Google+

Arama formu

Antalya

Antalya Otelleri
Antalya otelleri, yaz aylarında deniz, kum ve güneş tatili denilince ilk...
Devamı oku
Antalya Resmi Tatiller
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı  19 Mayıs Gençlik ve Spor...
Devamı oku
Antalya Festivaller
  Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali:  5 Eylül  28 Eylül...
Devamı oku
Antalya'da Alışveriş
  Antalya’da alışverişin en iyi adresi Kaleiçi’dir. Hediyelik eşya...
Devamı oku
Antalya Gece Hayatı
  Antalya’da gece hayatı  oldukça renkli ve hareketli geçer. Çok sayıda...
Devamı oku
Antalya Mutfağı
  Antalya, Akdeniz iklimine sahip bir bölgedir. Çok sayıda meyve ve...
Devamı oku
Antalya Gezilecek Yerler
Ülkemizin en turistik noktalarından biri olan Antalya'da pek çok...
Devamı oku
Antalya Şehir İçi Ulaşım
  Antalya’da ulaşım oldukça kolay sağlanmaktadır. Tramvay, halk otobüsü...
Devamı oku
Antalya'da Nerede Kalınır?
Antalya’da nerede kalınır sorusuna net cevap vermek neredeyse...
Devamı oku
Antalya'ya Nasıl Gidilir?
  Antalya’ya uçak yolculuğu yaparak kısa sürede varabilirsiniz. Çok...
Devamı oku
Antalya'ya Ne Zaman Gidilir?
  Akdeniz ikliminin hakim olduğu şehirde yazlar sıcak kışlar ise ılık...
Devamı oku
Antalya Nerededir?
Antalya, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alır.  Toros dağları,...
Devamı oku
Antalya Hakkında Bilinmesi Gerekenler
  Antalya, Akdeniz Bölgesi’nde yer almaktadır. Türkiye’nin en kalabalık...
Devamı oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Gömbe Yaylası, Kaş sınırları içinde olup ilçeye 70 kilometre uzaklıktadır. Kaş’tan Elmalı’ya doğru gidildiğinde, büyük bölümü çam ağaçlarından oluşan ormanlar geçilerek asfalt bir yolla Gömbe’ye ulaşılır. Yaylaya, Kaş’tan Elmalı ve Gömbe dolmuşlarıyla çıkılabilir. Ayrıca seyahat acenteleri tarafından günübirlik Gömbe Yaylası turları da organize ediliyor.

Gömbe, yaz aylarında kıyının bunaltan sıcağından rahatsız olup serin günler geçirmek isteyenlerin tercih ettiği bir yayla/köydür.

Gömbe yaylasının turizm çekiciliği doğal güzelliğidir. Akdağ’ın (3.000 m.) zirvesinden eriyen kar sularının 60 m yüksekten dökülmesiyle oluşan şelale Gömbe’den görülebilir. Bu çağlayan Uçarsu olarak adlandırılmaktadır. Uçarsu’yu daha yakından görmek için ilginç bir doğa yürüyüşü yapılabilir. Yolun tamamı yürüyüşe dahil edilebilir ya da 6-7 kilometresi araçla gidilip sonra kalan 1,5 kilometresi yürünebilir. Yaylanın doğal güzelliği sadece bununla da bitmez. Uçarsu’ya ulaşma heyecanı doğa severleri sarmış iken, hemen onun yanı başında küçücük bir gölle karşılaşılması ise keşfetme heyecanını doruklara tırmandırır. Bu göl ise Yeşilgöl olarak adlandırılmaktadır. Büyük olasılıkla suyunun renginden dolayı yeşil göl denmiştir. Yeşilgöl oldukça küçük bir göldür. Gölün etrafında ağaç yok ama çevresi çayırlarla kaplıdır. Kamp kurulabilir, piknik yapılabilir.

Haziranın ilk haftasında Tekke köyünde düzenlenen Abdal Musa Şenlikleri için gelenler Gömbe’ye (Uçarsu’ya) de gelerek dilek dileyip kurban keserler, sema törenleri ve folklor gösterileri yaparlar.

Gelen turistler her türlü ihtiyaçlarını yayladan karşılayabilirler. Gömbe’de pansiyonculuk çok gelişmiştir. Toplam yatak sayısı 200’ü bulur.

Fotoğraf | Gömbe Yaylası

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Ördübek Yaylası, Finike’nin kuzeyinde ilçe merkezine 47 kilometre, Yazırköyü’ne 8 kilometre uzaklıktadır. Yaylaya ulaşmak için Finile-Elmalı karayolunun 41'inci kilometresinden batıya dönülerek 6 kilometre asfalt bir yol takip edilir. Yaz aylarında Finike’den minibüslerle ulaşmak mümkündür.

Ördübek, Kumluca, Turunçova, Demre ve Yazır’dan çıkan yaylacılar tarafından kullanılır. Yazlık olarak kullanılan yaylada kış aylarında kimse kalmaz. Haziran başında yaylaya çıkılmakta eylül ortalarına kadar burada kalınmaktadır. Ayrıca sadece hafta sonları için veya günübirlik gelip giden, günlük işlerini takip eden nüfus da azımsanmayacak kadar çoktur. Daha çok sayfiye amacıyla kullanılan yaylada nüfus, yaz döneminde yaklaşık bin kişi kadardır. Hayvancılık ise Yazırköylülerince yapılmaktadır. Yazır’daki kışlaklarından çobanlar eşliğinde ayrılan sürüler, Ördübek ve Ernez yaylalarıyla çevredeki diğer yaylalarda otlatılmaktadır.

Çok geniş alana yayılmış olan yayla yüzeyi dağ çayırları ve kır çiçekleri ile kaplıyken, etrafı karaçam, asırlık sedir ağaçları ve ardıç ağaçlarıyla çevrelenmiştir. Çoğunluğu çadır, 25 kadar da betonarme evin olduğu Ördübek Yaylası'nda 300 hane bulunmaktadır. Gedik ve Ağustos mevkiinde betonarme evler, Kaymakkestiren ve Daşoluk mevkiinde de çadırlar yoğunluktadır. Tahta barakalarda ve çardaklarda bakkalların, kıraathanelerin bir caminin de bulunduğu yaylada, elektrik vardır. Ördübek Yaylası'nın suyu oldukça kıttır. Yaylada arazinin bir kısmı tapuludur.

Çok az sayıda yayla evinin olması, hiçbir alt yapının bulunmaması, bu harikulâde güzel olan yaylayı bakir kılmıştır. Sedir ağaçlarının gölgesinde, böcek ve kuş sesleri arasında trekking yapılabileceği gibi yakınında yer alan Arif köyünde bulunan antik Arikanda şehri, Çığlıkkara Tabiatı Koruma Alanı ve Avlan Gölü yayla ziyaretinden sonra görülebilecek yerler arasındadır. Birkaç gün kalmayı düşünen ziyaretçiler çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini getirmelidir.

Fotoğraf | Finike Ördübek Yaylası

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Söbüce, Yaşilyayla’nın kuzeybatısında (25 km), Korkuteli’nin (53 km) en çok bilinen yaylalarından biridir. Antalya’ya 90 km uzaklıktaki yayla, Boz Musa Dağı üzerindedir. Yayla 2.100 metre yükseklikte genişçe bir düzlük arazide (4.000 bin dönümlük) kurulmuştur.

Söbüce Yaylası Yörüklerce, Toroslar üzerinde yer alan Anamas Yaylası'ndan sonra en çok istenen, aranan yayladır. Yaylaya Güzeloba, Döşemealtı ve Varsak’ta yaşayan Yeniosmanlı, Karakoyunlu, Honamlı aşiretleri çıkıyor. Söbüce Yaylası'ndaki nüfusun çoğunluğunu Döşemealtı Beldesi Başköy’den Yeni Osmanlı Yörükleri oluşturmaktadır. 

Yaylada sabit meskenler yanı sıra plastik ve kıl çadırların da varlığı dikkat çekmektedir. Şu anda 80 tane betonarme ev vardır. Yaylacılardan edinilen bilgiye göre daha önceden 23 tane baraka adı verilen tahtadan yapılmış evin olduğu, betonarme evlerin büyük çoğunluğunun ise 2000 yılından sonra son 3-5 yıl içersinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Halen yapılaşma büyük bir süratle devam etmektedir. Çadırlarla betonarme evler iç içedir. Kamuya ait bir caminin bulunduğu Söbüce’de, 20 tane beyaz çadır, 7 tane kara çadır olmak üzere toplam 27 tane çadır vardır. Elektrik ve telefonun olmadığı Söbüce yaylası, mevsimlik kullanılmaktadır. Yaz aylarında yaklaşık 4 bin kişinin yaşadığı yaylada, kış mevsiminde kimse kalmamaktadır.

Söbüce’de, hayvancılık son yıllarda oldukça azalmış durumdadır. Daha çok küçükbaş hayvan (özellikle koyun) beslenmektedir. Büyükbaş hayvanlar yaylada barınak olmadığı için kışlakta bırakılmaktadır. Küçükbaş hayvanlar sütlerinden ziyade daha çok kesim amacıyla beslenmektedir. Yaklaşık 400 dönümlük mera alanından kışlık ot biçilmekte, bunlar balyalar halinde hazırlanarak kamyon ve traktörlerle kışlaklara götürülmektedir. Ayrıca yaylada arpa ve buğday ekimi de vardır.

Söbüce Yaylası, Antalya’da geleneksel Yörük Şenlikleri'nin düzenlendiği önemli yaylalardan birisidir. Her yıl ağustos ayının son haftasında yapılagelen (son üç yıldır yapılmıyor) Söbüce Yaylası Şenlikleri yayladaki en önemli sosyal organizasyonlardandır. Bu tür organizasyonların devamı yayla ve yaylacılık kültürünün tanıtılması ile birlikte büyük bir nüfus hareketine neden olduğu için yayla ekonomisini canlandırarak katkı sağlaması bakımından önem taşımaktadır.

Fotoğraf | Söbüce Yaylası

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Erendağı ile Bakırlıdağı arasında, Alakır Çayı'nın çıktığı yerde Beydağı Yaylası yer alır. Yayla, Kumluca’ya 82 km uzaklıktadır. Beydağı Yaylası, çok sulaktır, bol ot ve çayırlarla kaplıdır. Yayla yazın Antalya, Kumluca (ve köylerinden de) ve Finike’den çıkan yaylacıların hayvanlarının ez fazla kaynaştığı, toplandığı bir yerdir. . Otlağın paylaşımından dolayı sık sık kavgalar bile yaşanmaktadır.

Yaylacılar nisan ayı sonu ile mayıs ayının ilk haftasından itibaren Beydağı’na ulaşmaya başlar. Mayıs ayı sonuna kadar 15 gün içerisinde yaklaşık 40 ile 45 çadır kurulur. Beydağı yaylasında çadır yerleşmeleri ile birlikte çakma adı verilen ahşaptan yapılan derme çatma basit meskenler yanında 28 tane de betonarme bina vardır. Yaylada en çok küçükbaş hayvanların olduğu gözlenir. Ancak yayladaki ekonomik faaliyetler arasına son dönemlerde arıcılık da girmiştir. Yaz aylarının yoğun nüfuslu yaylalarından biri olan Beydağı Yaylası, hayvancılık uğraşının dışında, Kumluca ve Finike’nin bunaltıcı sıcaklarından bunalanların bir nebze olsun nefes alabilmek için kaçan insanların geldiği yerdir.

Yeni açılan yollar vasıtası ile yaylaya ulaşım çok kolaydır. Bu da, son zamanlarda Beydağı Yaylası'nın günübirlik gelip gidenlerini artırmıştır. Elde edilen ürünlerin yayla dönüşüne kadar elde kalmamasının en büyük nedenlerinden biri de, ulaşımın kolaylaşmasından dolayı alıcıların yaylaya rahatlıkla ulaşmasıdır.

Herhangi bir alt ve üst yapısı bulunmayan yaylada ziyaretçilerin ihtiyaç duyabilecekleri bütün malzeme ve gıdayı yanlarında getirmeleri gerekir.
 
Fotoğraf | Beydağı Yaylası

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Torosların en güzel yaylalarından biri olan Söğütcuması Yaylası, Kumluca’nın kuzeyinde, Katrandağı üzerinde yer alır. İlçe merkezine 52 km uzaklıktadır. Yayla, aynı zamanda Kuzca köyünün bir mahallesidir. Söğütcuması, Kemerliler ve Kumlucalılar tarafından kullanılır.

Söğütcuması Yaylası'nın suyu boldur, elektrik enerjisi ve telefonu vardır. Sayfiye amaçlı kullanılan yaylada fırın, kır restoranı, lokanta, bakkal, kahvehane, demirci, marangoz, cami bulunur. Cuma günleri kurulan her türlü ürünün satıldığı büyük pazara çevre köyler ve kasabalardan da gelenler olur. Söğütcuması Yaylası'nda Geleneksel Yağlı Pehlivan Güreşleri'nin yapıldığı günler bir karnaval havasında geçer.

Turizm bölgelerine çok yakın mesafede bulunan Söğütcuması Yaylası (Antalya 52 km, Kemer 28 km) yaz aylarında oldukça ilgi görür. Yaz dönemi günübirlikçi ve hafta sonu gelip gidenlerle birlikte yaylada nüfus bazı günlerde 3 bin 500 kişiye kadar ulaşır. Söğütcuması’nda kalış süresini büyük oranda okulların kapanış ve açılış tarihleri belirler. Yayla sakinlerinin büyük çoğunluğu kış aylarında sahildeki konutlarına iner. Ayrıca yayladaki nüfusun bir kısmı da Alakır Vadisi'ne doğru, Keles ve Çulha mahallelerine göçer. Yaylada ancak bu dönemde 6-7 hane kalır.

Fotoğraf | Söğütcuması Yaylası

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Feslikan, Antalya ve çevresinin en bilinen yaylasıdır. Yayla, Eren Dağı, Bereket Dağı ve Karadağ arasında uzanan ve yükseltisi 1800-2000 metre arasında değişen plato sahasının güneydoğusunda konumlanmıştır. Antalya Körfezi'nin batı kıyılarında yükselen bütün yaylaların merkezi durumundadır. Kuzeyinde Eren Dağı'nın yer aldığı yayla yerleşmesinin doğusunda Sakarpınarı ve Narpızlı, batısında Karçukuru, güneybatısında ise Tufa Yaylası bulunur. Yayla yerleşmelerini birbirini bağlayan yolların geçiş güzergâhında yer alması Feslikan Yaylası'na özel bir önem kazandırmıştır.

Yayla yerleşmeleri ile Antalya şehir merkezi arasındaki mesafe yaklaşık 44 kilometredir. Ancak, Antalya Körfezi ile Beydağları arasında kısa mesafede oluşan büyük yükselti farkı nedeniyle bu yol yaklaşık bir saatlik sürede kat edilebilir. Söz konusu yol tamamen asfaltla kaplıdır. Bugün Feslikan Yaylası'na özel otomobillerle çıkılabildiği gibi, temmuz ve ağustos aylarında her gün düzenli olarak minibüslerle de ulaşmak mümkündür.

Feslikan Yaylası günümüzde tipik bir kırsal rekreasyon yaylasıdır. Yaylacılık faaliyetine katılan nüfusun hemen hemen tamamı dinlenme ve serinleme amacıyla burada bulunurlar. Yayla Çakırlar, Bahtılı ve Hurma köylerinden çıkan yaylacılar tarafından kullanılmaktadır. Yaylaya son yıllarda Antalya’dan da yoğun bir yaylacı talebi söz konusudur.

Toros Dağları'ndaki yayla şenlikleri azımsanmayacak kadar fazladır. Adana, Mersin, Osmaniye ve Antalya yaylalarında bu etkinlikler sürdürülmektedir. Feslikan yaylası da bunlardan birisidir. 2005 yılından bu yana düzenlenen geleneksel Feslikan Yayla Şenlikleri, Beydağları’na ve yaylalara yönelik ilgiyi arttırmış ve bu yaylaların tanıtımında önemli rol oynamıştır. Şenlikler boyunca ulusal düzeyde ünlü sanatçılar ve davetliler çağrılmakta, geleneksel yağlı pehlivan güreşleri sürdürülmekte ve toplu sünnet törenleri yapılmaktadır. Her yıl ağustos ayının ilk haftasının cuma, cumartesi ve pazar günlerini içine alan dönemde yapılan şenliklere yaylacı köy nüfusu değil, Antalya şehri ve yakın çevresinden 5 bin dolayında ziyaretçi gelmektedir.

Feslikan Yaylası'nın ana fonksiyonu dinlenme ve serinlemeye yönelik rekreasyonel faaliyetlere dayanır. Bu yüzden yaylaya çıkış ve iniş tarihleri sıcaklığın yıl içindeki seyriyle yakından ilgilidir. Ancak bu doğal etmen tek başına belirleyici değildir. Okulların açılış kapanış tarihleri, yıllık izinlerin kullanılma dönemleri, tarımsal faaliyetler gibi daha birçok etmen yayla takvimini yakından ilgilendirir.

Ziyaretçiler temel ihtiyaç malzemelerini yayladan karşılayabilirler.

Fotoğraf |  Moryer Yaylası - Karadere Karçukuru - Feslikan Yaylaları

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Salamut Yaylası, Akseki’nin en güzel yaylalarından biridir. Yaylaya iki yoldan ulaşılabilir. İlki; Antalya’dan Akseki’ye devam eden karayolu bir müddet takip edildikten sonra Murtiçi köyünden sağa dönülür. Buradan Çukurköy, Çaltılıçukur (yol buraya kadar asfalt) ve Pınarbaşı köylerinden geçilerek Salamut Yaylası'na varılır. Diğeri ise; yine Antalya-Akseki yolu üzerinden ilerlenir, Murtiçi köyü geçilir. Akseki’ye varmadan az evvel Geyran köyüne sağa sapılır ve Taşlıca, Güzelsu köy yolu (yol buraya kadar asfalt) takip edilerek yaylaya varılır. Her iki yoldan da yaylaya ulaşım yaklaşık 25 km kadardır. Gür sedir ormanları ile kaplı yaylanın suyu boldur. Salamut Yaylası, Pınarbaşı ve Çaltıçukur köylerinin yaylasıdır. Yayla Çukurköy’e 20 kilometre, Çaltılıçukur’a 15 kilometre uzaklıktadır. 

Yaz aylarında yaylanın nüfusu oldukça artmaktadır. Bu mevsimde 25-30 haneye kadar yükselen nüfusun bazıları kış aylarında da yaylada kalmaktadır. Ancak bu sayı 5-6 haneyi geçmez. Ekonomik uğraşının hayvancılık olduğu yaylada genelde küçükbaş hayvan besiciliği (özellikle keçi) yaygındır. Bir kısım aile de arıcılıkla uğraşır.

Yaylada kurulan bir jenaratör ile elektrik temin edilmektedir. Salamut Yaylası, kamp kurmayı sevenler ve doğa yürüyüşlerinden hoşlananlar için zengin olanaklar sunmaktadır. Salamut, doğal güzelliklerinin yanı sıra yaylacıların konakladıkları ilginç çardaklar ve eski Türkmen obalarına ait kalıntıları ile de dikkat çekmektedir.

Konaklamayı düşünen ziyaretçiler, çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmelidir.

Fotoğraf | Salamut Yaylası
 

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Dereköy, Alanya’nın kuzeyinde, Toros Dağları'nın sırtında kurulmuştur. Yamaçlara serpilmiş küçük küçük yerleşim birimlerinden oluşan köye, 30 kilometrelik asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Yol virajlı fakat asfalttır. Torosların iç kısmına doğru yaklaşık bir saatlik otomobil yolculuğu ile çıkılır. Ulaşım sorunu olmayan yaylanın yaz nüfusu kış nüfusunun kat kat üstündedir.

Dereköyü genelde kışlıkçıların oturduğu çok eski bir yerleşim yeridir.

Kargı Çayı'nın aktığı vadisinin güney yamacında, çam ormanları içinde bulunan yayla, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı halindedir. Dereköy’e jeep konvoyları ile safari turları düzenlenir. Konaklama ve yeme içme için temel ihtiyaçları yayladan sağlamak mümkündür. Ziyaretçilere kır kahveleri, bakkallar, sağlık ocağı, et yemekleri sunan lokantalar hizmet vermektedir. Yaylada alabalık üretimi yapan ve servis hizmeti veren Ceren, Karakışla I-II ve Köprü Piknik olmak üzere dört tane turizm tesisi vardır. Bu tesislerden Ceren Piknik’e yaz sezonunda haftanın her günü, kış sezonunda ise haftada 2-3 gün tur gelmektedir.

Dereköy Yaylası'na, başta Show (her gün) olmak üzere Öger (haftada 2 kez), Tantur (haftada 2 kez), Reis (haftada 1 kez) ve Güllan (haftada 1 kez) adlı tur şirketleri safari turları düzenlemektedir. Otobüsler ve kiralık jeeplerle yaylaya gelen turistler, yayla kahvesine oturup halkla sohbet etmekte ve ayrılmadan önce köylülerin el ürünleri olan eşyaları satın almaktadırlar. Dereköy güzergâhı üzerinde Çinoğlu, Gedevet, Pınarbaşı, Mahmutseydi ve Türktaş yaylaları da ziyaret edilmektedir. Ancak bu tur güzergâhlarının içeriğinde genellikle yürüyüş yoktur. Yemek ve alışveriş molaları dışında turistler araçlarını terk etmemekte ve akşam Alanya’daki otellerine dönerek turu tamamlamaktadırlar. Sadece alabalık tesislerindeki çardaklarda hafta sonu tatillerini geçirmek için Alanya’dan yerli turistler gelmektedir. Yukarıda adı geçen yaylalar grubunu yılda yaklaşık olarak 10-15 bin turistin ziyaret ettiği tahmin edilmektedir.

Üzümü, inciri, pekmezi ve pestiliyle meşhur Dereköy Yaylası, günübirlik gezilere, piknik yapmaya, orman içinde yürüyüş yapmaya elverişlidir.

Fotoğraf | Dereköy Yaylası, Alanya
 

Devamını oku
Antalya'nın Yaylaları

Türkiye’de yaylacılık açısından geniş olanaklara sahip dağlarımızdan birisi de Toros Dağları’dır. Toros Dağları, Alp Dağları sisteminin güney kanadına ait olup geniş bir alana yayılırlar. Bu dağ kuşağının Antalya Körfezi’nin kuzeyinde kalan kısmı Batı Torosları oluşturur.

Batı Toroslar, sahip oldukları eşsiz güzellikteki manzaraları, gölleri, ormanları, yaylaları ve alpin çiçeklerle süslü çayırları bölge sakinlerini nisan ayından başlayarak, ekim ayına kadar kendisine çeker. Yöredeki tarımsal hayat tarzının karakteristik bir uygulaması olan yaylaya çıkma geleneği günümüzde yeni anlamlar yüklenerek sürdürülmektedir. Geleneksel yaylacılık faaliyetlerinde kullanılan yaylalar, fonksiyonel değişime uğrayarak insanların tatillerini geçirdiği sahalar niteliğini kazanmış ve turizm sektöründe değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede tatil anlayışları birbirine tamamen zıt olan iki farklı turist tipini aynı bölgede ağırlama olanağına sahip bulunan araştırma sahası, turizm sektöründe kendine önemli ayrıcalıklar sağlama durumundadır. Artık günümüzde Antalya yaylaları, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmuştur.

Fotoğraf | Toros Yaylaları

Antalya'nın Yaylaları

Alanya’nın kuzeydoğusunda Gündoğmuş sınırında yer alan Gökbel Yaylası, doğal güzellikleri ile yörenin en gözde yaylalarındandır. Akdağı eteklerinde kurulan ve deniz seviyesinden 2.050 metre yükseklikteki yayla, Alanya’ya 60 km uzaklıktadır. Gökbel Yaylası, Ketsel beldesinde yaşayan halkın yaz aylarında göç ettiği yaylaların başında gelir. Ketsellilerin yanı sıra yaylaya, Tosmur, Çitçilli, Çığlaklı kasabası ile Karakocalı köylerinden de çıkan olmaktadır. Yaz aylarını Gökbel’de geçiren hemen hemen herkesin yaylada ikamet edeceği bir evi vardır.

Sayfiye amacıyla kullanılan Gökbel Yaylası, yörenin en kalabalık yaylasıdır. Torosların sırtındaki bu yaylada elektrik enerjisi ve içme suyu gibi temel ihtiyaçlar hiç sıkıntı çekmeden karşılanabilmektedir. Ama suyu biraz kıttır. Ancak bu sorun Çıplaklı’dan getirilecek su ile çözülebilir. Yaylada bir cami, iki mescit, iki restoran, bakkal ve kahvehane bulunmaktadır. Gökbel’de yaylacıların manar dedikleri küçük evler çok fazla iken günümüzde modern evlerin çoğaldığı görülmektedir. Kar yağışının olduğu yaylada evlerin çatıları çinkodan yapılmıştır. 

Gökbel Yaylası'nda cuma günleri kurulan pazar, panayırı andırmaktadır. Gökbel’e yakın köy ve yaylalardan gelen satıcıların yanı sıra Gündoğmuş hatta Konya’dan bile gelenler olur. Orman üst sınırının yukarısındaki yaylada, geçmiş yıllarda hayvancılığın çok yaygın olmasına rağmen, günümüzde sadece iki ailede 10-15 küçükbaş (koyun, keçi) hayvan kalmıştır. Yaylaya çıkış zamanı okulların kapanış açılış tarihlerine bağlı olup, bu süre genelde 3-4 aydır. Gökbel Yaylası'nda yaz nüfusu 1.500 kişiyi bulur. Nüfus hafta sonları daha da artmaktadır. Her aile kendi evinin önünde fasulye, domates, salatalık, kiraz gibi sebze ve meyve yetiştirir. Kışın ise yaylada kimse kalmaz.

Gökbel’de son iki yıldır yayla şenlikleri düzenlenmektedir. Yayla, yaz aylarında buz gibi havası ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine doyumsuz bir yaz yaşatırken, Alanya’nın sıcağından kaçarak serin bir yaz geçirmek için Gökbel’i tercih eden halk da aynı zamanda atalarından kalan Yörük kültürünün unutulmadan, çağlardan çağlara taşınmasına katkı yapmaktadır. Yaylanın tüm hizmetlerini karşılayan Ketsel Belediyesi bu tür şenliklerin organizasyonunu da üstlenmektedir.
 
Fotoğraf | Gökbel Yaylası Güreşleri

Kaynak:
Antalya Kültür Sanat ve Edebi Hayat 8. Bölüm, Dünden Bugüne Antalya
 

Devamını oku

Sayfalar