yy’da dikilmiş ama Stalin döneminde kaldırılmış. Bağımsızlıktan sonra tüm haçlar yeniden yerlerine konulmuş.

Burada eski şehir meydanındaki Barok tarzındaki St John’s Kilise’si, St. Anne Kilisesi, St Casimir kilisesi,St Teresa ve Holy Spirit Kilisesi’ni gezebilirsiniz. UNESCO burayı Avrupa’nın en büyük eski barok şehri ilan etmiş. Bu bölgede pek çok katedral, kilise, daracık eski barok binalar bulunuyor. Burası soykırıma kadar Yahudi gettosu olarak kullanılmış.

Gediminas Kalesi, kırmızı renkli tuğlaları ile kente ayrı bir güzellik katıyor. 13.-14. yy’larda onarımdan geçen kalenin kuleleri kenti izlemek için en güzel yerlerden.

Vilnius çok güvenli bir şehir. Öyle ki Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresinde tek bir asker bile göremiyorsunuz. Sarayın bahçesinde Litvanya halkı rahatça dolaşıp, çimenlere uzanıyorlar. Ayrıca Litvanya’lılar 1579’a tarihlenen Cizvitler döneminde yapılmış olan üniversiteleri ile gurur duyuyorlar. İçinde 23 bin öğrenciye eğitim verilen bu üniversite, dünyanın en eski kütüphanesine sahip.

İlginç bir olay var bu şehirde, Vilnia Nehri üzerindeki köprü. Köprünün diğer yanında Uzupis Cumhuriyeti var. 1 Nisan 1997’de kentin bohem halkı burada bir cumhuriyet kurduklarını deklare etmişler. Adını da “öte yan” anlamına gelen Uzupis koymuşlar. Sembolik bu Cumhuriyet  11 askerlik bir orduya, sembolik devlet başkanına ve bir anayasaya sahip. 41 maddelik anayasalarında “Herkesin Vilnia Nehri yanından geçme hakkı vardır. Herkesin ölmeye hakkı vardır. Herkesin köpeğe bakma hakkı vardır. Kedilerin nankör olma hakkı vardır” gibi maddeler yer alıyor.

Kentte yer alan Vilnius Katedrali, ilk olarak 1251 senesinde yapılmış ancak 1387’de gotik tarza çevrilmiş. Katedralin dışındaki meydanda yerde “Stebuklas” yazılı olduğunu göreceksiniz. Bunun anlamı mucize. İnanışa göre eğer bunun üzerinde durup, dilek tutar sonrada bu yazının etrafında 3 kere dönerseniz dileğiniz gerçek olurmuş.

Vilnius’un en hareketli caddelerinden biri Pilies Caddesi’dir. Bu caddede hem lüks mağazaları, hem restoranları, hem barları hem de hediyelik eşya dükkanlarını bulabilirsiniz. Bu eski antik sokak turistlerin en sevdiği lokasyonlardan biri olma özelliğine sahip.

Litvanya gerçekten örnek alınması gereken bir ülke.  İnsanların hoşgörüsü, çevrenin yeşili ve toplumun yardımseverliği içinize işleyebilir.

Üstelik 2. Dünya Savaşı sonrasında pek çok siyasi mahkumun öldürülmesine ve insanların korkunç işkenceler görmesine rağmen, bütün sıkıntıların üstesinden gelmişler. Etraf mutluluk kokuyor gibi burada.