Google+

İran ve Batı: nükleer diplomasisindeki dengeler

159211 Mar 2013Duyuru

İran’ın nükleer programıyla ilgili gerilim 2013 yılın içinde bir çözüme veya bir savaşa yol açabilir mi? Oxford Analytica adlı stratejik analiz şirketinin başındaki Nader Mousavizadeh bu soruya yanıt arıyor.

Financial Times gazetesindeki analizde, aslında tüm tarafların mevcut durumun devam etmesini tercih ettiği vurgulanıyor.

Yazar, tabloyu şöyle özetliyor:

“Bunun büyük kısmı tiyatro gibi. Gerçek şu ki başlıca taraflar için şimdiki durum – yani İran’ın diplomatik olarak soyutlanmış, ekonomik olarak sakatlanmış, askeri olarak kafeslenmiş olması – diğer olası alternatiflere göre tercih edilebilir.

Şüpheli görülen nükleer tesislerin haftalar boyunca vurulmasını ve İran’ın nizami ve gayrinizami yollarla yaygın şekilde misillemede bulunmasını içeren topyekûn bir savaş, pek çoğu için kıyamet gibi. Batı tarafından öyle söylenmese bile, Tahran ile hakiki bir barış da çekici değil.

Ele geçirdiği iktidarı 30 yıldan fazla süredir içeride baskı, dışarıda savaş tehditleriyle sürdüren İran rejimi için açık, demokratik, barış halinde ve küresel ekonomiye entegre olmuş bir ülke olmak pek cazip değil. Aslında, seçkinlerin kişisel, politik, güvenlik ve mali çıkarları İran’ın dışlanmış haline bağlı. Onlar için savaş değil, barış varoluşsal bir tehdit.”

ABD Başkanı Barack Obama’nın, İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ilan ettiğinin altını çizen Mousavizadeh, esasında ABD ve İran’ın adı konmamış bir savaş halinde olduğunu belirtiyor.

Yazara göre, bu savaşın görünen tarafında, İran’a nükleer programını durdurması ve tesisleri tam denetime açması için uygulanan mali yaptırımlar var; görünmeyen kısımdaysa, İran’ın altyapısına yönelik sabotajlar ve siber saldırılar.

İran’ın baş düşmanı İsrail’in ve bölgesel rakipleri Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerinin de durumdan memnun gözüktüğünü belirten yazar, Rusya ve Çin’in de İran’a askeri müdahale seçeneğinin BM Güvenlik Konseyi’ne gelmemesinden yana olduğunu ifade ediyor.

Mousavizadeh, makalede bu “kontrollü düşmanlığın” bozulmasına yönelik kısa ve uzun vadeli tehditlerden bahsediyor. Hassas dengeler üzerinde yürütülen gayrinizami harbin kontrolünün kaybedilmesi kısa vadedeki tehlike olarak görülüyor. Uzun vadeli tehdit ise ekonomik yaptırımların enerjik, dinamik ve genç İran toplumunda açacağı yaralar.

Strateji uzmanı, esas meselenin, soruna çözüm bulunabilecek döneme girilene kadar sıcak savaştan kaçınmanın mümkün olup olmadığını düşünüyor.

Kaynak : Hürriyet / Dünya

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar