Google+

Arama formu

Diyarbakır’da Gezilecek Yerler

Diyarbakır’da Gezilecek Yerler

Diyarbakır şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en çok tavsiye edilenleri Ramada By Wyndham Diyarbakır, Asuris Butik Hotel, Mitannia Regency Hotel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Hotel Kaplan Diyarbakır, Diyarbakır Otel, Malabadi Hotel. gibi otelleri tercih edebilir ya da en yüksek indirime sahip olanları merak ediyorsanız Demir Hotel Diyarbakır, Liv Suit Hotel, Park Vadi Hotel tesislerini incelebilirsiniz.

Diyarbakır otellerini Tatilsepeti.com üzerinden incelemek için tıklayın.
Diyarbakır otellerini Jolly Tur üzerinden incelemek için tıklayın.

Yüzyıllar boyunca pek çok kültüre ev sahipliği yapmış olan Diyarbakır’da gezilecek yerler bir hayli fazladır. Tarihî camiler, müzeler, kaleler, köprüler, han ve kervansaraylar gibi gezginlerin uğrak noktası olan onlarca yer vardır. Kimisi şehir merkezinde kimisiyse şehrin dışında olduğundan, Diyarbakır’ı bir günde gezmek mümkün değildir.

Diyarbakır Gezilecek Yerler

Diyarbakır'da gezilecek yerler denince akla ilk olarak Ulu Camii ve Medreseler gelmektedir. Şehir Burçları, Müzeler, Meryem Ana Kilisesi,  Dört Ayaklı Minare, Sülüklü Han, Kale ve Malabadi Köprüsü ise mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Şehirde uzunca vakit kalacaklar için ise görülmesi gereken diğer yerler: Safa Camii, Nebi Camii, Fatihpaşa Camii, Hüsrev Paşa Camii, Melik Ahmet Camii, İskender Paşa Camii, Zenciriye Medresesi, Ömer Şaddat Camii, Kadı Camii, Hacı Büzürk Camii, Arap Şeyh Camii, Lala Kasım Camii, Kurt İsmail Paşa Camii, Hadım Ali Paşa Camii. Adını andığımız Diyarbakır gezilecek yerler hakkında detaylı bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.


Diyarbakır Turları

Ulu Camii

Ulu Camii

MS 639 yılında İslam orduları Diyarbakır’ı ele geçirince Mar-Toma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle kurulan Ulu Camii, Anadolu’nun en eski camilerinden biridir. Oldukça sağlam olan caminin mimarisi kara taştan yapılmıştır. İslam aleminde "5. Harem-i Şerif" olarak tanınan caminin duvarlarında pek çok uygarlığın kitabesi görülmektedir. Farklı dönemlerde yaptırılan yapılar topluluğundan oluşan Ulu Camii; iki camii (Hanefiler ve Şafiler Bölümü), iki medrese (Mesudiye ve Zinciriye), doğu-batı maksuresi, minaresi, külliye ve dikdörtgen bir avludan oluşmaktadır. Camiye 3 yerden giriş imkânı vardır. Ana giriş kapısı kemerli olup burada boğa ve aslanın mücadelesini simgeleyen iki taraflı simetrik bir kabartma bulunmaktadır. Şafiler bölümünden Mesudiye Medresi'sine açılan kapıda ünlü bir güneş saati bulunmaktadır. 800 yıllık bu güneş saatini sibernetiğin babası kabul edilen El-Cezeri yapmıştır. 

Behram Paşa Camii

Behram Paşa Camii

1572 yılında Diyarbakır Valisi Behram Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Behram Paşa Camii, süslü minberi ve kesme taştan yapılmış olmasıyla dikkat çeker. Tek kubbeli caminin giriş kapısının üzerindeki ters düzende bulunan sağ ve sol sahanlarının bugün inşaatlarda kullanılan modern sıkıştırma tekniğiyle yapılmış olması, mühendisleri şaşırtmaktadır. Cami içindeki duvarlar belli bir yüksekliğe kadar 16. yüzyıl İznik çinileri ile süslüdür. Caminin diğer bir özelliği de kuzeyinde çift kademeli olarak yanlardan taşan beş sahınlı bir son cemaat yerinin olmasıdır. Bu caminin en önemli özelliği ise Mimar Sinan'ın 8 destekli yapılar planında inşa edilmesidir. Behram Paşa Camii, Beşiktaş Sinan Paşa ile başlayıp Kayseri Kurşunlu ile devam eden bu plan şemasının Diyarbakır'daki son aşamasını oluşturur. 
 

Dört Ayaklı Minare

Dört Ayaklı Minare

Balıkçılarbaşı semtinde yer alan ve pek çok isimle anılan Şeyh Mutahhar Camii, ününe ün katan dört ayaklı minaresinden dolayı Dört Ayaklı Minare Camii olarak da anılmaktadır. Yekpare taş sütun üzerinde dört köşeli olarak inşa edilmiş olan yapı, Anadolu’nun tek dört ayaklı minare örneğidir. Dört ayağın önemi, dört İslam mezhebini simgelemesinden gelir. Bir inanışa göre yedi defa sütunların altından geçenin dileği kabul olur. 1500'lü yıllarda Akkoyunlular tarafından yaptırılan cami, Sultan Kasım'ın isteği üzerine Şeyh Mutahhar'ın kabrinin bulunduğu arsa üzerine inşa edilmiştir. Minare, Akkoyunluların en önemli anıtsal eseridir. 

Mesudiye Medresesi

Mesudiye Medresesi

Ulu Camii’nin kuzeyinde, ona birleşik şekilde yer alan Mesudiye Medresesi şehirde yapılan ilk büyük medresedir. 1194 yılında Artuklu Melikül Mesut Kutbudin Ebu Muzaffer Sokman zamanında inşaasına başlandığı, üzerinde yer alan kitabeden anlaşılmaktadır. Motif ve kitabeleriyle önemli bir sanat eseri de sayılan medresenin avlusundaki mihrabın iki yanına ustaca yerleştirilmiş döner taş sütunlar binanın herhangi bir yerinde meydana gelecek çökmeyi veya kaymayı tespit için konulmuştur. Mesudiye Medresesi "Anadolu'nun ilk üniversitesi" kabul edilir. Medresedeki kitabeye göre burada dört Sünni mezhebe yönelik fıkıh dersleri verilmektedir. Kesme taştan iki katlı olarak inşa edilmiştir. Ortada kare şeklinde bir avlusu bulunur ve avluda iki katlı kemerler çeşitli süslemeler ve kabartmalarla zenginleştirilmiştir. 

Meryem Ana Kilisesi

Meryem Ana Kilisesi

Sur ilçesindeki Lale Bey Mahallesi’nde yer alan Meryem Ana Kilisesi, 3. yüzyıldan kalmadır. Diyarbakır’da Ortodoks Süryanilere ait faal durumda olan bu kilise, Geç Roma dönemine ait kapısı ve mihrabıyla dikkat çeker. Dört avlu, divanhane ve din adamlarının yaşadıkları bölümlerden meydana gelen kilisenin ahşap işçiliği, sütunları, sütun başlıkları, parmaklıkları, kürsüleri ve ikonaları ünlüdür. Daha önceleri Şemsiler'in tapındığı bir tapınak işlevini gördüğü düşünülen yapı MS 280 yılında kiliseye çevrilmiştir.  Kilise, Diyarbakırlı Süryanilerin ortak girişimiyle kapsamlı restorasyondan 2005 yılında geçilerek, tarihî kimliğini tümüyle yansıtan bugünkü görünümüne kavuşturulmuştur. 

Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi

Diyarbakır’ın ilk müzesi olan Arkeoloji Müzesi, önce Ulu Camii’nin devamı olan Zinciriye Medresesi’nde 1934 yılında açılmıştır. Ardından 1985 yılında Elazığ Caddesi üzerindeki, şimdiki binasına taşınan müzede Neolitik Çağ'dan itibaren Eski Tunç, Asur, Urartu, Helenistik, Roma, Bizans, Artuklu, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı devirlerine ait eserler sergilenmektedir. Geniş bir alan üzerine kurulu müzede ayrıca modern bir konferans salonu, çok amaçlı laboratuvarlar ve fotoğraf atölyesi yer almaktadır.

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi

Diyarbakır evlerinin en güzel örneklerden biri olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1910 yılında doğduğu bu ev, 1973 yılında Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak müze haline getirilmiştir. Şehir merkezinde, Camii Kebir Mahallesi’nde bulunan müzede edebiyat dünyasının önemli ismi Cahit Sıtkı Tarancı'nın eşyaları, şiirleri, mektupları ve kitapları sergilenmektedir. Ev iklim koşulları göz önüne alınarak 1733 yılında inşa edilirken yazlık, kışlık ve baharlık bölümlere ayrılmıştır. İçe dönük, orta avlulu ve çok pencereli bir yapıdır. Orta avlusunda yuvarlak bir havuzu bulunmaktadır. Yörenin evlerini çok güzel bir şekilde muhafaza etmektedir ve yakın zamanda valilik tarafından restore edilerek bugün çağdaş bir müze olarak hizmet vermesi sağlanmıştır. 

Ziya Gökalp Müzesi

Ziya Gökalp Müzesi

Diyabakır'da gezilecek yerlerden biri de Ziya Gökalp Müzesi'dir. Diyarbakırlı bir yazar olan Ziya Gökalp’in 1876'da doğup büyüdüğü bu ev, 1956 yılında müze haline getirilmiştir. İçerisinde Gökalp’in özel eşyaları, fotoğrafları, kütüphanesindeki kitapları ve yöresel etnografik eserler sergilenmektedir. 1806 yılında bazalt taştan inşa edilmiş olan bu iki katlı ev, sadece içeride sergilenenlerle değil, sivril mimarisiyle de ilgi çekicidir. Ev, Melik Ahmet Caddesi, Gökalp Sokak'ta yer alır. Diyarbakır yapılarına göre bazı farklı özellikler barındıran ev, avlu etrafında sıralanmış 3 kanattan oluşmaktadır. Bu kanatlar zemin ve tek katlı olarak inşa edilmiştir. Diyarbakır evlerinde bulunan havuz bu evde, avlunun ortasına konulmayıp eyvan içine yerleştirilerek farklı bir mimari düzen oluşturmuştur.

Deliller Hanı

Deliller Hanı

Hüsrev Paşa Hanı adıyla da anılan yapı 1527 yılında Diyarbakır Valisi Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında Deliller Hanı denilmesinin nedeni her yıl İslam ülkelerinden Hicaza gitmek üzere bu handa toplanan hacı adaylarını götürecek delillerin (rehberlerin) burada kalmalarındandır. İki katlı olan han, restore edildikten sonra 120 yataklı bir otel olarak hizmet veriyor. 300 kişilik restoranı ise yerli halkın da tercihleri arasındadır.

Hasan Paşa Hanı

Hasan Paşa Hanı

Ulu Camii'nin karşısında yer alan Hasan Paşa Hanı, üzerindeki kitabeden anlaşıldığı üzere, dönemin Osmanlı valilerinden Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1572-1573 yılları arasında yaptırılmıştır. 17. yüzyılda şehre gelen Evliya Çelebi, bu hanın “Kale misali, gayet metin ve müstahkem bir yapı” olduğundan bahsetmiştir. Deliller Hanı’ndan sonra Diyarbakır’ın ikinci büyük hanı olan yapıda günümüzde kafe, restoran, kitapçı ve antikacılar görülmektedir.

Sülüklü Han

Sülüklü Han

1683 yılında Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından yaptırılan tarihî Sülüklü Han, 2010’da restore edilerek kullanıma açılmıştır. İsmini, içerisinde bulunan kuyudan hekimlerin sülük çıkarmasından alır. Üst katların dinlenme odası, alt depoların ise hayvanların konaklama yeri olarak kullanıldığı han Kurtuluş Savaşı’nda süvari birliklerinin karargâhı olmuştur. Siyah bazalt taşından yapılmış olan Sülüklü Han'ın kapısında tarihçesini içeren bir kitabe bulunur. Bu kitabe 5 dilde yazılmıştır; Süryanice, Ermenice, Zazaca, Kırmançe ve Türkçe. Sülüklü Han'ın kahvaltısı, sütlü melengiç kahvesi ve şarapları meşhur. Bir zamanlar üç katlı, her katında 18 odanın bulunduğu ve zemin katının da ahır olarak kullanıldığı bir yer olan Sülüklü Han, günümüze sadece tek kat olarak gelebilmiş. Bugün yanyana masalarında şarap ve kahvenin bir arada bulunduğu oldukça turistik bir yerdir.

Malabadi Köprüsü

Malabadi Köprüsü

Malabadi Köprüsü

Diyarbakır’da bulunan Malabadi Köprüsü, 40.86 metre açıklığa sahip ana kemeri ile dünyanın en geniş kemerli taş köprüsü olma özelliği taşımaktadır. Artuklu Beyliği mirası olan köprünün iki yanında kervan ve yolcular için barınak ve odalar yer almaktadır.
Malabadi Köprüsü, Artuklu Beyliği döneminde, Timurtaş Bin-i İlgazi tarafından 1147 yılında inşa ettirilmiştir. Köprü, ünlü gezgin Evliya Çelebi’den Türk sanatı uzmanı Albert Gabriel’e kadar birçok önemli kişinin ilgisini çekmiş ve hayranlığını kazanmıştır. Evliya Çelebi köprünün mühendislik sanatına övgülerde bulunurken Albert Gabriel dönemine göre böyle bir köprünün inşa edilmesine karşı şaşkınlığını bildirmiştir. Gabriel, köprünün açıklığına Ayasofya kubbesinin sığabileceğini söylemiştir.
 

Diyarbakır Kalesi

Diyarbakır Kalesi

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan bu tarihî yapı, İç Kale ve Dış Kale olmak üzere iki bölümden oluşur. Yaklaşık 9000 yıllık olan surlar, Çin Seddi'nin ardından dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarı olarak kabul edilir. Diyarbakır Kalesi, 2015 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescillenmiştir. Surların uzunluğu 5,5 kilometre, yüksekliği 10–12 metre, kalınlığı ise 4–5 metredir. Dicle Vadisi'nden yaklaşık 100 metre yükseklikte geniş bir düzlük üzerine kurulmuş olan kalenin dış kısmında 82 burç vardır. İç Kale’de Saint George Kilisesi, Jandarma Binası, Eski Cezaevi, Cephanelik Binası, Aslanlı Çeşme gibi tarihî yapılar görülebilmektedir.

Diyarbakır Surları

Diyarbakır Surları

Diyarbakır Surları

Diyarbakır surları, yöre halkının beden diye adlandırdığı 5 kilometre uzunluğunda surlardır. Diyarbakır’ın 4 merkez ilçesinden birine de adını veren surlar, yerden yaklaşık olarak 10 – 12 metre yüksekliktedir. Tarihiyle olduğu kadar görsel güzelliği ile de giden yerli ve yabancı turistlerin hayranlığını uyandıran Diyarbakır surlarını görmediyseniz ilk fırsatta gezi rehberinize eklemelisiniz.