İran’ın kendine has bir bölgesi daha. Tarihte 6.500’den fazla halı dokuma tezgahı olduğu saptanan ve yaklaşık 13.000 kişinin halı dokuma işi ile uğraştığı tahmin edilen yer burası. UNESCO tarafından dünyanın en eski kasabası kabul ediliyor Yezd. Aynı zamanda zerdüştlük dininin de merkezi.

Yezd’e geldiğinizde gitmeniz gereken yerlerin başında Emir Camii geliyor. Yezd’in simgesi de olan bu camii ön yüzündeki küçük kubbeleri ve kemerleri ile oldukça etkileyici ve hoşunuza gidecek türden.

Bir başka cami olan Cuma Camii’sinin ise hoş bir durumu var. İlk özelliği; 48 metrelik minaresi ve mavi çinileriyle İran’daki diğer camiler arasında ön sıralarda yer alması ikinci özelliği ise burada gerçekleşen güzel bir ritüel. Cami minarelerine çıkan bekar kadınlar cuma günleri bir kilidin anahtarını bahçeye fırlatır. Anahtarı alan erkek kilidi açar, ve kişiler tanışır. Bu şekilde tanışan çiftlerin çoğu evleniyormuş farklılık arayanlara duyurulur. 

Zerdüştlerin yerinde Zerdüşt tapınağına gitmemek olur mu? Yola düşmelisiniz hemen. Şehrin en önemli simgelerinden olan sürekli yanan ateşin bulunduğu Ateşgede-Zerdüşt Tapınağı’nı görmelisiniz. Tapınağa girmeden önce binanın dışındaki zerdüşt simgesi olan kuş adam göze çarpıyor.

Kuş adamın kanatlarında ki üç katlı tüy düşünce, söz ve davranışlarda saf olmayı öğütleyen Zerdüşt inancını yansıtıyor. “İyi düşün, iyi konuş, iyi çalış.” Kuş adamın bir eli saygıyı, diğer elindeki yüzük ise sadakati sembolize ediyor.

Şimdi sırada tapınağın içindeki  470 yılından beri hiç sönmeden yanan kutsal ateş var. Rahipler kayısı ve badem odunları ile ateşin devamlı yanmasını sağlıyorlar. Tapınak bir de müzeye sahip, içinde ise Zerdüştlerin kutsal kitabı Avesta’dan bazı ayetler yer alıyor.

Etkileyici bir başka yere doğru daha yol almalısınız şimdi. Dakhme Sessizlik Kulesi’ne bir garip rivayete.

Zerdüşt inancına göre yeryüzü ve toprağın temiz kalabilmesi amacıyla ölü bedenlerin vahşi hayvanlar tarafından yenmesi için doğaya bırakıldığı yer burası. Söylentiye göre buraya bırakılan ölünün başında bir rahip bekler ve yırtıcı hayvanların önce hangi gözü yediğine bakarmış. Önce sağ göz yenirse ruhun iyi bir geleceğe, sol göz yenirse ruhun azap göreceğine inanılırmış.

1960’lı yıllarda bu törenler yasaklanmış. Zerdüştler bu yıldan sonra ölülerini gene burada bulunan kulelerin yakınındaki mezarlığa gömmeye başlamışlar.

Eğer genel olarak Yezd ve sokaklarından bahsetmek gerekirse. Burası İran’ın ipek ve tekstil merkezi. Fakat tatlılarıyla da nam salmış durumda. Ülkenin en iyi tatlılarını burada buluyorsunuz. Suhan adındaki tatlıdan yemeden gitmeyin.

Yezd farklı bir havaya sahip, güzergahlardan uzak olduğu için savaşlardan yıpranmamış, ve binalar çöle uyum göstermek istercesine çöl kumundan sıvanmalarından dolayı sarı renklere bezenmişler. Yürüyüp biraz dolaşabilirsiniz bu çöl sokaklarında.

Buralarda  yürürken Emir Çakmak kompleksi önündeki meydanda bir sembol gözünüze çarpabilir. Ahşaptan yaprak biçiminde yapılmış olan bir sembol. Bu Hz. Hüseyin’in tabutunun simgesi. Bu simge Kerbela anma törenlerinde Muharrem ayının 10. Gününde üzeri siyah perdeler ile örtülerek meydanda dolaştırılıyormuş.

Artık biraz yorulduysanız, gitmeden önce sessizlik kulesine çıkıp rüzgarın uğultusuyla beraber şehri izleyebilirsiniz.