Zanzibar - 2 - Tanzanya

Zanzibar’ın genel profili daracık ufacık sokaklar, birbirine bitişik taş evler, evlerin altındaki dükkanlar, dükkanlardan dışarıya taşan eşyalar. Daha da önemlisi kapılar.

Kentin simgesi haline gelmiş olan kapılar Hint Tarzı ve Arap Tarzı olmak üzere ayrılıyor burada. Hint tarzındaki kapılarda metal mahmuzlar bulunuyor amacı ise muhtemel fil saldırılarından korunmak. Arap tazrındaki kapı oymalarının anlamı ise zenginlik ve şatafat. Çünkü Arap kültründe kapılar ne kadar çok işçilikle dolu ve cafcaflı ise bu; hanenin o kadar zengin olduğunu gösteriyor.

Etrafta sokaklara küçük masalar atmış oyunlar oynayan esnaf ve peçeli kadınlar görebilirsiniz. Fotoğraflarını çekmeden önce izin almanızı öneririz çünkü fotoğraf çektirmekten pek hoşlanmıyorlar.

Biraz alışveriş yapmak ve bu güzel yerden ufak tefek hatıralar istiyorsanız Memories’e gitmelisiniz. Memories’in Freddy Mercury’nin evinin çaprazında yer aldığını düşünürseniz bir taşla iki kuş vurabilirsiniz. Dünyaları yıkıp geçen Quinn grubunun solisti Freddy Mercury, Zanzibar doğumlu ve gerçek adı Faruk Bulsara. Bu evin üst katında Quinn şarkıları eşliğinde yemek yiyebilirsiniz.

Freddy Mercury’nin evini ziyaret ettikten sonra yönünüzü sahil tarafına çevirip önce Arap Kalesi’ne uğrayıp ardından bölgenin en ilginç yapılarından biri olan Beyt-ül Acaip denilen, Umman sultanının kendisine yaptırıdığı eve gitmelisiniz. Neden Beyt-ül Acaip? derseniz; adada ilk kez elektrik ve asansörün kullanımı bu evde olmuşta ondan.

Buranın üst katına çıkıp şehrin manzarasını izleyebilirsiniz. Ve o dönemden kalma pek çok eşyayı görebilirsiniz. StoneTown’nda son  olarak Baharat Bahçeleri’ne uğramalısınız.

Zanzibar pek çok yerde Baharat Ülkesi diye de anılır. Nedeni ise vakti zamanında buranın baharat üretiminin fil dişi ve köle ticaretini bile sollayacak kadar çok olması. Fakat bu bahçelere ulaşmadan önce yol üzerinde ziyaretlerinizi bekleyen başka mekanlar var.

İlk olarak 1880-1882 yıllarında Umman sultanı tarafından yaptırılmış Maruhubi Sarayı’na uğramalısınız. Pek birşey kalmamış saraydan geriye ama yapıldığı dönemlerde sultanların eşleri tarafından getirilmiş mango ağaçları, su tankları, sütunlar ve arap banyoları hala duruyor.

İkinci mekanınız İran sitilinde ki 'Persian Baths' denilen hamamlar olmalı. Hikayesi şöyle ki; dönemin sultanı buradaki bahçelerle bizzat ilgilenip bakımıyla uğraşıyormuş. İşi bittikten sonra ise yıkanıp temizlenmek ve dinlenmek için bu hamamları yaptırmış.

Daha önce hindistan cevizi ormanı gördünüz mü? Görmediyseniz hamamların hemen yanıbaşında bir tanesi mevcut, gidip sere serpe uzanabilirsiniz.

Evet artık baharat bahçelerine teşrif etme zamanı. 1800'lü yıllarda Umman sultanının; ‘zencefil ekiniz’ emrinden sonra baharat üretimi almış başını yürümüş. Yüzyılın ortasına gelindiğinde dünyanın en önemli baharat üretim merkezi durumuna gelmiş. Vanilya, tarçın, kırmızı biber, karabiber, kakao, zerdeçal, starfruit ve daha pek çokları bu bahçelerden çıkıp dünyaya dağılmış.

Hatta ruj meyvesi denilen ilginç bir tanesi var. Dudaklara sürüldüğünde renk veren bir nevi organik ruj. Yanınızda bir rehber olsa iyi olabilir böylece her ağacın kokusunu koklayabilir, tadını deneyebilirsiniz

Bahçe turundan sonra baharatların ve baharatlardan yapılan kokuların satıldığı yere gitmelisiniz. Buradan bir kaç paket baharat, koku ve özellikle vanilya (zor yetiştiğini ve sadece sabah saatlerinde toplandığını düşünürsek)  almadan gitmemelisiniz.

Karnınız mı acıktı? Bahçede yetişen yemişler ve meyvelerle hazırlanan bir yemek sizi bekliyor öyleyse. Meyve deyip küçümsemeyin çünkü önünüze gelen şey oldukça doyurucu. Bir de ufak bir bilgi, elektrik yok burada, aydınlatma ufak fenerlerle sağlanıyor. Ardından yarına sizi bekleyen Prison İsland turu için otelin yolunu tutmaya başlasanız iyi olur.

Prison İsland'da gitmeden önce yolunuzun üzerinde bir kaç önemli nokta var. ilk adres Kizimkazi balıkçı köyü.  Burası neden önemli derseniz sebepleri, en eski caminin burada olmasının yanında, yunuslarla yüzmek içinde bu bölgenin elverişli olması. Evet burada çok sayıda yunus mevcut ve eğer bir kaç kişiyle beraber suya girerseniz kaçmadan size eşlik ediyorlar, belki onlarla yüzebilirsiniz.

Ardından yolunuz Jozani Ormanı'na ve oradaki Kırmızı Kolobus Maymunları'na doğru uzamalı. Kolobus maymunlarının soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğundan burada koruma altına alınmışlar. Yollar da 'dikkat colobus çıkabilir' uyarıları gözünüze takılabilir. Ve her an karşınıza kırmızı renkli, kolları siyah çizgili ve siyah suratlı bir maymun çıkabilir. Aslında sevimliler fakat beslendikleri ağaca zarar verdikleri için halk bunlara zehirli anlamına gelen 'kima pinju' ismini uygun görmüş.

Etiketler