Yeni Delhi - Hindistan

Hindistan’ın başkenti olan Yeni Delhi, ülkenin en büyük ikinci şehridir. Nüfusu yaklaşık 18 milyondur. Modern mimarisiyle dikkat çeken Yeni Delhi, Hindistan’ın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir. Şehir, 1931 yılında tamamlanmış ve açılışı yapılmıştır. Yeni Delhi, İngilizlerin hâkimiyetinde bir yönetim merkezi olması amacıyla inşa edilmiştir. 

Delhi başkent olmasına rağmen, bazı bölgeler dışında tam bir harabe şehir gibidir. En lüks kısmı ise Connaught Place ve çevresi. İnsanların çoğu, çadırdan bozma alanlarda ya da sokaklarda yaşıyorlar.

Hindistan’ın en güzel tarafı, bu kadar farklı dinlerin bir arada olmasına rağmen, birbirlerine karşı çok saygılı olmaları. Aynı cadde üzerinde hatta yan yana bir Hindu tapınağı, bir Sikh tapınağı ve camiyi görebiliyorsunuz. Herhangi bir açık alanda üzerinde sadece bir battaniye ile uyuyan insanları görmek mümkün. En kötüsü de bu insanların sayıca yadsınamayacak kadar çok olması. Sadece bir çadırda yaşayanlar bile şanslı sayılıyor burada. 

Trafikte ilerlerken inekler de sizinle beraber geliyor. İnek, inanışlarına göre kutsal bir hayvan sayıldığından dolayı, ilk geçiş hakkı ona ait. Zaten karışık olan trafiğin daha da karışmasına neden oluyor bu durum.

Buradaki en önemli ulaşım aracı bisiklet ve at arabası. Bisikletin arkasına 2 kişinin ancak oturabileceği bir koltuk monte ediyorlar ve taksi haline geliyor. Sokaklar oldukça dar olduğundan özellikle çarşı içinde bu bisikletler çok kullanılıyor.

En çok dikkati çeken şeylerden biri de berberler oluyor. Herhangi bir ağaca, elektrik direğine bir adet ayna asmak, karşısına bir tabure koymak ya da eline bir makas alıp bağdaş kurmak burada berber olmak için yeterli koşulları sağlıyor. Suratı köpüklenen insanlar sokakta tıraşlarını oluyorlar.

Yeni Delhi’nin bir diğer önemliyeri Mahatma Gandi Anıtı. Burada Gandi için çok sade bir mozole mevcut. Mozole çok geniş ve bakımlı bir park alanının içerisinde duruyor. Burası ülkenin geri kalanından apayrı bir yer sanki. Yerler tertemiz. Bu mozolenin bulunduğu alanı kutsal bir mekân olarak kabul ediyorlar. Çünkü Mahatma Gandi de Hintliler için kutsal bir şahsiyet.

Hayatı boyunca şiddetten uzak durmayı ilke edinen Gandi, hayatını Hindistan'ı İngiliz işgalinden kurtarmaya adamış olan bir lider. Aynı zamanda da kendisi üst kast sisteminden gelmesine rağmen Kast sistemine karşı çıkan ilk kişi. Ölümü sonrası külleri, çok büyük bir kalabalığın katıldığı tören ile kutsal Ganj Nehri’ne serpilmiş. Anısına da burada sade bir mozole inşa edilmiş.Gandi’nin yakıldığı bölüme girerken, ayakkabılar çıkartılıyor. Mozolenin başında yanan bir ateş var. Bu ateş devamlı yanıyor ve barışı simgeliyor. 

Yeni Delhi

Gandi anıtından sonra yoğun ilgi gören başka bir yer ise Yeni Delhi’nin en yüksek anıtı olan Qutub Minar. Burası aynı zamanda Hindistan’daki en yüksek ikinci anıt. En yüksek anıt ise zafer kulesi olarak anılan FatehBurj. FatehBurj, Punjab bölgesindeki Chappar Chirikasabasında yer alıyor. Qutub Minar’ın yerden yüksekliği 72,5 metre. Buranın inşaatına 1192 senesinde Kutub-üd-din Aibak tarafından başlanmış ancak Iltutmish tarafından tamamlanmış. Kutub-üd-din Aibak ise Delhi’ye hükmeden ilk Müslüman lider. Bu minarenin yapımında Afganistan’daki Minaret of Jam’dan etkilenmişler. Ancak buraya gelen ilk Müslüman lider tüm dinlere saygı gösterdiğinden minarenin yapımında hem İslam hem de Hindu figürleri bir arada kullanmış. Kırmızı ve beyaz mermerden yapılmış olan minarenin ilk bakışta göze çarpan unsuru dış tarafında bir yuvarlak hat, bir üçgen hat kullanılması. Yuvarlak hat, Müslümanların dua ederken ellerini açmalarını, üçgen hat ise Hinduların dua ederken ellerini kavuşturmalarını simgeliyor. 

Cuma Camii (FridayMosque) olarak da bilinen Jama Mascid Yeni Delhi’de mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelenlerden. Bu cami, Dünya Harikaları arasında yer alan Taj Mahal’i de yaptırtan Babür İmparatorluğu'nun 6. hükümdarı Şah Cihan tarafından inşa ettirilmiş. Şah Cihan, her dine ve inanışa saygı gösteren bir kişilikmiş. Bu nedenle Hindistan’ı yönetimine aldığında Hindu tapınaklarını yakıp yıkmamış. Ama buralarda İslam dinine has yapılar da inşa ettirmiş.

Hindistan’ın gezip görülecek yerlerinin dışında düğün törenleri çok önemli. Tören öncesi, damada kına gecesi düzenleniyor. Anne, oğlunun çeşitli yerlerine otlar sürüyor ve kına yakılıyor. Kız tarafı için de kına çok önemli bir gelenek. Gelin olacak kızın da kolları ve bacaklarına farklı desenleri içeren kınalar yakılıyor. Gelin ve damat çoğunlukla kıyafetlerinde kırmızıyı tercih ediyorlar.

Düğün günü damat beyaz bir at üzerinde, arkadaşları eşliğinde gelinin evine götürülür. Zaman zaman bu yürüyüşe bir de bando eşlik eder. Damat gelinin evine geldiğinde alnına kırmızı boya ile bir nokta konulur. Bu esnada gelin, kız kardeşleri, yeğenleri ve en yakın arkadaşları ile birlikte damadı bekler. Aileler birbirlerine tören çiçeklerini sunarlar. Bundan sonra evlilik merasimi başlar. Bu merasim evde değil otelde yapılıyorsa, yine damat gelir, dini bir lider ve aile büyükleri ile birlikte yere oturur. Dini lider dualar eşliğinde damadın alnına kırmızı boya sürer. Tören çiçekleri yine aileler tarafından birbirine sunulur. Ardından merasim başlar.